İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Donald Trump Ve Şi Buluşması

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Daha önce de yazdım ama, yinelemek isterim: Ben bu Donald Trump adlı şahsa, hiç, ama hiç inanmıyor ve güvenmiyorum!...Zira bu yaşamı kadar böyle bir cumhurbaşkanına, sözde bir Dünya liderine hiç rastlamadım, duymadım!...
Bu şahıs, benim Cumhurbaşkanıma çektiği yağları, aynen bu kez, Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı 
Xi Jinping (Şir Cinping)’e de çekmiş!..Koca Amerika’nın başındaki, cumhurbaşkanı sıfatı taşıyan bir şahsa hiç yakışmayan konuşmalar ve davranışlar, zaten hiç gözümde olmayan bu kişinin, tamamen gözümden de belleğimden de silinmesine neden olmuştur.
    Ülkemiz, savaşlardan, darbelerden falan geçmiş, demokratik bir sistem oluşturarak 1950 yılında yapılan seçimlerle, Demokrat Parti (DP)’yi iktidar yapmıştı. Bu günkü  Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin ağa-babaları, iktidara gelen DP  yönetimini kafaya almış ve arslan yürekli erler, erbaşlar, astsubaylar, subaylar ve generallerden oluşan bir Tugay’ımızı, Kore’ye göndermişti.
    Bu ilk Türk Tugayı, Kore Savaşı'na katılmak üzere Türkiye'den deniz yolu ile 17 Ekim 1950 tarihinde Kore'deki Pusan Limanı'na ayak basmıştı. 
Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 5.083 kişilik Tugay’ımız, 17 Eylül 1950'de İskenderun Limanından törenle uğurlanmış, uzun bir deniz yolculuğundan sonra 17 Ekim 1950'de Kore'ye varmıştı. Kore halkı tarafından "Kutup Yıldızı" (Şimal Yıldızı) olarak adlandırılan Türk askeri, hazırlıklarını tamamladıktan sonra 18 Kasım 1950'de aktif olarak cephede konuşlandırılmış idi… 
Benim askerim, Kore’ye ne için gitmişti?...
Türkiye NATO'ya girebilmek için, AB ve Birleşmiş Milletler (BM) Teşkilâtının çağrısı üzerine savaşa fiilen katılmıştı. Bir de Kuzey Kore’de komünistlerin, güneye yaptıkları baskılara karşı savaşmayı göze almıştı. 
Kuzey Kore'nin 25 Haziran 1950'de Güney Kore'ye saldırmasıyla Kore Savaşı başlamıştı. Doğan olarak komünist Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), bütün gücüyle, Kuzey Kore’nin yanında idi. ABD ise Güney Çin’e saldırmış, bizim Tugayımızı da, peşine takmıştı!...
Resmi kayıtlara göre, 1950-1953 yılları arasındaki Kore Savaşı'nda, resmi kayıtlara e 700'ü aşkın veya farklı kaynaklarda belirtildiği üzere 724 ile 900'ü arasında değişen sayıda şehidimiz olmuştu. Kuşkusuz çok sayıda da askerimiz yaralanmıştı. 
Bugün, savaşta yok olmaktan kurtardığımız Güney Kore, epey gelişmiş bir ülke durumundadır. Komünist Kuzey Kore ise, varlığını ve gücünü geliştirerek sürdürmektedir!...
Ben şahsen, dün de, bugün de, benim ülkemi ve milletimi ilgilendirmeyen savaşların içinde olmamızdan yana değilim. Ama ilgilendiren savaşlarda da sonuna kadar mücadele edilmesini arzu eder ve gerekirse, ben de elime silah alıp, savaşın içinde olmaktan kaçınmam…

***

Aynı ABD Kore Savaşından sonra, bir de Küba sorunu çıkarmış, neredeyse, komünist dünya ile bir savaşa daha ramak kalmıştı. 
Dün ÇHC’nin yaptığı densizlik, bugün de ABD tarafından yinelenmektedir…
    İkinci kez,ABD Cumhurbaşkanlığı görevine seçilmiş olan Donald Trump, durup dururken savaşlara yol açmıştır. Örneğin Venezuella Devlet Başkanı Maduroyu derdest edip, adamın elini koluna bağlayıp, ayaklarına pranga da vurarak, Amerika’ya gitürmüşlerdir…Ötedenberi Küba’yı yutmayı kafalarına yerleştirmiş olan Amerika’yı yönetenler, Trump’ı da tahrik ederek, orada da bir savaşın yapmasını körüklemektedirler…
    Derken aynı ABD’nin kapı komşumuz İran’a yaptıkları saldırılar!...
    Hürmüz Boğazında yol kesmeler, esip gürlemeler!...
    İsrail’deki Yahudi yöneticilere, “oturun oturduğunuz yerde!” diyeceklerine, “vurun, arkanızdayım” diye arka çıkmakta oluşunu Kabul edebilmemiz mümkün değildir…Halbuki Yahudi’nin işgal ettiği topraklarda ebediyen nasıl mutlu olabileceğinin planlamasını yaparak katkıda bulunsalardı, insanlığa ve Yahudilere dahi iyi hizmet edebilirlerdi.

*** 

 ABD İran’ çok kolay alt edebileceğini sanıyordu. Oysa evdeki hesap, çarşıya uymamış, koca Amerika, adeta madara olmuştur!...Çünkü ABD nasıl İsrail’in arkasında durabiliyor ise, ÇHC de İran’ın arkasındadır..Hadi bakalım, “el mi yaman, bel mi yaman?”…
    ABD tek başına çözemediği, ama çok arzu ettiği sorunu çözemeyeceğini anlayınca, Cumhurbaşkanı Donald Trump, ÇHC’ne gitti…ABD ve ÇHC liderlerinin başa baş görüşmelerinden sonra. Pekin’de düzenlenen zirvenin son gününde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e yönelik övgü dolu açıklamalarda bulundu. Trump, Şi ile ilişkisini çok güçlü diye tanımlarken, iki liderin İran’ın nükleer silah sahibi olmaması konusunda aynı görüşte olduğunu söyledi. 
Zirvenin ikinci günü, görüşmelerin somut bir anlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanamayacağını göstermesi açısından kritik bir aşama olarak değerlendiriliyordu. Trump'ın Şi'ye iltifat ederken kullandığı ifadeler ise tartışma yaratmıştı. ABD Başkanı, Şi'ye peş peşe övgüler dizerken Çinlilerle ilgili bir de gaf yaptı ve tüm gaflarında olduğu gibi bu kez de mütebessim gülümsemelere yol açtı”.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, iki günlük Pekin zirvesinin son gününde Çin liderlik yerleşkesi Zhongnanhai’de bir araya geldi. Liderler, resmi temaslar öncesinde Zhongnanhai Bahçesi’nde yürüyüş yaptı ve ardından baş başa görüşmeye geçtiler.
Trump, görüşme öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada Şi ile ilişkilerinin çok güçlü olduğunu ifade etti. ABD Başkanı, İran konusunda ortak bir tutum benimsediklerini belirterek, "Boğazların açık olmasını istiyoruz. Bunun sona ermesini istiyoruz çünkü orada durum biraz çılgın, biraz delice. Bu iyi bir şey değil, böyle olmamalı" ifadelerini kullandı.
Görüşmelerde Tayvan sorunu, ticaret, yapay zekâ rekabeti ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Trump, Pekin temasları boyunca Şi Cinping’e yönelik dikkat çekici ifadeler kullandı. Daha önce Fox News’e verdiği röportajda Çin lideriyle çok iyi bir ilişkisi olduğunu söyleyen Trump, "Gerçekten dostuz. O muazzam bir lider. Uzun süredir burada, çok güçlü, çok sağlam" demişti.
Zirvenin son gününde yapılacak görüşmeler öncesi kameralar karşısına geçen Trump, "Şi'nin Çin için fazla uzun boylu olduğunu" kaydederek, "O tamamen işine odaklanmış biri ve bu iyi bir şey. Oyalanması yok. Onun gibi birini bulamazsınız, fiziksel özellikleri bile öyle; bilirsiniz, uzun boylu, çok uzun boylu, özellikle de bu ülke için; çünkü buradaki insanlar genellikle biraz daha kısa boyludur" ifadelerini kullandı.
Şi Cinping ise görüşmede Zhongnanhai Sarayı’nın Çin tarihindeki önemine değindi. Çin lideri, Trump’ın 2017’de Florida’daki Mar-a-Lago tesisinde kendisine gösterdiği misafirperverliği hatırlatarak, "2017'de bana gösterilen misafirperverliğe karşılık vermek için özellikle burayı seçtim" açıklamasını yaptı.
Anlaşılan o ki Trump, Çin’de aradığını bulamadı ve el-elde, baş-başta, boynunu büküp, ülkesine gitmişti
 

Yazarın Diğer Yazıları