Vefa, insanın gördüğü iyiliği unutmaması ve zamanı geldiğinde muhatabına aynı şekilde karşılık vermesi demektir Vefa çok önemli bir ahlaki meziyettir. İnsanın insan olma vasıflarındandır. Vefasız insan, iyilik bilmez, hal hatır bilmez, insanı hemen amiyane tabirle satabilecek biridir. Kendinden başkasına hayrı yoktur. Bu insanların menfaati söz konusu olduğunda silemeyeceği, yok sayamayacağı insan yoktur diyebiliriz. Halk arasında derler ya, bir insanı kırk yıl sırtınızda taşırsınız, bir gün de indirirsiniz sizden kötüsü yoktur. Böyle insanlara selamdan öteye geçmemek gerekir. Bir de arada bir hal hatırı sorulur o kadar. Anadolu Medeniyeti ve toplumu vefa üzerine kurulmuştur. Eğer öyle olmasaydı binlerce yıl süren bir medeniyetten bahsedemezdik. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmeye karar verdiğinde önce halkının durumunu görmek ister, tebdil-i kıyafetle çarşı pazar dolaşır. Bir esnafın dükkanına girer, selam verdikten sonra ondan bir okka bal ister, adam tartıp verir. Ondan sonra sirke ister, esnaf cevaben; Efendim sirke vermesine veririm de yan komşum siftahını yapmadı ondan alırsanız daha memnun olurum. Fatih hayırlı işler dileyip diğer dükkana girer ondan da sirke alıp üzerine yağ ister. Efendim ben de yağ var lakin yanı başımdaki komşum siftahını yapmadı ondan alırsanız çok memnun olurum ona da hayırlı işler dileyip diğer dükkandan da yağı alıp oradan çıktıktan sonra tepeden şöyle bir tebaasına doğru bakar ve şöyle der: Böyle civanmert, vefalı bir halkla ben değil İstanbul’u, dünyayı bile fethederim. Nitekim İtalya Toranto’ ya kadar ilerlemişti lakin ömrü vefa etmemişti. Önemli olan insan unsurudur, istediğiniz kadar elinizde son teçhizat cihazlar, makinalar olsun sizi hedefinize götürmez. Kısmi bir iyi dönem geçirilebilir lakin uzun vadede kazanan olamazsınız. Her şeyden önce gönüllere girmek lazım, gönülleri fethetmek gerekir. Yürek fethini gerçekleştiremeden hiçbir şeyi başaramazsınız. Yürek fethini gerçekleştirmenin yolu insanlara sevgi ve saygının yanında, adaletli olmaktan geçer. Adalet duygusunu kaybettiğinizde vefa dahil birçok önemli hasleti de yitirmiş olursunuz. Örneğin bir insanın maddi manevi yardıma ihtiyacı var sizden yardım talep ediyor sizde imkanlar ölçüsünde yardımcı oluyorsunuz. Daha sonra bu insanın durumu iyileşiyor, siz karşılık talep etmeden sadece ihtiyacınızdan dolayı maddi veya manevi yardım talep ediyorsunuz bu sefer imkanı da olduğu halde size yardım etmekten, destek olmaktan imtina ediyor işte vefasızlık budur ve günümüzde de çok örneğini görüyoruz, bir çok insanın ne vefasız insanmış dediklerine bizler de şahit oluyoruz. İnsanların ekserisi birbirine borç para vermez oldu. Bankanın yolunu gösteriyorlar git ihtiyacını faizle bankadan al diye. Bankaya gidecek olsa sana gelmez zaten faizden kaçınıyor demek ki veya anlayışına uymuyor ondan gitmiyor. Bu konularda suistimaller de var tabii. İnsani meziyetlerimizi kaybetmemeliyiz bir kaç olumsuz örnek gördük diye insanlara yardımdan uzak kalmamalıyız. Yüce Allah’ın en önemli emir ve tavsiyelerindendir bir insana yardımcı olmak, akraba ile ilgilenmek, zor durumda olanın elinden tutmak. Günümüzde iyice maddileştik, insanlardan kopuk hale geldik, evlerimize misafir almaz hale geldik. Çeşitli bahanelerle geçiştirip durduk, kendimizi toplumdan soyutladık, evden işe, işten eve yavan bir hayat sürer olduk. Bayramları tatil bildik, büyüklerle akrabalarla bayramlaşma yerine, tatil beldelerini doldurduk, ana babaları dahi görmezden geldik. Onları huzur evlerine gönderdik, yanımızda yük gördük en büyük vefasızlığı onlara yaptık, hal bilmez hatır bilmez insanlara döndük. Bizim dinimiz, milliyetimiz, örfümüz gelenek göreneklerimiz ahlakımız bunu mu gerektiriyor. Aksine her ne olursa olsun her halükarda yardımlaşma ve dayanışmayı bize telkin ediyor. Atalarımızın uygulamaları bunu gösteriyor. Dünyevilikten, bencillikten uzaklaşıp bu güzel hasletleri kazanmalıyız. Üç günlük fani dünya için egoist bir yaşam sürmek insana yakışmaz. Bu kötü hasletlerden uzak duralım, insanları kazanmaya çalışalım, kırdığımız kalpleri tamir etmeye gayret edelim. İhtiyacı olanlara maddi ve manevi yardımcı olalım asla ve asla insanların başına kalkmayalım, yürekleri fethedelim gönülleri kazanalım, ana babayı, akrabaları ihmal etmeyelim. Misafiri kendimize yük görmeyelim, misafir bereketi ile gelir, on rızıkla misafir olur birini yer dokuzunu bırakır. Sofralarımız Halil İbrahim sofrası olsun, ihtiyaç sahiplerine açılsın, insanlara vefamızı gösterelim. ‘Vefa’ nın sadece İstanbul’da bir semt ismi olmadığını insanlara yaşantımızla gösterelim. Velhasıl toplum olarak vefa toplumu olalım.
Kalın sağlıcakla..