Lokman Özkul

Eğitimciye şiddet kabul edilemez

Lokman Özkul

Gün geçmiyor ki, toplumumuzda şiddet olayları kendini hissettirmesin. Eğitimciye şiddet, sağlıkçıya şiddet, kadına şiddet, çocuklara şiddet vb.. süregidiyor. Şiddet sağlıksız bireylerin, psikolojik sorunu olanların başvurduğu bir acziyet durumudur. Sözle, karşılıklı diyalogla anlaşabilme yeteneğinden mahrum insanlar acziyetlerini bu şekilde gideriyor. Üniversitede eğitim dersi hocamız, bize şu şekilde söylerdi: ‘Eğer öğretmen olduğunuzda, öğrenciye dayak atma gibi bir durumunuz olursa, kendinize, ben acizim benim başka bir şeye gücüm yetmiyor onun için bu yola başvuruyorum’ deyin derdi. Öğrenciye şiddete de karşı olduğumuzu tekrar belirtmekte fayda var. Hocamız da zaten böyle bir yola başvurmamamız için bizi bu yöntemle uyarıyordu.
Öğrenciye şiddet olmaması gerektiği gibi, öğretmene, okul idarecisine veya başka bir çalışana da şiddet uygulamak insanlık suçudur. Münferit olaylar yaşandığı gibi, üst üste birçok olay da yaşanabiliyor. Geçen hafta içinde; Şanlıurfa’da bir okul müdürü, kendisini uyardığı bir şahıs tarafından muşta ile yaralandı. Adana’da bir kız çocuğumuzun abisi, kız kardeşini okutmamak için okuldan alma düşüncesiyle gittiği okulda beş öğretmen arkadaşımızı darp etti. Bu çağda bu kafa, 21. Yüzyılda hala ilkelllik barındıran çağdışı yaklaşım maalesef bazı muhitlerde devam ediyor. Bir başka olayda ise, anne baba, öğretmeni okul çıkışında dışarıda bekliyor ve konuşma bahanesiyle yanlarına çağırıp, hiçbir şey söylemeden direk vurmaya başlıyorlar ve bunu öğrencilerin karşısında yapıyorlar.Ne kadar acı bir durum, burada acınılacak olan bu ebeveyn. Hz. Ali’nin ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ dediği eğitimciler maalesef şiddete maruz kalıyor. Sağlıkçılara yapıldığı gibi, eğitimciler için de düzenlemeler yapılmalı, cezalar caydırıcı hale gelmelidir. Şiddetin her türlüsüne karşıyız. Şiddet şiddeti doğurur, şiddet eylemleri içerisinde yetişen insanlar, ailelerde çocuklar, daha sonraki zamanlarda şiddet yanlısı oluyorlar, Çocuklukta gördüğü şiddet durumunu daha sonra kendileri de başkaları üzerinde uyguluyorlar. Bu eğitim öğretim görmüş, aydın görünümlü bir insan da olabilir onun yanında herhangi bir eğitimi olmayan cahil bir kimse de olabilir. Şiddet kişilik bozukluğu olan insanlardan hasıl olur. Bu insanların psikolojik tedaviden geçmeleri gerekir. Ebeveynler, çocuklarını yetiştirirken şiddetten uzak durmalı, dayak arsızı yapmamalı, çocuklarını; bir birey olarak kabul etmeli ve onlarla sözlü iletişimle anlaşmalıdır. Çocuklarının okulla ilgili mevzularında da öğretmenleriyle diyalog içinde olmalıdırlar. Herhangi bir anlaşmazlık durumunda diyalog süreci devre dışı bırakılmamalı, eğer öğretmenleriyle sorunu çözemiyorlarsa okul idaresine veya daha üst birimlere de çözüm için konuyu taşıyabilirler. Sorunlar iletişimsizlikten oluşuyor genelde. Çözülemeyecek hiç bir sorun yoktur. Yeter ki iyi niyet olsun..
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘İlim Çin’de dahi olsa gidip alınız’ buyurmuştur. Bilginin ve öğretenin değeri vurgulanmak istenmiştir bu hadiste. Eğitici öğretici bu kadar değerli iken, onlara şiddetle yaklaşmak, insani özelliklerden tamamen mahrum olmak demektir.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de ‘Hiç Bilenlerle Bilmeyenler Bir Olur mu’ diyerek, eğitici ve öğreticinin önemini ortaya koyuyor. Bu kadar değer verilen eğitimci ve öğreticilere şiddetle yaklaşmak, gözü dönmüşlüktür, akıl ve mantığın devreden çıkması, kısacası insani hasletlerden tamamen sıyrılması demektir. Ebeveynlerimiz bizim öğrenciliğimizde, bizi öğretmenlere teslim ederken ‘eti senin kemiği benim’ derlerdi. Eğitim amaçlı dayak yediğimizde de, bir de onlar gel bir de biz okşayalım derlerdi. Bu da doğru bir yöntem değildi, eti senin kemiği benim gibi bir anlayış da olamaz, kabul edilemez. O zamandan bu zamanlara geldik, nereden nereyeee..

Yazarın Diğer Yazıları