Özellikle akşamları TV kanallarında çok fazla dizi var. İnsanımız neredeyse dizilerle yatıp dizilerle kalkıyor. Peki bu diziler ne kadar faydalı, insanlara ne veriyor, onu düşünmek hatta tartışmak gerekir. Çok az kısmının faydalı olabileceğini düşündüğümüz dizilerin yanında birçoğu maalesef aile yapısına, çocuk eğitimine, karı koca birlikteliğine, ahlaki değerlere zarar veriyor. Birçok dizide yasak aşk işleniyor, neredeyse yasak aşkın olmadığı dizi yok denecek kadar az. 1 metres ile yaşama, yasak aşk olarak başka kadın veya erkeklerle birliktelik özendiriliyor desek yanlış söylemeyiz herhalde.
Dizilerimiz yurt dışına da ihraç edilmeye başlandı. Çok beğenilenler olduğu gibi, bunun yanı sıra çok tepki çekenler de var. Onlar da artık Türk dizileri ahlakımızı bozmaya başladı diyorlar. Elbetteki bu durum son derece üzücü. Bbu ülkelere giden arkadaşlarımıza bu Türk dizilerini izleyen yabancılar şöyle soruyormuş: Siz Müslüman mısınız, ülkenizin ne kadar müslüman? Arkadaşlarımız, vatandaşlarımız da ülkemizin çoğunluğu Müslüman deyince onlar şaşkınlık geçiriyorlarmış. Sizin dizilerinizi izliyoruz, bu dizilere baktığımızda müslümanlığa aykırı çok fazla unsur var diyerek, onlar da karşı görüşlerini dile getirirmiş. Bu son derece üzücü tabii ki. İnsanların hoşça vakit geçirmek, bir şeyler öğrenmek veya hayatlarına uygulayabileceği güzel örnekler alma imkanı varken insanların hayatından bir şeyleri alıp götürmeleri de elbette son derece üzücü hatta yıkıcı. Bu tarihe kadar yapılmış çok iyi iki yapım var, diğer diziler onları geçemedi hatta yanına dahi yaklaşamadı. Bu dizilerin ilki; Kurtlar Vadisi, ikincisi de Diriliş Ertuğrul adlı tarihi yapım. Bu dizilerin devamı olarak çekilen bazı diziler fersah fersah uzakta kaldılar. Bir diziye başlıyoruz, bakıyoruz ilk başlarda gayet olumlu. Şöyle 3-5 bölüm bilemedin 10 bölüm devam ediyor, ondan sonra saçmalamaya devam ediyor. Örneğin Gönül Dağı dizisi çok güzel başlamıştı. Muhtemelen şimdi konu yetersizliğinden saçmalıyor. Konu bulacağız diye abuk sabuk dizi gündemleri oluşturuluyor. Bir dizi artık gitmiyorsa ona final yaptırmak gerekir. Bu Saçmalama olayı dizlerin yüzde sekseninde var. O kadar saçma senaryolar hazırlıyorlar ki,insan bundan daha kötüsü olamaz diyor. Şimdi sosyal medya eleştirmenlerince de buna tabii ki sosyal medya kullanıcılar da dahil; en ağır eleştiriler yapılıyor. Olumlu taraflar görülmüyor mu, elbette ki görülüyor ama olumsuz taraflar diğer olumlu tarafları da götürüyor, 3 yanlışın bir doğruyu götürdüğü gibi. Hemen hemen bütün dizilerde hastane sahneleri var, senaristler sıkılınca, konu bulamayınca hemen hastane sahnelerine sarılıyor.
Birileri yaralanıyor veya kaza geçiriyor, birkaç bölümü hastanede geçiriyorlar bu bana kalırsa senaristler için bir acizlik. Hiç olmamalı mı, elbette ki olmalı ama yeteri kadar, izleyiciyi bıktıracak kadar değil. İllaki de hastane sahnesi olacak diye bir durum söz konusu değil. Saçma sapan diyaloglar, saçma sapan aile ilişkileri, saçma sapan kişilerin diziye dahil edilmesi, en can alıcı noktalarda izleyiciyi ters köşe yapma adına saçma diyaloglar üretme, bunlar en çok göze çarpanlar. Bahar dizisi örneğin izleyiciden olumlu tepkiler alırken, senaristlerin yaptığı güya ters köşe sahneler mesela; Bahar adlı dizi oyuncusunun evlenmek üzere olduğu kişiyi reddetmesi, özellikle de ikinci olarak nikah masasında reddetmesi, bu dizi izleyicileri tarafından çok büyük tepki aldı. İzleyiciler final yapmasını istiyorlar, dizinin reytinglerde düştüğü de görülüyor. Gönül Dağı adlı dizide yine aynı şekilde nikah masasında terk edilme gibi insan hayatında travma oluşturacak sahnelerin yer alması izleyiciler tarafından hoş karşılanmadı büyük tepki topladı. Dizi seyretmek, akşamları için bir zorunluluk mudur?
Elbette ki değildir ancak insanımız evde ailesiyle birlikte hoş vakit geçirmek için bu tarz dizilere sarılabiliyor, çoğunluğu da umduğunu bulamıyor keşke bu diziyi hiç seyretmemiş olsaydım diyor. Bir arkadaşıma izlediği diziler var mı diye sorduğunda bana şöyle cevap vermişti: Ben kesinlikle dizi seyretmem, senaristlerin bir sonraki hafta ne olacak diye merakını celp ettirecek bir düşünce İçine girmem. İzleyeceksem bir bölümde biten filmleri izlerim bu daha iyi diyordu. Açıkçası bu arkadaşıma şimdi hak veriyorum. Özellikle şimdiki dizileri seyretmek hiç akılcı değil. Hem üstte bahsettiğim nedenlerle hem de insanları hayatın bu meşgalesinde filan dizi de önümüzdeki hafta ne olacak diye merak ettirmek hiç doğru ve akılcı gelmiyor. Dizileri bir de tadında bırakmak gerekiyor. Öyle yıllarca uzayıp gidecek bir dizi anlayışı çok doğru değil. Ben izlemedim ama bir nesil ‘Arka Sokaklar’ adlı diziyle büyüdü, oradaki çocuk oyuncular şimdi delikanlı veya genç kadın. Bu dizide de birçok saçma sahneler yer alıyor özellikle sosyal medyada gördüğümüze göre. Ölen insanları bir şekilde tekrar diriltip diziye dahil ediyorlar gerçekten akılları zorluyorlar veya insanların akıllarıyla oynuyorlar. Bunun yanında skandal tabir edilecek diziler de var. Örneğin Şakir Paşa ve Ailesi diye bir dizi. Güya yakın tarih dizisi ama içinde aile içi yasak ilişkilerin yaşandığı saçma bir dizi. Günümüzde dijital platformlarda da diziler var özellikle gençler bu tarz dizileri tercih ediyorlar. Türk televizyonlarında yer alan dizilerin seyredilir diziler olduklarına inanmadıklarını ifade ediyor konuştuğumuz gençler. Bu gençlerde daha ziyade yabancı dizileri seyrediyorlar. Bu tercihleri de, senaryoların özgün olması, bizdeki diziler gibi insanları ayrıntılara boğmaması şeklinde ifade ediyorlar. Böyle herhangi bir yabancı dizi izlemediğim için kendi görüşlerimi burada İfade edemeyeceğim. Sözün sonu olarak dizilerimizde; senaristler yapımcılar yönetmenler son sürat saçmalamaya devam ediyor. Bakalım daha ne kadar saçmalayabilecekler?