Lokman Özkul

TOPLUMDA AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ

Lokman Özkul

Güzel ahlak, insanı insan yapan en önemli değerdir. Ahlak kötü olduğu zaman, o insan diğer insanların şerrinden kaçtıkları, elinden dilinden.. emin olamadıkları insandır. Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle ifade ediyor: “Sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır’’ Hz. Muhammed (s.a.v.) ahlak konusunda sadece Müslümanlara değil tüm insanlığa örnekti. Kur’an’da ‘üsvetün hasene’ yani en güzel örnek ifadesi kullanılır Efendimiz için. Ahlakın söylenilmesinden ziyade yaşanması çok daha önemlidir. Doğruluk dürüstlük, iki yüzlülükten uzak durma, gıybet ve nifaktan uzak durma, kibir ve bencilliğin insanın üzerinde durmadığı, alçak gönüllülük ve tevazuun insanda vücut bulduğu bu güzel haller, güzel ahlaklı insanların nişaneleridir. ‘İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır’ hadisinin gereklerini yerine getirip, karşılıksız herhangi bir ücret beklemeden insanlığın yararı için çalışanlar, toplumda muteber insan olurlar. Etliye sütlüye karışmayan, aman bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın düşüncesinde olan insanlar da, toplumda etkisiz eleman mesabesindedir. Kötü ahlaklı olan diğerleri de, herkesin yaka silktiği, insanların mecburiyet dışında yanına yaklaşmadıkları, ailesinin, akrabalarının bile çevrelerinde görmek istemedikleri kimselerdir. Toplumumuza da baktığımızda maalesef bu tarz insanların sayısının arttığını görüyoruz üzülerek. Yalan, hile, riya, iftira, ikiyüzlülük, ceberrutluk, kibir bencillik.. almış başını gitmiş. Müsamahasını yitirmiş, en ufak bir tartışmada alev! alan, hemen karşısındaki insana hakaret küfür ve kaba kuvvetle muamelede bulunmak isteyen insanları toplumda sıklıkla görür hale geldik. Trafikte aracını yolun ortasında durdurup, diğer araçtaki insanı veya insanları indirmeye çalışıp, ellerindeki yaralayıcı aletlerle onlara vurmaya çalışan insanlar da bir gerçeğimiz. Alışverişte hilekarlık, dolandırıcılık aldı başını gitti. Sosyal medya sayfaları dolandırıcılarla dolu. Birçok kimse bunların ağlarına düşüyor. Haram olduğunu bile bile bu paraları yemekten zevk alıyorlar. Onlar için helal haram kaygısı olmadığından dolayı, dolandırdıkları insanları tabiri-i caizse enayi olarak görüyorlar. Hırsızlık almış başını gitmiş, gazetede okuyorsunuz, 45. hırsızlığını yaparken yakalandı diye. Cezalar da caydırıcı olmalı, bu kadar suça bulaşmış insanlar ellerini kollarını sallayarak toplum içinde rahat bir şekilde dolaşamamalı. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar için tehdit unsuru hatta herkes için. Bireysel anlamda insanlara karşı suç işleyenler; cinayet, gasp, taciz tecavüz, dolandırıcılık, kadına şiddet gibi.. kendi kanaatimce affa uğramamalılar.Devlet kendisine karşı işlenmiş, ağır olmayan suçları yetkili organlar yoluyla affedebilir lakin insanlara ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar bu kapsama girmemeli. Yüce Allah, kullarımın haklarını kendileri affetmediği müddetçe ben affetmem diyor. Kul hakkıyla benim karşıma gelmeyin mesajı veriliyor insanlığa. Ebeveynler çocuklarına güzel ahlak konusunda sözden ziyade yaşayışlarıyla örnek olmalılar. Değerler eğitimi bu anlamda çok önemli bir panzehirdir ahlaki çöküntüye karşı. Diğer bir husus; yaz aylarında özellikle kılık kıyafet konusunda da ahlaki sınırlar zorlanıyor. Bir kısım insanlar neredeyse yarı çıplak bir şekilde, çarşı pazarda avm lerde .. arz-ı endam ediyor. Sıcak olabilir lakin herkese sıcak, bizler en azından pantalonumuz, eşofmanımız üzerine giydiğimiz bir tişörtle, insanların göz konforlarını da bozmayacak şekilde bulunuyoruz herkese açık mekanlarda (istisnalar kaideyi bozmaz). Yazımı, bir hikayeyle tamamlayayım: SU, ATEŞ ve AHLAK
Su, ateş ve ahlak dostluk kurmuşlar; dolaşırlarken birbirlerini merak etmeye başlamışlar. Suya sormuşlar, “Kaybolursan seni nasıl bulacağız?”
Cevap, “Nerede bir şırıltı, çağıltı duyarsanız ben oradayım.”
Ateşe, “Seni yitirirsek ne yapalım?”
Ateş cevaben, “Bir duman gördüğünüz yerde ben varım.”
Sıra ahlaka gelince, cevap şu olmuş: “Beni kaybederseniz, bir daha kesinlikle bulamazsınız!”

Yazarın Diğer Yazıları