Gazze, Ümmet-i Muhammed'in ve kendini insan görenlerin imtihan yeri. Ahir zamanın en büyük imtihanlarından biri Gazze'de, el Refah’ta, Hani Yunus’ta velhasıl Filistin'de yaşanıyyor. Bu coğrafyadaki Müslüman kardeşlerimiz en büyük direnişi gösteriyorlar. 7 Ekim 2023 den bu yana 50.000'den fazla şehit verildi, bunların önemli bir kısmı da bebek, çocuk, kadın ve siviller. Hiçbir ahlak duygusu olmayan, vicdanı olmayan, büyük şeytanın kendisini desteklediği Siyonist İsrail zulümlerin en ağırlarını bu İslam coğrafyasında sergiliyor. Hiçbir kutsala saygıları yok, sadece kendi Siyonist emelleri var. Hakiki Yahudiler tarafından da Siyonistler kabul edilmiyor, onlar da bunların yaptığı zulmü reddediyor, kendi ülkelerinde ve diğer başka ülkelerde protesto gösterileri yapıyorlar. Maalesef Siyonist lobi şu an için dünyayı ele geçirilmiş durumda. Ülkemiz ve 3- 5 lider dışında bunlara gereken tepkiyi gösteren yok, güç anlamında da sadece İslam coğrafyasının en fakir ülkelerinden biri olan Yemen, Kızıldeniz'de ve hasbelkader göndermiş olduğu füzelerle mukavemet etmeye çalışıyor. Diğer yandan İslam ülkeleri, özellikle de Araplar Siyonist İsrail'den tırsmış durumdalar. Önceki zamanlarda birileri bir şeyler söyleyecek oldu, hemen Siyonist kasap, barbar, insanlık ve Müslümanlık düşmanı Netanyahu onlara ayar verdi: ‘’Arap liderlere sesleniyorum, koltuğunuzu kaybetmek istemiyorsanız sesinizi kesin’’ Nitekim de seslerini kestiler hatta bazıları aleni destek bile verdiler. Şimdi onları basın yayın kuruluşlarında, sosyal medya mecralarında görebiliyoruz. Bu ümmetin utancıdır, bir zamanlar Kudüs gayrimüslimlerin işgali altında diye gülmeyi dahi kendisine haram etmiş Selahattin Eyyubilerden şimdi ümmetin bu sesi çıkmayan, sessiz sedasız tepki göstermeyen, kınamaktan dahi çekinen liderlerine kaldı ortalık. Gazze'de çok büyük bir açlık ve susuzluk tehlikesi var. Siyonistler, Müslümanların da pısırıklıklarından faydalanarak sınır kapılarını tamamen kapattılar hiçbir şekilde yardım tırlarının, ilkyardım araçlarının, insani yardım taşıyan araçların girmesine müsaade etmiyorlar. Sözde müslümanlar da kuzu kuzu seyrediyor, hiçbir açma teşebbüsü yok, hiçbir şekilde sınır kapılarına yürümek yok ve kardeşlerimiz açlığa susuzluğa mahkum edilmiş durumda. Daha ne kadar dayanabilecekler bilemiyoruz bize de kahrolmak düşüyor. Dua ediyoruz ama fiili dua olmadan kavli dualar ne kadar etkili olabilir? Yine de kardeşlerimizin Allah yardımcısı olsun, Allah onları muzaffer etsin, Yüce Allah'tan hiçbir şekilde umut kesilmez, umutların tükendiği yerde Allah'ın gücü kudreti vardır buna inanıyor buna iman ediyoruz. Rabbim Siyonist zalimlerden bunun hesabını en ağır şekilde soracaktır lakin bunun yanında bu zulme sessiz kalan, fiili tepki göstermeyen Müslümanlardan da bunun hesabını soracaktır. Mahşerde hesabımız çok ağır olacaktır, bunun bilincinde olup bu şekilde davranmalı ve elimizden geleni hatta fazlasını en güzel şekilde yapmalıyız.
Dünyanın her yerinde savaşlarda dahi dokunulmayan; ibadet yeri, okul, hastane gibi yerler.. Siyonist zalimler tarafından defalarca bombalandı, yıkıldı, kardeşlerimiz katledildi. Gazzeli kardeşlerimiz her türlü zulme rağmen çok büyük bir sabır imtihanı veriyorlar, her türlü zorluğa rağmen yılmıyorlar, sabrediyorlar, mücadelelerine devam ediyorlar ve bütün dünyaya bu anlamda örnek oluyorlar. Gazze’deki mücadele sayesinde Dünyanın her yerinde Müslümanlık çığ gibi yayılıyor. Gazze'nin mücadele ve sabır ortamı dünyanın her yerindeki insanları etkiliyor, bu kadar zor koşullara rağmen bu insanlar nasıl böyle ayakta durabiliyor, nasıl böyle mücadele edebiliyor, başlarına gelenlere nasıl böyle sabredebiliyor?
Bu düşünceler ve sorularla hareket eden dünya insanları bunun ancak sağlam bir imanla mümkün olabileceğini düşünüyor, buna kanaat getiriyor ve onlar da ihtida edip Müslümanlığı tercih ediyor. Bu özellikle Hristiyan dünyasını, misyonerleri ciddi anlamda rahatsız ediyor. Müslümanlığın bu şekilde hızlı yayılması onlar için bir tehdit oluşturuyor kendi düşüncelerine göre. Bunu da önlemek için bir takım girişimlerde bulunuyorlar, yalnız ne olursa olsun ilahi hüküm açıktır. İnkar edenler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır, Avrupa ve dünyanın diğer bazı ülkeleri de İslam’la şereflenecekler ve şuurlu Müslümanlar arasına katılacaklar. Bu şekilde Müslüman olanların Müslümanlığı, doğuştan Müslüman olanlara göre daha kavi oluyor. Nedeni de araştırarak sorgulayarak, topladıkları verileri bütünleştirerek ve bunun neticesinde tahkiki bir imanla inanmış olmanın ferahlığı ile iman etmiş oluyorlar ve bu imanın ferahlığı onların içini sarıyor. Bu ihtida faaliyetlerinde, elbette ki eğitim öğretim faaliyetlerinin de yeri oldukça fazla. Özellikle hal diliyle örnek olan Müslüman kardeşlerimizin gayrimüslimlere yönelik güzel örnek olmaları onların Müslümanlığı kabullenmesinde ciddi anlamda rol oynuyor. Dünya şu anda her ne kadar sıkıntılı bir durumda olsa da Müslümanlığın ışığı bütün dünyayı saracak ve Müslümanlık bütün dünyayı çepeçevre kuşatacak ve Müslümanlığın rahmet ikliminden herkes istifade edecek, bizim umudumuz ve inancımız bu yöndedir. Güneş zifiri karanlıktan sonra ortaya çıktığı gibi Müslümanlığın dünyayı çepeçevre sarması da dünyadaki bu zulüm ortamının ortadan kalkmasıyla mümkün olacaktır, büyük doğumlar sancılı gebeliklerden sonra ortaya çıkar. Gazze için, el Refah için, Han Yunus için, Filistin için ve bütün sıkıntılı coğrafyalar için Yüce Rabbimizden bir esenlik ferahlık, kurtuluş diliyoruz. Rabbim zulüm altında inleyen bütün kardeşlerimizin yardımcısı olsun, zalimleri de ıslahı kabil ise ıslah eylesin, ıslahı kabil değilse onları Kahhar ismi celaliyle kahrı perişan eylesin..