Ahlak olmadan bütün değerlerin içi boştur. Zenginlik, servet, mal mülk, mevki makam, şan şöhret vb.. bir takım insanların bu dünyada en büyük değerleri, yaşam ölçüleri olmuştur. İnsan zengin olabilir, ayıp değildir, mevki makam sahibi olabilir, gayet doğaldır, şöhreti de vardır halk arasında bu da olabilir. Bütün bunlar güzel ahlakla değer kazanır, güzel ahlakı aldığınızda hepsi değersizleşir. Sözün özü; bir şeyin ahlakını edinmeden o değere sahip olanlar, sahip olduklarının altında kalırlar.
Zenginlik servet yönünden ifade edecek olursak, güzel ahlakı olmayanlar parayı serveti kullanamazlar, para servet onları kullanır. Varlık ahlakı edinmemiş insanlar parasını nereye koyacağını şaşırır, ne satın alacağını şaşırır, tek kuruşun hesabını yapar, parasını saydıkça sayar, her gün tekrar sayar, parası sahibinin davranışlarını belirler, para onu esir almıştır artık. En ısrarlı pazarlığı bu insanlar yapar. Bunların bir kısmı da varyemezdir.
Bilim ahlakı edinmeden bilim sahibi olanlar bilimi kullanamazlar, bilim onları kullanır. Bilim ahlakı edinmemiş insanlar bilgisini gizler, mezara kadar götürür, insan yetiştirmez, bu insanlarda para, imtiyaz veya kontrol amacı ile kullanılır. Eğer gerekirse insanlara veya hayvanlara zarar vermekte tereddüt etmez, hedefe ulaşmak için her yol mübahtır bu insanlara. Bilgiyi kendi istekleri doğrultusunda çarpıtır, içine yalan katar, bireysel temennilerini gerçekmiş gibi sunar. Yönlendirilmiş abartı ile yaşarlar. Bilim, nur’dur aydınlatıcı bir ışıktır fakat onun kafasında bir ur olur.
Bir mesleğin ahlakını edinmeden o mesleği edinenler o mesleğin de altında kalırlar. Örneğin hekimlik ahlakı olmayan bir doktor, para için hastasının sağlığı ile oynar, sükse yapmak için yalan söyler, kendisinin bile inanmadığı sahte tedaviler yapar, para ve sükse için meslektaşlarını ezmekte tereddüt göstermez, meslektaşından hasta çalar. Bir yandan meslektaşının yüzüne gülerken diğer yandan hastasına karşı meslektaşını kötüler, aşağılar, küçültür, çekiştirir. Böylece kendisini yücelttiğini zanneder. Bunlar yetkilendirilmiş cahil olarak karşımıza çıkar. İşini doğru dürüst yapanlar başımızın tacıdır, özellikle pandemi döneminin kahramanı olan sağlıkçılarımız her türlü övgüye layıktır. Her mesleğin içinde çürük elmalar vardır, bizim kastımızda onlardır, meslek ahlakı ve etiği olmayanlar..
Şan ve şöhret birçok insanı şımartmıştır, kibirlendirmiştir, etrafına küçümseyici gözlerle bakmasına neden olmuştur. O şöhretin kendisini hiçbir zaman bırakmayacağını düşünür lakin her maddi değer gibi şan şöhret de yitirilmeye mahkumdur. Böyle insanlar kendini vazgeçilmez sanır, bunlar iş hayatında, sanat dünyasında, spor sahnesinde, magazin aleminde her yerde vardır. Şunu kimse unutmasın ki, mezarlıklar vazgeçilmez denilen insanlarla doludur. Asıl şöhret sahipleri Allah katındadır, onlar halk içinde herhangi bir şöhrete sahip değildir lakin güzel ahlakları onları Allah katında değerli yapar.
Bir kısım insanlar fani olan eşya, menkul, gayrimenkul için yaşarlar, hayat gayeleri eşyadır, arabadır, kattır, villadır. İnsani değerlerin onlar yanında hiçbir değeri yoktur. Eşya o insanlar için yaratılmışken onlar eşya için yaşarlar, eşyaya hizmet ederler. Vefa, doğruluk, sadakat, saygı, tevazu gibi.. değerler bu insanların hayatına uğramamıştır.
Rakamsal olarak teşbihle ifade edecek olursak; ahlak 1 değerini taşır. Zenginlik, mevki makam, şan şöhret, meslek vb.. 0 değerle 1 in yanına eklenir. 10 olur, 100 olur, 1000 olur böyle artar gider.. yalnız baştaki ahlak değeri olan 1 i alırsanız geriye sadece sıfırlar kalır. Hayatımızı anlamlandırmak ve değer katmak istiyorsak her şeyden önce güzel ahlaka sahip olmalıyız..