Hayatımızı planladığımız veya davranışlarımızı ona göre düzenlediğimiz düşüncelerden konulardan birisi; el alem ne der düşüncesidir. Bazıları, özellikle bazı ilahiyatçılar bunu biraz daha ileriye götürüyor ve el alem ne der putu gibi bir yaklaşım gösteriyorlar. Allah ne der kaygısı yerine, el alem ne der kaygısına düşersek Allah muhafaza bu düşüncedekileri haklı bile çıkarmış olabiliriz. Hakk’ı razı edersen halkı da razı edersin. Hakk düşüncesini kenara bırakıp, sadece el alem düşüncesine odaklanırsak burada büyük kayıp yaşarız. Ben şunu şöyle yaparsam el alem ne der, buna karşı el alemin tavrı ne olur diye düşünceler insanı geri götürür, ileriye yöneltmez. Hep üzerinde bir el alem baskısı, hayatı insana zehir eder, dar kalıplar içinde yaşamaya mecbur bırakır.
Hayata bir kere geliyoruz ve kaç yaşında olursak olalım geriye dönüp baktığımızda yaşadığımız ömrün ne kadar kısa olduğunun farkına varıyoruz. O halde yapmamız gereken, bu hayatı hayallerimizin, ideallerimizin peşinde koşarak, nasıl istersek ve kimsenin ne düşündüğünü ve ne dediğini umursamadan doyasıya ve keşkesiz yaşamak olmalıdır.
Sizin için sadece kendi değerleriniz düşünceleriniz önemli olsun. Size çok doğru gelen bir şey, başkasına yanlış gelebilir. Başkalarının neler düşündüğünü ve ne dediğini kafanıza çok da takmayın. Olumsuzlukları önünüze serip sizi vazgeçirmeye çalışabilirler. Bu tarz düşünceler sizi sadece kısıtlar. Belki de çok başarılı olacağınız ya da çok mutlu olacağınız işleri daha başlamadan sonlandırmış olabilirsiniz. Bazılarında bu kaygı o kadar ilerler ki, hayal kurmaktan vazgeçer, kendi hayatını ve kendini unutur. Bunun sonunda da başarısız, mutsuz, sağlıksız, amaçsız, kendine güvensiz hayatlar ortaya çıkar.
Genelde insanlar olumsuz konuşmayı sever, birilerini, bir şeyleri eleştirmek de çok kolay gelir. Bir fikriniz vardır, paylaşırsınız ve çok saçma, boşa uğraşma, hayatta tutmaz, boşa kürek sallıyorsun gibi sayısız olumsuz yorumla karşılaşabilirsiniz. Kim bilir kaçınızın hayali, istediği bu endişelerden dolayı hiç başlayamadan içinizde bir yerlerde kaldı. Aldığınız kararların sonuçları sadece sizi etkiler. O halde kırın zincirleri.
Hemen hepimiz yaptıklarımız beğenilsin isteriz. Beğenilmek, takdir edilmek çok güzel duygular. İnsanı motive eder, ilerlemek için etkileyici faktör olabilir. Peki sizce takdir görmemek engel olabilir mi? Elbette olmamalı. Bazı başarı hikâyeleri duymuşsunuzdur; başlangıçta yaptıkları işleri onaylanmamış, beğenilmemiş olsa da sonuna kadar direnen ve sonunda çok başarı ile sonlanan başarılı insan hikâyeleri. Onlar başkalarına değil kendilerine inandılar yollarına devam ettiler ve başarıya ulaştılar. Unutmayın güç başkalarında değil, güç sizin içinizde bunu ortaya çıkartmak da, çıkartamamak da sizin elinizde.
Hayata hep olumsuz bakan negatif insanları sevgi ile hayatınızdan uzaklaştırın kırmadan dökmeden.
Başkaları sizin hakkınızda ne düşünmek isterse onu düşünsün, bunu kendinize çok da dert etmeyin ederseniz zaten ‘el alem ne der’ düşüncesi sizi esir alır.
Kendinizi başkalarının düşüncelerine göre irdelerseniz, şahsiyetinizi ikinci plana koyarsınız. Bu kadar net! Sadece başkalarının fikirlerine değer verdiğiniz bir hayatı yaşamak, kendiniz olamamaktır.
Hiçbir şey için geç değildir. Şimdi tüm cesaretinizi toplayın, hayatınızda keşkeler olmasın, yapmak istediklerinizi gerçekleştirmek için ihtiyacınız olan güç sizin içinizde. Sadece başlayın ertelemeyin. Unutmayın hiçbir şey için geç değildir. Cesareti kendinizde bulun. Yaşamın büyük bir ödül olduğunun da özünüzün, gücünüzün de farkına varın.