İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Millî Mücadeledeki Kahraman Kadınlarımızdan Domaniçli Habibe

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Domaniçli Habibe, Türk Kurtuluş Savaşı (Millî Mücadele) döneminde yaşamış, vatanseverliğiyle efsaneleşmiş bir Anadolu kadınıdır. Kütahya’nın Domaniç ilçesine bağlı bir köyde yaşayan Habibe Ana (veya Domaniçli Habibe), genç yaşta eşini savaşta kaybeden dul bir kadın olarak bilinir. Tek evladı olan oğlunu vatan sevgisiyle yetiştirmiş, onu asker olarak cepheye göndermiştir…

Yıl, 1920-1922. Ülkemizin bir kısmı Yunan ordusunun işgali altındadır. Yunan ordusu Bursa üzerinden İnegöl’e, oradan Domaniç dağlarını aşarak Kütahya ve Afyonkarahisar yönüne ilerlerken, bölge halkı düşmana karşı direniş örgütleri kurar…

Habibe Ana da, oğluna silahını verir ve onu İnegöl civarındaki Türk birliklerine katılmaya gönderir. Oğlu, anasının aşıladığı vatan sevgisiyle yola çıkar. Ancak oğlan, bir jandarma onbaşısının (ki bu kişi Yunan ajanıdır) kandırmasıyla veya birkaç altın karşılığında farkında olmadan ihanete karışır. Düşmana yol gösterir, haber taşır ve casusluk yapar. Bu ihanet, birçok Türk askerinin şehit olmasına neden olur.

İhanet haberi köye ulaşır: “Habibe ana oğlun, düşmana casusluk etti!”

            Habibe Ana, bunu duyunca beyninden vurulmuşa döner. Hiç tereddüt etmeden tüfeğini kuşanır, atına biner ve Domaniç’in zorlu dağ yollarından şimşek gibi iner. Erkeklerin bile cesaret edemeyeceği yolları aşarak oğlunun bulunduğu yere ulaşır. Oğlunu görmek istediğini söyler. Oğlu, annesinin geldiğini duyunca sevinçle koşar, elini öpmek için yaklaştığı anda Habibe Ana, kara feracesinin yeninde sakladığı silahı çeker ve tek kurşunla öz evladını vurur. Oğlunu kanlar içinde yere serdikten sonra arkasına bile bakmadan atını sürer ve ortadan kaybolur.

            Bu olay, vatan sevgisinin aile bağlarından üstün tutulduğu en çarpıcı örneklerden biri olarak tarihe yazılır. Habibe Ana, “İhanetin bedeli, ölümdür.” anlayışıyla hareket etmiş, evlat acısını vatanın kurtuluşuna feda etmiştir.

Bu hikaye, ünlü yazar Şükûfe Nihal‘in 1946’da yayımlanan “Domaniç Dağlarının Yolcusu” adlı kitabında detaylı anlatılır. 

Kitap, yazarın Domaniç yolculuğunda dinlediği, derlediği bilgilerden esinlenerek kaleme alınmıştır ve aynı yıl filme uyarlanmak istenmiş ancak sinema yangınında yok olmuştur.

Domaniç Belediyesi, 2023’te Habibe Ana anısına sembolik bir anıt yaptırmış ve bu anıt düzenlenen görkemli bir törenle açılmıştır.

Domaniçli Habibe, gerçek bir tarihî figür olarak kabul edilir ve Türk tarihinde “Vatan için evladını feda eden anne sembolüdür. 

Bu olay, Millî Mücadele’nin en trajik ve kahramanlık yönlerinden birini temsil eder. Şair Murat Karababa bu hazin olayı şöyle dizeleştirmiştir:

 

Yunanlılar Bursa’dan, Kütahya’ya geçerken
İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe
Kahpe düşman ülkemin, sularından içerken
İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Karargâh komutanı, Nazım Bey şehit oldu
Yediden yetmişe halk, bir hüzüne boğuldu
Eli silah tutanlar, cephelere koyuldu
İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Yirmi yıl emek vermiş, bir evlat büyütmüştü
Göğsünü gere gere, ona silah vermişti
Duyduğu ezikliği, ancak böyle yenmişti
İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Bu saf köylü çocuğu, gel gör ki; ne haldeydi
Bir hain onbaşının, hıyanet neferiydi
Yaptığı casusluğun, kendi bi haberiydi
İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Ardından dua edip, iyi haber beklerken
Casusluk haberiyle, korktu, ürperdi birden
Silahını kuşanmış, atına biner iken
İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Yıldırım hızı ile, İnegöle varmıştı
Zorlukla büyüttüğü, oğluna ulaşmıştı
Ancak onun yaptığı, sabrı çok zorlamıştı
İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Elini öpmek için, oğlu koşarak geldi
Lâkin bu yiğit kadın, onu bir hain bildi
Ne fikrinden vazgeçti, ne de yüzüne güldü
İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

            

Kara feracesinden, silahını çıkardı
Doğurup büyüttüğü, evlada nişan aldı
Bir kurşunla öldürdü, tarihte şanı kaldı
İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe 

 

Anadolu’nun dağ köylerinde halâ anlatılmaya devam eden bu hikâye, vatan, fedakârlık ve insanın içindeki en derin çatışmalardan birini simgeleyen güçlü bir anlatı olarak kültürel hafızadaki yerini korumaktadır. Tabii Murat Karababa’nın şu şiiriyle birlikte;

            

Yunanlılar Bursadan, Kütahyaya geçerken

İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

Kahpe düşman ülkemin, sularından içerken

İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Karargah komutanı, Nazım Bey şehit oldu

Yediden yetmişe halk, bir hüzüne boğuldu

Eli silah tutanlar, cephelere koyuldu

İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Yirmi yıl emek vermiş, bir evlat büyütmüştü

Göğsünü gere gere, ona silah vermişti

Duyduğu ezikliği, ancak böyle yenmişti

İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Bu saf köylü çocuğu, gel gör ki; ne haldeydi

Bir hain onbaşının, hıyanet neferiydi

Yaptığı casusluğun, kendi bi haberiydi

İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Ardından dua edip, iyi haber beklerken

Casusluk haberiyle, korktu, ürperdi birden

Silahını kuşanmış, atına biner iken

İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Yıldırım hızı ile, İnegöle varmıştı

Zorlukla büyüttüğü, oğluna ulaşmıştı

Ancak onun yaptığı, sabrı çok zorlamıştı

İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Elini öpmek için, oğlu koşarak geldi

Lakin bu yiğit kadın, onu bir hain bildi

Ne fikrinden vazgeçti, ne de yüzüne güldü

İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

 

Kara feracesinden, silahını çıkardı

Doğurup büyüttüğü, evlada nişan aldı

Bir kurşunla öldürdü, tarihte şanı kaldı

İçten içe yanardı, Domaniçli Habibe

Yazarın Diğer Yazıları