Lokman Özkul

Gençlik Nereye Gidiyor?

Lokman Özkul

Ahmet Minguzzi, Atlas Çağlayan, sporcu Berkay gibi çocuklarımızın, gençlerimizin katili olan küçük yaştaki çocuklar ve gençlerden sonra, en son yaşanılan okul saldırılarında ve bunların faillerinin de çocuk ve genç aşamasında kişiler olduğu için bize başlıktaki soruyu sordurdu.

Gençlik nereye gidiyor?

Bu soru üzerinde çok durulması gereken ve üzerinde birçok araştırma, teşhis, tahlil yapılması gereken ve sonuçlar çıkarılması gereken çok önemli bir konu. Devir eski devirler değildir artık, çocukları gençleri sadece evle okulla, sokakla değerlendirmek mümkün değil.  Şimdi onları içine çeken dijital bir bağımlılık ortamı var. Bu dijital çöplüğün içinde kötü niyetli insanların ağına düşme problemi var. Yurt dışından yönetilen iletişim kanalları gibi görülen ama bunların içinde kötü niyetli insanların da bulunduğu ve çocuklarımızı gençlerimizi kötü emellerine alet edecek olan kötü insanlar var. İnsan demek de çok doğru değil, yaratıklar var diyelim. Özellikle Telegram üzerinden ve Discort adı verilen iletişim kanalları üzerinden ve oralarda oluşturulan odalarla, çocuklara gençlere akıl almaz komutlar, talimatlar veriliyor.  Yaşadığımız üzücü olaylar neticesinde bunları legal olan sosyal medya kanallarında çok gördük ve dehşete düştük. Bunlar bilinçli olarak aradığımız görüntüler değildi, karşımıza birden çıkan ve sayfa akışında görüntülenen paylaşımlardı. Orada baktığımızda ağızlarından küfür eksik olmayan, doğru dürüst cümle kuramayan kötü yaratıklar, Türk çocuklarına gençlerine komutlar, talimatlar veriyorlar ve bunları yapmadıkları takdirde kendileri açısından da olumsuz sonuçları olacaklarını söylüyorlar. Ben burada yumuşatarak ifade ediyorum ama onların ifadeleri buraya alabileceğimiz cinsten değil. Çocuklarımızı gençlerimizi bu dijital çöplükten uzak tutmak,  dijital ortamı onlara sınırlamak ve bu ortamlarla kimlerle takıldıklarına bakmak, ebeveynlerin en önemli görevi olmalıdır. Benim çocuğum yapmaz gibi bir düşünce şu an için maalesef geçerli bir düşünce değil. Tatlı su balıkları gibi, bu köpek balıklarının ağlarına veya onların tuzaklarına bir şekilde düşebilirler. Bir arkadaşları önermiştir veya merak sonucu girmişlerdir ama orada hiç beklemedikleri bir takım ortamlarla karşılaşmışlardır. Okul vakaları sonucunda bu tip zararlı kanallarda katliama, yaralama olaylarına övgüler dizildiğini, alkışlatıldığını, görüntüleri izleyen arkadaşlarımız, çevremizden insanlar söylediler, bazı yazarlar gazeteciler yazdılar. Şahsen böyle bir görüntü görmedim ama görenlerin de ifadesine güveniyorum.

İyi bir çocuk yetiştirmek, topluma zihni temiz bir genç kazandırmak her anne babanın en önemli görevidir. Çocuklarımızı sadece maddi ihtiyaçlarıyla yeterli görmek doğru bir ebeveyn düşüncesi değildir. Ona en kaliteli giyecekleri alabilirsiniz, en güzel yemekleri yedirebilirsiniz, en güzel imkanları sağlayabilirsiniz ama ahlaki yönden, terbiye yönünden güzel bir şekilde yetiştirmemişseniz, maalesef topluma zihni temiz, ahlaklı bir genç yerine bir baş belası kazandırabilirsiniz. Bunun yolu iyi bir aile eğitimi ve peşi sıra takip eden iyi bir okul eğitimidir Tabii bu süreçleri de okul ve veli birlikte takip etmelidir. Duyarsızlık, çocuklarımızı gençlerimizi çok daha kötü noktalara sürükleyebilir. Ebeveynler çocuk yetiştirmeye genç bir birey olan aile fertlerine yakın ilgi duymalı, onlara sevgiyle yaklaşmalı, güvendiklerini hissettirmeli ve kendilerinden istediklerinde yapmalarını beklediklerini ifade etmelidirler, tabii olumlu yönde. Her anne baba da bir değil, sonuçta çocuklarından kötü işler isteyen, hırsızlık yaptıran, kapkaç yaptıran hatta yaralamaya, cinayete teşvik eden sözde ebeveynlerde olabiliyor, onlara her ne kadar anne baba diyebiliyorsak. Toplum olarak bizim de bu konularda duyarlı olmamız ve olumsuz örnekler konusunda bir an önce reaksiyon almamız çok önemlidir. Bana ne gibi bir düşünce doğru bir düşünce değildir. Olumsuz örneklerle karşılaştığımızda bunları önleyebiliyorsak önlemeli ve bu işin faillerini olumlu tarafa kanalize edebiliyorsak bunun için mücadele etmeliyiz. Yok olmuyorsa bunlarla ilgilenecek birçok kurum vardır, oralara havale etmeliyiz. Çocuklar ve gençler her zaman olumlu anlamda ilgi beklerler. Sevgi ve ilgi olmadığında bunu karşılayabilecek veya bu eksikliği giderebilecek farklı kanallara yönelirler. Burada kötü niyetli insanların ağlarına düşebilirler ki düşüyorlar da onun için her işin başı sevgidir, anlayıştır, ilgidir ve yakinen takiptir. Çocuklarımıza güvenmek onları takip etmemize mani değildir, bu aynı zamanda onların iyiliği içindir. Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v.) ‘’bir anne babanın çocuğuna bırakacağı en güzel miras iyi bir terbiyedir’’ demiştir. Bu bakımdan çocuklarımızı zihin ve beden yönünden güzel bir terbiyeye kavuşturmalıyız. O zaman daha sağlıklı çocuklar ve gençler olacaktır, bu topluma da olumlu anlamda yansıyacaktır. 

Yazarın Diğer Yazıları