İnsan özellikle ölümü hatırlayınca, ölümlü hadiseler olunca, özellikle dünyada biraz serveti zenginliği olan insanların vefatından sonra da şöyle diyebiliyorlar: Dünya boşmuş. Tabii bunu dünyada zenginliğin, malın mülkün servetin, mevkinin makamın, şanın şöhretin bir zaman geldiğinde çok fazla bir şey ifade etmediğini belirtmek amacıyla söylüyorlar. Bu açıdan bakıldığında dünya hayatı boş görülebilir. Lakin dünya hayatı bir imtihan yeridir ve bu imtihan dünyasında insan ebedi saadeti kazanmak için ona göre yaşamalıdır. Bu açıdan baktığımızda da Dünya dolu bir yerdir. İnsanın ne kadar ömrü olursa olsun bunu dolu dolu yaşaması gerekir. Dünya ahiretin tarlasıdır denilmiştir, dünyada ne ekersen ahirette onu biçersin. Buna göre dünya hayatını tanzim etmemiz gerekiyor. Yüce Allah kur'an-ı Kerim'de ‘’Biz insanı dünyada başıboş bırakmadık’’ diyor. İnsana, akıl irade ve sorumluluk verilmiş, insan aklıyla, iradesiyle bu sorumluluğu yerine getirmesi gerekir. Dünya boş diye her şeyi boşlamak, nasıl olsa bir gün öleceğiz diyerek boş vermiş davranmak akıllı insanların yapacağı iş değildir. Bir fani dünya hayatını ebedi bir hayata çevirmek için üzerimize düşen görevi yerine getirmeli, sorumluluklarımızın farkında olmalıyız.
Dünyayı sadece kısa bir yaşamdan ibaret görenler, dünyada zenginliğe servete, şana şöhrete, mevki ve makama çok fazla arzu duyabilirler ancak dünya sadece bunlardan ibaret değildir. İnsan dünyada zenginlik sahibi de olabilir, mevkisi makamı da olabilir, halk içinde bir şöhreti de olabilir ancak bunları kibir ve gurura kapılmadan, dünyada Yüce Allah'ın rızasına uygun olarak yaşayabilirse o dünyayı bu açıdan da dolu dolu yaşamış olabilir. Diğer yandan herhangi bir zenginliği olmayan, şana şöhrete, mevki makama sahip olmayan nice Allah dostları da insanlar içinde vardır. Onlar bu dünyayı gerçekten yaşayışlarıyla dolu bir hale getirmişlerdir. Demişler ki; Harabat ehlini hor görme zâkir, defineye mâlik viraneler var! İnsanların içinde olup da insanların fark edemediği nice güzel insanlar, Allah dostları bulunur. Bazı insanlar bunlara burun kıvırarak meczup, pejmurde ve deli yakıştırması yapabilir, onların içinden nice defineler çıkar. Dünya hayatını dolu dolu yaşayacaksak, önce bizi yaratanı razı etmek durumundayız. İnsanları razı etmeden Yaratanı razı etmek asli görevimiz olmalıdır. Yaratan razı olunca insanlar da ekseriyetle razı olurlar. Çünkü Yüce Allah bizden hep güzel şeyleri, doğru şeyleri ve insanların faydasına olan amelleri yapmamızı istiyor. Kötülüklerden uzak durmamızı, insanlara zarar veren maddelerden uzak kalmamızı, kendimizi ehlimizi ve neslimizi korumamızı istiyor. Bunların hangi birisi yanlış olabilir. Elbette bütün insanları razı edemeyiz öyle bir yükümlülüğümüz de yok, herkesi razı ediyorsak zaten orada yanlış giden bazı işler vardır. İnsanlarla güzel geçinmeli, güzel ahlak kurallarına göre yaşamalı ve ilişkilerimizi samimi bir şekilde dostane tutmalıyız. Yaratılanı, Yaratandan dolayı sevmeliyiz Yunusca. İnsanları razı edeceğim diyerek yanlış işlere, zararlı alışkanlıklara girmek de doğru bir şey değildir. Bu anlamda arkadaşlarımızı doğru seçmek bizler için çok önemli bir konudur. Eskiler şöyle derlerdi: Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Nice arkadaş vardır insanı gül bahçesine götürür nice arkadaş vardır karga gibi insanı çöplüğe götürür. Herkes meşrebine göre davranır. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir denilmiştir kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de. Dünyada bu oyun ve eğlenceye çok fazla dalmadan, Yüce Allah'ın istediği gibi bir kul olmak bizim dünyadaki asli görevimizdir. Bu şekilde yaptığımız takdirde dünyayı ne kadar yaşarsak yaşayalım dolu dolu yaşamış oluruz ancak dünya hayatını tamamen bir oyun ve eğlenceden ibaret görüp ona göre yani heva ve hevesimize göre yaşarsak isterse yüzyıl yaşayalım, Dünya hayatını boş yaşamış oluruz. Hayatının son demlerini yaşayan bazı yaşlılarımızdan dinlediğimizde kimilerinde pişmanlık ifadesi görürüz, kimilerinde de bir tatmin duygusu. Bazısı der, seksen sene ömür sürdüm nasıl geçti anlamadım keşke daha dikkatli bir şekilde yaşasaydım. Bazısı da der, dünyada ne yaşanılması gerekiyorsa yaşadım. Rabbimin rızasına uygun olarak da yaşamaya gayret ettim ben üzerime düşeni yaptım bundan sonrası takdir-i ilahidir der. Bu bağlamda tekrar düşünmek lazım dünya hayatı boş mu dolu mu veya nasıl yaşarsak dünya boş olur nasıl yaşarsak dünya dolu olur. Bunun değerlendirmesini kendi nefsimizde yapıp tefekkürle sağlamasını yapalım..