Türk toplumunun özellikle akşamları en büyük eğlencelerinden biri film uzunluğundaki dizilerdir. Akşam için yapacak farklı bir aktivitesi olmayan aileler veya kişiler genelde bu dizilerden beğendiklerini izliyorlar. Güzel yapımlar var elbette ama genel itibariyle diziler ne kadar faydalıdır, ayrıca değerlendirmek gerekiyor. Örneğin yazı başlığında da verdiğimiz bir dizi var Hudutsuz Sevda diye.. Bu dizide neredeyse saygının s si yok genç delikanlı veya genç kız, kadın kendisinden yaşça çok büyük olan insanlara, neredeyse babası dedesi, teyzesi babaannesi yaşındaki insanlara ismiyle hitap ediyor yanına bir ağabey, amca dayı veya beyefendi, hanımefendi gibi nitelemeler getirmiyor. Bu benim için hudutsuz saygısızlıktır. Ne olursa olsun insan kendisinden yaşça büyük olan kimselere isminin yanına bir takım nitelemeler kullanması gerekir. Bu yabancı dizilerden veya filmlerden edinilmiş bir alışkanlık, onlar da genelde kendilerinden ne kadar büyük olursa olsun diğer insanlara isimleriyle hitap ederler veyahut onlar soyadını da isim gibi kullanabiliyorlar soyadlarıyla. Biz batılılaşacağız, Avrupalılaşacağız diye birçok değerimizden uzaklaşıyoruz. Daha ağzı süt kokan bebeler kendilerinden çok büyük insanlara utanmadan sıkılmadan ismiyle hitap ediyor. Büyükler ‘Edep ya Hu’ derlerdi bu durumlarda. Önceleri birkaç bölüm seyretmiştim bu saygısızlıkları görünce aniden kestim. Benim saygısızlığa tahammülüm yok daha birçok mantık hatası ve örfümüze, ahlakımıza milli ve manevi değerlerimize uymayan birçok konular var bu dizilerde işlenen. En son yine aynı kanalda eskilere ait Şakirpaşa diye bir dizi yayınlanıyor. Bu dizide de önceki yıllardaki Aşk-ı Memnu dizisine benzer aile içi sapık ilişkilerin yaşandığı ifade ediliyor izleyiciler tarafından. Ben izlemedim, izlemem de böyle yapımları. İzleyeceğim dizilerde milli ve manevi değerlere aykırı olmayan hususları gözlemlerim. Eğer bunlar göz ardı ediliyorsa orada bizim izleyeceğimiz bir şey söz konusu değildir. Hep çarpık ilişkilerin olduğu, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı diziler, filmler toplumumuzu ancak geriye götürür. Bu konularda seçici olmak lazım. Bir anda magazinsel durumların yaşandığı dizilerde bir bakıyoruz olumlu veya olumsuz olsun, genelde de olumsuz oluyor reyting patlaması yaşanıyor. Mesela Şakir Paşa ve Ailesi dizisinde işlenen sapık ilişkilerden sonra reytingler de önceleri sonlar da kendisine yer bulurken, bir bakıyorsunuz böyle karmaşık aile içi sapık ilişkilerden sonra reytinglerde üst sıralara çıkmış. Bunu izah etmekte zorlanıyorum. Türk toplumu olarak bu kadar süfli, bu kadar rezil ilişkilerin işlendiği dizilerden filmlerden mi keyif alıyoruz? Çocuklarımızla,diğer aile fertleri ile birlikte bu dizileri seyretmeye ar etmiyor muyuz. İzleyebileceğimiz diziler çocuklarımızla diğer aile fertleri ile gönül rahatlığıyla izleyebileceğimiz diziler filmler olmalı. Maalesef özümüze aykırı olan, ahlaki değerlerimize uygun düşmeyen diziler, filmler ve yapımlarla ahlaki değerlerimize, gençliğimize, çocuklarımıza çok zarar verdiler, vermeye de devam ediyorlar. Bir başka dizide bakıyorsunuz, Türk toplumunun usta dediği bir tiyatrocu, şair- yazar, film oyuncusu Yılmaz Erdoğan öyküsünü kendi yazdığı dizide bir pavyon kadınını hatta fazlasını ön plana çıkarıyor. İzlediğim bir dizi değil ama kanallar arası reyting yaparken şöyle bir sahneye rastladım. Bu arkadaş hastanede hasta yatağında yatıyor, başındaki doktor tanıdığı olan oğluna haber vereyim mi diyor. O da oğlu ve diğer yakınları yerine sadece Dilber diyor. Dilber kim? Pavyon kadını, abuk sabuk danslarından başka bir marifeti olmayan, evli olduğu halde babası yaşındaki adama sarkan diğeri de bir sarışın kadın ve bu Dilber arasında gidip gelen, evli ve çocuklu kadına sarkan, aklınca kendi fantezilerini öyküsünü yazdığı diziye yansıtan, benim nazarımda ve birçok izleyicinin nazarında hiçbir ustalığı hiçbir değeri kalmayan bir karakter. Senaryo gereği böyle oynadı diye düşüneceğiz ama dizinin öyküsü kendine ait. Dolayısıyla buradaki kurguları da kendisi yapıyor. Benim açımdan Yılmaz Erdoğan denilen kişi bitmiştir. Bundan sonra herhangi bir yapımını, oynadığı bir diziyi, oynadığı bir filmi seyretmem ve usta da değildir olsa olsa gençlerimizi, genç kızlarımızı kadınlarımızı pavyona çeken, herkesin bildiği pavyonları masum göstermeye çalışan bir karakter ustasıdır. Daha birçok konu var değinilebilecek ama biz bazı dizilerden bu yazımızda örnekler verdik, verdiğimiz örnekler bile işin ahlaki boyutunun, saygı boyutunun ne kadar yerlerde süründüğü konusunda bize hüküm veriyor. Onun için seçici olmak gerekir, seçici olurken de özellikle izlediğimiz yapımların; ahlaki, milli ve manevi değerlere uygun olup olmaması konusunda tavrımız ağır basmalı. Aile bireylerini de bu şekilde yönlendirmeliyiz. Devamlı dizi, film izleyeceğiz diye bir şey yok, aile içinde sohbetlere yer verilmesi ve bunun yanında okuma oranının yerlerde süründüğü kitap okuma gibi özelliklere tekrar sahip olmamız gerekir. Güzel bir roman okuyalım o bize en güzel filmden daha faydalı gelir. Bu arada sapıklıklara, saygısızlıklara prim vermeyelim, böyle yapımları da desteklemeyelim, güzel yapımlar olduğu takdirde onlara sahip çıkalım hep birlikte..