İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Tarih-Kadın Hakları-Felsefe Yazarı Fatma Aliye Hanım (Vefatının 90.Yılında Anarken)

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Tanzimat'tan İkinci Meşrutiyet'e uzanan süreçte roman, felsefe, İslam, kadın hakları ve tarih üzerine eserler vermiş olan Fatma Aliye Hanımı vefatının 90.yıldönümünde şükranla, rahmetle ve hayırla yâdederek, anıyorum. Edebiyat tarihimizde ilk roman yazarı olan Fatma Hanım Atatürk’ün de takdirlerine mazhar olmuş, 2009 yılında tedavüle çıkarılan, kâğıt 50 Türk lirasının arkasında da portresine yer verilmiştir.

Fatma Aliye Hanım, 22 Ekim 1862'de İstanbul'da doğdu. Hukukçu ve tarihçi Ahmed Cevdet Paşa ile Adviye Hanım'ın kızıdır. Kendisine özel bir eğitim verilmese de ağabeyi Ali Sedat Bey'in evde özel hocalardan aldığı dersleri dinleyerek,nde kendini geliştirdi. Fransızca merakının ortaya çıkması üzerine ders alarak bu dili çok iyi düzeyde öğrendi.

Fatma Aliye Hanım, 17 yaşında iken 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi'ndeki Plevne Savunması ile ünlü Gazi Osman Paşa'nın yeğeni Kolağası Faik Bey ile evlendi, Hatice, Ayşe, Nimet ve İsmet adlarında dört kız Dünyaya getirdi. Kızları hakkında geniş bir bilgi olmamakla birlikte İsmet Hanım'ın evden kaçarak din değiştirdiği, Katolik bir rahibe olduğu bilinmektedir.

            Evliliğinin ilk 10 yılında ancak eşinden gizli olarak kitap okuyabilen Fatma Aliye Hanım, eşinin bu konudaki tutumunun değişmesinden sonra onun izni ile tercümeler yapmaya başladı. Edebî yaşantısı 1889 yılında Georges Ohnet'in Volonté adlı romanını Meram adıyla çevirmesi ile başladı. Bu romanı "Bir Hanım" imzasıyla yayımlamıştır. Bu başarısıyla babasının dikkatini çeken Fatma Aliye Hanım, kendisinden ders almaya, fikir tartışmaları yapma olanağına kavuşmuştu. "Bir Hanım"ın gösterdiği çabalar, ünlü yazar Ahmed Midhat Efendi tarafından Tercüman-ı Hakikat gazetesinde övüldü ve yazar kendisini manevi kızı kabul etti. Fatma Aliye Hanım, bu ilk çevirisinden sonraki çevirilerinde "Mütercime-i Meram" takma adını kullandı.

1891 yılında Ahmed Midhat Efendi ile birlikte Hayal ve Hakikat adlı romanı yazdı. Romanın kadın ağzından olan kısmı Fatma Aliye Hanım'ın, erkek ağzından olan kısmı Ahmed Midhat Efendi'nin kaleminden çıkmıştı. Eser, "Bir kadın ve Ahmed Midhat" imzasıyla yayımlandı. Bu romandan sonra ikili uzun süre mektuplaşmış ve bu mektupları Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlanmıştır.

            Kadın haklarına aile çerçevesinden baksa da radikal feminist düşüncelere sahip değildir. Ancak Fatma Aliye, kadın haklarına dönemine kıyasla sorgulayıcı yaklaşmıştır. Fatma Aliye, kadınların gelişiminin önündeki en önemli engeli erkekler olarak görmüş, Kadın haklarını İslamî bakış açısından kopmadan savunmuş, çok eşliliğe karşı çıkmış ve kadınların boşanma hakkını savunmuştur. Kadınların eğitimini önemsemiştir. 

Fatma Aliye Hanım, 1892 yılında Muhadarat adlı ilk romanını kendi adıyla yayımladı. Bu romanında, bir kadının ilk aşkını unutamayacağı inancını çürütmeye çalıştı. 1899 yılında yayımlanan Udi adlı romanında görevi üzerine gittiği Halep’te yaşamına tanık olduğu bir kadın udiyi anlattı. Bu kitapta mutsuz bir evlilik yapan Bedia'nın hikâyesini dönemine göre çok yalın bir dille anlatmıştır. Reşat Nuri Güntekin, edebiyata ilgisini güçlendiren yapıtlar arasında lalasından dinlediği romanlardan sonra Fatma Aliye Hanım'ın Udi romanını sayar. Eserlerinde kadın gözüyle evlilik, eşler arasındaki uyum, aşk ve sevgi kavramı, birbirini tanıyarak evlenmenin önemi gibi mühim konuları işleyen Fatma Aliye Hanım'ın diğer romanları RefetEninLevayih-i Hayat adlarını taşır. Yazar romanlarında bireyleşme çabasında olan, çalışan, para kazanan, erkeğe ihtiyaç duymayan kadın kahramanlar yaratır.

            Fatma Aliye Hanım, edebî eserlerinin yanı sıra kadın sorunları ile ilgili de eser vermişti. Hanımlara Mahsus Gazete'de kadın sorunlarına ilişkin makaleler yazdı ve muhafazakâr görüşlerden kopmadan kadın haklarını savundu. 1892'de yayımlanan Nisvan-ı İslam adlı kitabında Avrupalı kadınlara İslam'da kadının durumunu anlattı. Romanlarında daha modern kadın kahramanlar yaratan yazar, bu kitapta, makalelerinde olduğu gibi, eski gelenekleri savunmuştur.

            1893 yılında Ahmed Midhat Efendi tarafından yazılan Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu (Bir Muharrire-i Osmaniye'nin Neşeti) adlı kitap ününü artırdı. Bu kitap Ahmet Mithat'ın Fatma Aliye'yi anlattığı yazıları ve Fatma Aliye'nin doğrudan kendisini anlattığı mektuplarından oluşmaktadır. Fatma Aliye mektuplarında, bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme coşkusunu anlatır.

Fatma Aliye Hanım'ın edebiyat dışındaki uğraşı alanlarından bir başkası ise yardım cemiyetleri idi.    

            1897 Osmanlı - Yunan Savaşı'nda yaralanan askerlerin ailelerine yardım edebilme amacıyla Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazılar yazdı, "Nisvan-ı Osmaniye İmdat Cemiyeti" adlı bir dernek kurdu. Bu dernek, ülkedeki ilk resmî kadın derneklerinden biridir. Fatma Aliye Hanım, Hilal-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti'nin de ilk kadın üyesidir.

            1914 yılında yazdığı Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı son yapıtıdır. Bu romanında Meşrutiyet sonrası siyasal yaşamı ortaya koymayı amaçlamıştır. Resmî tarih tezlerine muhalefet ediyor olması, edebiyat dünyasından dışlanmasına yol açmıştır.

            İlk Türk kadın romancı olma özelliği ile Avrupa ve Amerika basınında kendisinden söz edilen Fatma Aliye Hanım'ın “Nisvan-ı İslâm” adlı eseri Fransızca ve Arapçaya, “Udî” adlı romanı Fransızcaya çevrilmiştir. Émile Julliard adlı bir Fransız yazarın Doğu ve Batı Kadınları adlı kitabını Fransız gazetelerine yazdığı bir mektupla eleştirmesi Paris'te büyük yankı uyandırmıştır. Eserleri 1893 yılında Chicago'da Dünya Kadın Kütüphanesi Kataloğu'nda sergilenmiştir. Fatma Aliye Hanım'ın II. Meşrutiyet yıllarına kadar yaygın bir ünü olmasına rağmen zamanla unutulmuştur.

ilk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesidir.

İlk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesi olan Fatma Aliye Hanım, soyadı yasasından sonra 'Topuz' soyadını aldı. 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etti, cenazesi Feriköy Mezarlığı'na defnedildi.

            Fatma Aliye Hanımın adı, İstanbul Beyoğlu ve Ankara Çankaya'da birer sokağa verilmiştir.

2009 yılında tedavüle çıkarılan 50 Türk lirası banknotlarının arka yüzünde portresi vardır. 

            Eserlerinden bazıları şunlardır:

Roman: Ref'et (1898),Udi (1899),Enin (1910),Muhadarat(1892),Hayal ve Hakikat(1892). 

Çeviri: Meram (1890)

Yaşam öyküsü ve tarih: Namdaran-ı Zenan-ı İslamıyan (Ünlü İslam Kadınları) (1892),

Teracim-i Ahval-ı Felasife (Felsefecilerin Yaşamları) (1900 ve 2006) 

            Osmanlıda Kadın: "Cariyelik, Çokeşlilik, Moda"

Ayrıca Fatma Aliye üzerine Ahmed Midhat'ın Fatma Aliye Hanım yahud Bir Muharrire-i Osmaniye'nin Neşeti (1893) adlı bir incelemesi vardır.

            Fatma Aliye-Mahmud Esad. Çok Eşlilik: Taaddüd-i Zevcat. Editör: Firdevs CANBAZ. Hece Yayınları 2007

            Kosova Zaferi/Ankara Hezimeti: Tarih-i Osmaninin Bir Devre-i Mühimmesi (1915)

            Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı (1913), Tedkik-i Ecsam (1901)

 

Fatma Aliye Hanım Hayatı Sanatı ve Udi Romanı: Hüseyin Kahya tarafından Kocaeli Üniversitesinde 2005 yılında tez olarak hazırlanan bir çalışmadır. Bu çalışmada sanatçının hayatı, sanatı ve eserleri tanıtıldıktan sonra "Udi" adlı romanı yeni yazıya aktarılıp tahlil edilmiştir.

Fatma Aliye Hanım ve Mahmud Esad Efendi arasında geçen çok eşlilik tartışmaları derlenerek Çok Eşlilik adıyla 2007'de yayımlandı. 

Uzak Ülke (2007), Fatma Aliye Hanım üzerine Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun yazdığı biyografik bir roman çalışması.

Murathan Mungan'ın "Son İstanbul" adlı eserindeki kadın kahraman da Fatma Aliye’dir.

İstanbul Şehir Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Modern Türkiye Çalışmaları Merkezi de 26-27 Aralık 2015'te “Fatma Aliye Hanım Sempozyumu” düzenledi.

Yazarın Diğer Yazıları