Hazreti Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye göç etmesiyle birlikte inşa edilen Mescit’te, sesinin çok güzel olduğunu bildiği kölesi Bilal-i Habeşi’ye ezan okumasını söyler. O tarihten sonra da, her namaz vaktinde ezan okunur.
Rahmetli babam, ilkokula başladığım yıldan itibaren, tatil günlerinde din dersleri almam için beni, evi Ulu Camiin karşısında bulunan Hüseyin Hoca’ya gönderirdi. Hocamın kuşkusuz başka talebeleri de vardı ve bize ezanı usulüne göre okuma talimleri de yaptırırdı. Sesim güzeldi ve zaman zaman uygulamalı derslerde benim okumamı söylerdi.
Hocamın motivasyonu ile, cesaret buldum ve heyecanımı da yenerek, Çavuşbaş Camii minaresine çıkarak ezan okumaya başladım. Sonra, caminin efsane müezzini Ahmet Emmi’nin, sabahın çok erken saatlerinde evine gidip, anahtarları alıp, caminin kapısını açtım ve minareye çıkarak sabah ezanını okudum ve bu bir süre devam etti. Ki o devirde, hoperlör yoktu ve ezan çıplak sesle ve canlı okunurdu. Benim ezan tutkum, o çocuk yıllarımda başladı…
Sonraki yıllarda öğrenim için gittiğim İstanbul’da, muhteşem camilerde okunan ezan seslerini işittiğimde yüreğim allak bullak olur ve çok duygulanırdım. O duygular sırasında yazdığım “Ezan Sesleri” başlıklı öykümü, din adamlarımızın yayımladıkları “Hakses” adlı dergiye gönderdim ve yayımlandı…
Tüm içtenliğimle vurgulamak isterim ki, bugün de ezan sesleri beni benden alır gider!...Ancak, ezanı okuyan kişinin sesi kötü ise ve hele hele bir de ezanı usulüne ve makamına uygun okumuyorsa, kulaklarımı tıkayasım gelir…
Çünkü benim çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın bir müezzini vardı ki, o yalnız minarede okuduğu ezanlarla değil, camideki ibadetin bütün aşamalarındaki müezzinlik fonksiyonu ile gönülleri fethederdi…
***
O müezzinin adı Abdullah Uluçelik idi. Ama ona herkes Çelik Abdullah derdi. Muhteşem ve de çok etkileyici bir sesi vardı.
Afyonkarahisarlı’nın onu çok sevmesinin bir nedeni de, yöremizin türkülerini mükemmel okumasıydı. TRT repertuvarında yer alan Afyonkarahisar türkülerinin çoğu ondan derlenmişti. Özellikle 26-30 Ağustos tarihlerinde kutlanan Zafer Haftası boyunca, TRT radyolarında, ondan derlenen ve bizzat onun sesiyle sunulan türküler çalınır ve çığırılırdı…
Daha sonraki yıllarda, yine hemşehrimiz diyebileceğimiz, halk türkülerimizin büyük sesi ve ustası Nezahat Bayram, Afyonkarahisar türkülerini icra etmiş ve yanlışlıkla bu türkülerin Nezahat Bayram tarafından repertuvara kazandırılmış olduğu gibi yanlış bilgilendirme yapılmıştır. Esasen, Nezahat Bayram, ilimiz türkülerini bütün özellikleriyle Çelik Abdullah’tan öğrenmiştir.
Bilmeyen genç hemşehrilerim için şunu da eklemek isterim. Türk halk türkülerinin usta ses sanatçıları Nezahat Bayram, Necla Erol ve Ülkü Yürükoğlu üç kardeştir ve babaları uzun yıllar Afyon Gar’da demiryollarında görev yapan bir yarı hemşehrimizdir.
Abdullah Uluçelik, örnek bir müezzin idi. Uzun yıllar İmaret (Gedik Ahmet Paşa) Camii müezzinliği yapmıştı. O beş vakit ezanları, usulüne uygun bir biçimde okuyarak, adeta ezanlara musiki katarak, ezanın zevkle dinlenilmesini sağlayan bir din adamı idi.
O mükemmel bir hafızdı; onun okuduğu mevlitler, dinleyenlerin hafızalarından silinmemişti.
O güzel sesiyle, sadece Afyonkarahisar türkülerini değil, tüm Türk halk türkülerini çok güzel okuyan bir sanatçı idi… Eğer o gençlik yıllarında sahneye çıkmış olsaydı, mesela günümüzdeki ses ve üslûp fukarası, sözde ses sanatçılarının arasında en büyük değerlere sahip olurdu…
Abdullah Uluçelik, unutulmaması gereken müstesna insanlardan biriydi. Şehrimizin ilgili resmi kuruluşları ve kişilerin onun unutulmaması için bir şeyler yapmaları gerektiği kanaatindeyim.
AFYONKARAHİSAR TÜRKÜLERİ
Merhum Osman Attilâ, “Afyonkarahisar Türküleri” adlı kitabının önsözün de “biz içimizi türkülere dökmüşüz” der. Bu Milletimizin en önemli özelliklerinden biridir. Dolayısiyle, ilimiz ve Afyonkarahisar’ımız için “yakılan” türkü sayısı da bir hayli çoktur. Ama bu türkülerden bazılarının sözleri de, nağmeleri de, Ülkemizin öteki kentlerinde yakılan türkülerden farklı özellik gösterir…
Ülkemizde yaratılan çok sayıdaki türkülerin notaya alınması, kaydedilerek, radyo ve televizyonlarda, ünlü ses sanatçıları tarafından okunmasının sağlanması hususunda büyük katkıları olar Merhum Muzaffer Sarısözen'in Abdullah Uluçelik'ten derlediği türkülerden birisi “Hezin hezin gir kapıdan içeri”, birisi de “Dam başına asa da göymüş galbırı” dizeleriyle başlayan türkülerimizdir.
Türk Halk Musikisinin ustalarından bir diğeri olan Nida Tüfekçi ''afyon'un en çok sevilen iki türküsünün bunlar olduğunu bir programda söylemiştir. Bu iki türkünün sözlerini sunmak isteri
-1-
Dam başına da asa da goymuş galbırı
Bekarları da yatağından galdırı
Bu dert bizi de iflah etmez öldürü
Aman yadlar da evleriniz nerd'olur
Eller sarar yüreğime aman derd olur
Gapardına da asa da goymuş eleği
Anasının da möhür gözlü meleği
Yiğitlerin de bir tanecik dileği
Aman yadlar da evleriniz nerd'olur
Eller sarar yüreğime aman derd olur
Muzaffer Sarısözen ve Nida Tüfekçi gibi iki ustanın, çok beğendikleri bu iki türkünün dışında da, çok güzel, başarı ile yazılıp, okunmuş ve üne ulaşmış türkülerimiz vardır. Örneğin;
-2-
Afiyon’un ortasında Galesi
Üzerinde vardır Gızlar Gulesi
Zümrüt gibi yeşillenmiş Ovası
Ay karanlık gece vurdular beni
Yarin yazmasına sardılar beni
Galecik’den ayva gelir gar gelir
Gümüş yüzük parmağına dar gelir
Ben de sandım efem yar gelir
Ay karanlık göremedim yolumu
Bilemedim cerrah kesti golumu
Bilindiği gibi çok sevilen, çok bilinen ve hem Türk Halk Müziği, hem de pop mozik tarzında okunan bir türkümüz vardır. Bu güzel türkülerimizi yaratanları, bu günlere kadar yaşatanları hayırla ve şükranla yad etmek isterim. Allah hepsinden razı olsun.
-3-
Karahisar kalesi yıkılır gelir
Kakülü boynuna dökülür gelir
Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir Mevla’dan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım
Ben bir koyun olayım sen de bir kuzu
Meleye meleye getirem yazı
Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir Mevla’dan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım
Kapıma bağladım da kınalı koçu
Harmanı kaldırdım kız senin için
Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir Mevladan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım
-4-
Hezin hezin gir kapıdan
Sensin gönlümü avudan
a yarim aman da aman
ellere demen
oynayışın sallanışın
bulanışın ırlanışın
del'etdi beni aman aman
kül etdi beni
ah yatamadım mis kokudan
aman Fadik edalı Fadik
gümüşten dökmeli Fadik
a yarim aman da aman
ellere deme
oynayışın sallanışın
bulanışın irlanışın
del'etdi beni aman aman
kül etdi beni
kapıyı açtım Fadik kaçtı
ince belden şalvar uçtu
a yarim aman da aman
ellere deme
oynayışın sallanışın
bulanışın ırlanışın
del'etdi beni aman aman
kül etdi beni