Lokman Özkul

HASSASİYETLERİ KAŞIMAK..

Lokman Özkul

Binlerce yıldır Anadolu’da, Rumeli’de, öncesi Orta Asya’da ve diğer coğrafyalarda, birlik beraberlik içinde, kardeşçe yaşıyoruz. 72 milleti içinde barındıran bir devletiz. Milletimiz çok hamiyetlidir. Zorda olana yardım eder, elinden tutup kaldırmasını bilir, ekmeğini paylaşır, velhasıl ne yapılması gerekiyorsa onu yapar.
Irk, dil, din.. farkı gözetmeksizin bu topraklarda herkes kardeşçe yaşar. Diğer etmenlerin etkisiyle, 1. Dünya Savaşı ve işgal yıllarında sonradan baş kaldıran Ermeniler bile, Osmanlı Devleti’nde Tebea-i Sadıka yani devletine bağlı , sadık topluluk olarak biliniyordu. Şu anda bile ülkemizde barış içinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız var. Kendisini Türk hisseden herkes bizim vatandaşımızdır.
Ülkemizde bazı zamanlarda, bazı iç ve dış güçlerin etkisiyle veya provoke amaçlı hassasiyetler kaşınıyor. İnsanları din noktasında, laik-anti laik, mezhep noktasında, sünni- alevi, ırk noktasında, Türk-Kürt, Arap vb.. gibi ayrıştırmalarla suni tartışma veya hedef göstertici şekilde haddini aşan açıklamalar yapılabiliyor. Değerlere saygı duymak yerine, ayrılığı körükleyici sorumsuz beyanatlara yer verilebiliyor. Dil insanı vezir de eder, rezil de der atalarımız. İnsan ağzından çıkan sözlerin sorumluluğunun farkında olmalıdır. Sonucunu ve çıkan sözlerin nereye varacağını hesap ederek konuşmalı, fitneye sebebiyet verecek açıklamalara, söylemlere girmemelidir. Vatandaşlarımız da bu tür söylemlere prim tanımamalı, söyleyen söylediğinden dolayı ayıplanmalı ve kınanmalıdır. Konu ile ilgili yasal süreç yapılacaksa yetkili organlar bu konuda üzerine düşeni yapar.
İnsanlar genelleme yaparak, bütün bir topluluğu hedef alma gibi tehlikeli işlere girişmemelidir. Bu milleti millet yapan temel değerlere asla saygısızlık yapılmamalı, din gibi, bayrak gibi, şehit ve gaziler , milli kahramanlar gibi önemli değerlerimize saygıda kusur edilmemelidir. Milli ve manevi hassasiyetler gözetilmeli, insanların değerleri dokunulmaz bir alan olarak görülmelidir.
Bu ülke hassasiyetlerin kaşınmasından, provakasyonlardan çok çekti, birlik beraberliğimize mani olacak girişimler sergilendi. Günümüzde de yargılanan ve mahkum edilen 12 Eylül ihtilali ve ihtilalcilerin açtıkları yaralar uzun süre giderilemedi. 12Eylül ihtilali öncesi, sağcı ve solcuların kahvehaneleri (onların ifadesiyle) aynı silahlarla taranmış ve insanlar birbirine düşürülmüştür. Bir kesim diğer kesimi suçlamış, diğer kesim alakası olmadığı halde diğer kesimi suçlamış ve olaylar ülke çapına yayılmıştır. Daha 8-9 yaşımdayken, işi gereği tren görevlisi olan rahmetli babamla birlikte, Uşak İstasyonu’nda böyle bir çatışmanın ortasında kalmıştık. Nasıl kurtulduğumuzu biz de bilmiyoruz lakin, Allah’ın koruduğuna da kimse zarar veremez düsturuyla açıklıyoruz bu hadiseyi.
Böyle günlere dönmeyi asla istemeyiz kimse de istememelidir. Bunun için uyanık olmalı, hassasiyetleri kaşıyanlara, provakasyon peşinde koşanlara millet olarak itibar etmemeli ve demokratik yollarla tepkimizi ortaya koymalıyız.
84 milyonluk bir ülke ve bu ülkenin vatandaşları olarak, birlik beraberlik içinde, kardeşlik ruhuyla birbirimize saygı duyarak, farklı görüşlere anlayışla yaklaşarak, köklerimizden de gelen engin duygularla millet olmanın en güzel örneklerini sergilemeliyiz.
Birlik beraberliğimizin daim olması dileklerimle..

Yazarın Diğer Yazıları