Şerefli tarihimize leke sürmek isteyenler her sene bu ‘soykırım’ iddiasını temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyorlar.Ermeni soykırımı iddiası ABD’de yine gündeme geldi. Alıştık artık bu senaryoya da, tabir-i caizse kabak tadı verdi.
ABD bizim temiz tarihimize, geçmişimize dil uzatacağına önce kendi geçmişini temizlesin temizleyebiliyorsa. Kovboy filmleri ile ‘Kızılderili Soykırımı’ nın üstünü örtmeye çalışıyorlar. Kızılderilileri barbar, insan eti yiyen yamyam, insanların kafa derisini yüzüp kazığa takan vahşiler gibi göstermeye çalışıyorlar. Gerçekte kim kime soykırım uygulamış bir bakalım isterseniz:
Amerikalılar, Kızılderililerle savaşırken, Kızılderilileri açlıktan öldürmek için, hayvanlarının hepsini öldürdüler ve onların çoğu bu yüzden açlıktan öldü. Çocuklar dahil her Kızılderili başı getirene 5 dolar verdiler. ABD yakın tarihinde resmî kurumlar, binalar Kızılderili başı ile doldu, insan başından tepeler oluştu. Yine de Kızılderililerle başa çıkamadılar. Anlaşma yoluna gideceklerini, çekileceklerini söyleyerek, iyi! niyet göstergesi olarak hediye! battaniye verdiler. Verilen battaniyelere bulaşıcı hastalık bulaştırılarak verildiğinden dolayı, 70 milyona yakın Kızılderili; genci, çocuğu, yaşlısı, hamile kadınları.. bulaşıcı hastalıktan acı çekerek öldü. Kalan Kızılderilileri de Kanada’ya sürdüler ve sadece devlet olarak (sanırım 2010 da) özür dilediler o kadar.
Kafa derisi yüzmek de Kızılderililere ait değil. İnsanları kovboy filmleri ile kandırdılar yıllarca. ABD, bize Ermeni soykırımı dediğinde onlara lütfen bu vahşeti hatırlatalım..
Yıllarca beyaz-siyah ayrımı yaptılar, hala bu ayrım dünyanın değişik yerlerinde yapılıyor. Irkçılık 21.Yüzyıl dünyasında da sürüyor. ABD de yıllarca, umuma açık mekanlara (üzülerek ve özür dileyerek ifade ediyorum) ‘köpekler ve zenciler giremez’ yazıları astılar. İnsanları renklerinden dolayı kategorize ettiler. Bizim tarihimizde böyle bir ayrım asla söz konusu olmamıştır. 72 milletin yaşadığı coğrafyamızda, devletin ve milletin bütünlüğüne kastedenler hariç, kimseye kötü muamele yapılmamıştır. Hak edene hak ettiği karşılığı vermek de adalettir. Ermeni soykırımı diye ifade edilen durum da bundan ibarettir. 1. Dünya Savaşı yıllarında, o zamana kadar ‘sadık tebaa’ olarak bilinen Ermeniler, dış telkinlere inanarak ve kendilerine ayrı bir devlet kurma yalanı ve vaadiyle, Osmanlı Devleti’ne baş kaldırdılar. Biz yedi düvelle uğraşırken bir de içimizden bildiğimiz insanlar çıktı. Zulüm boyutuna varan katliamlar yaptılar. Erzurum başta olmak üzere bazı şehirlerimizde, Ermenilerin katlettiği vatandaşlarımızın bulunduğu toplu mezarlar bulundu. Devlet de bu baş kaldırı ve mezalim sonrasında, Ermenilere ‘tehcir’ uyguladı. Yani onlara belli bir süre vererek bu toprakları terk etmeleri istendi. Yol durumu, bulaşıcı hastalıklar vb.. nedenler ile hayatlarını kaybedenler oldu. Bunları, Türkler öldürmüş gibi göstererek ‘soykırım’ iddiasında bulundular. İsyancıların cezalandırılmaları gerekenleri tabii ki cezalandırıldılar. İyi yaptın hoş yaptın mı denilecekti, bu işin diğer kısmı tabii ki.
Sözün özü, Türk tarihinde soykırım diye bir hadise yoktur, olamaz da. Soykırım yapanları görmek isteyen bu art niyetli insanlar, önce aynaya baksınlar, baktıklarında kimin soykırım yaptığını görecekler. Devlet her zaman kendini koruyacak, bu refleksi gösterecek, ülkenin bölünmez bütünlüğü bütün iç ve dış unsurlara kaşı korunacak, bundan da daha doğal bir durum olamaz. Şu anda da ülkemizde yaşayan yaklaşık 76.000 Ermeni vatandaşımız var ve huzur içinde yaşıyorlar. Ermeniler dahil bizim hiçbir milletle sorunumuz yok, ülkemize ve milletimize kastedilmediği sürece bütün insanları Yunus Emre düsturuyla ‘Yaradılanı Severim Yaratan’dan Ötürü’ diyerek sever ve kucaklarız..
Soykırım iddiasında buluna insanlar için de en güzel cevabı Ziya Paşa söylemiş:
‘Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât bin türlü teseyyüp (kötülük) bulunur hânelerinde”.