Bu özlü söz yani atalarımızın sözü; ailede eğitimin, ahlak kurallarının, görgü kurallarının yaşayarak öğretilmesi konusunda son derece isabetli bir sözdür. Elbette istisnaları vardır, bunu da atalarımız; beş parmağın beşi de bir olmaz diyerek özetlemişlerdir.
Yavru kuş, yuvada gördüğünü yapar sözünü destekleyen diğer bir özlü söz de şöyledir: Ön teker nereye giderse arka teker de oraya gider.
Aile çocukların temel eğitimlerini aldıkları ilk eğitim yuvasıdır, bunu daha sonra okullar ve yaygın eğitim kurumları destekler. Daha sonra toplum içinde de biçimlenir. Temel sağlam olursa toplumdan olumsuz anlamda etkilenme de az olur.
Toplumda hep olumsuz örnekler olmasa da şu anda maalesef toplumda ahlaki bir çöküntü ve dejenerasyon yaşıyoruz. Olumsuz örnekler olumlu örnekleri gölgede bırakmaktadır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi ağlarına düşürmeye çalışan insan müsveddeleri, ahlaksız ortama teşvik eden kişiler, suça özendiren, teşvik eden hatta yaptıran mafya bozuntuları maalesef günümüzün gerçeğidir. O bakımdan çocuklarımıza gençlerimize sahip çıkmalı, ailede ilk eğitimlerini önce kendimiz örnek olarak iyi bir şekilde vermeliyiz. Örnek olmadan, kendimiz yaşamadan habire anlatacağımız nasihatlerle kafalarını şişirmekten başka bir şey yapmayız. Sigara içen bir anne babanın, sigara içerek çocuklarına sigara içmenin zararlarını anlatmaları gibi..
Ailede eğitimde, çocuklarımıza gençlerimize kazandırmamız gereken bazı örnekleri burada verelim:
Evde ve toplum içinde insanlara saygımızı asla kaybetmemeliyiz.
Yalanla iştigal etmemeli, doğru ve dürüst olmaktan asla vazgeçmemeliyiz.
Büyük kardeşler küçük kardeşleri her zaman koruduğu gibi toplum içinde de yardıma muhtaç insanlara yardımcı olmalıyız, seyirci gibi kötülükleri seyretmemeliyiz.
Evde yüksek sesli müzik dinlemediğimiz gibi, dışarıda özellikle araçlarda müziği sonuna kadar açıp insanları rahatsız etmemeliyiz. Çevremizi rahatsız edecek davranışlardan kaçınmalıyız.
Kardeşlerimizin, anne ve babamızın özel eşyalarını karıştırmadığımız gibi toplum içinde de insanların özellerine saygı göstermeliyiz. Eksikliklerini araştırmamalı, kusurlarını ulu orta ortalığa saçmamalılyız.
Mazlum ve mağdurların yanında olmalıyız, Güçlüden yana değil haklıdan yana olmalıyız.
Dede, nine, teyze dayı, hala, amca gibi yakın akrabaları ziyaret ederek sıla-i rahim yapmalı, uzakta olanları ihmal etmemeliyiz. Bayramları bayram gibi yaşamalı tatile dönüştürmemeliyiz.
Her zaman anne ve babamıza itaat etmeli ve söylediklerini hemen yerine getirmeliyiz suç ve günaha giren konular dışında.
Anne ve babamıza en sevimli ifadelerle hitap etmeliyiz. Yabancılar gibi anne babamıza isimleriyle hitap etmek, yaşlı olanlara çirkin hitaplarla ifadede bulunmak (moruk bunak gibi..) bir isteğimiz yerine gelmediğinde hemen isyan etmek, gelirlerinin ötesinde marka takıntısı içinde olmak, toplum içinde onları rencide edecek davranışlarda bulunmak evlatlarda olmamalıdır.
Ailemize ve yakınımızdaki kişilere ait sırları asla başkalarıyla paylaşmamalıyız. Evde konuşulanlar ailenin mahremidir, ulu orta insanlara anlatmamalıyız. Komşularımızla iyi geçinmeli, selamlaşmalı ve hatırlarını sormalıyız. Ailede ve toplum içinde, yemek yerken ağız şapırdatmamak ya da rahatsız edici sesler çıkarmamalıdır. Ortak kullanım alanlarında yatak kıyafetleri (pijama, gecelik, iç çamaşırı gibi..) ile oturulmadığı gibi çarşı pazar sokaklarda da bu kıyafetleri andıracak kıyafetlerle dolaşılmamalıdır. Tüm aile bireylerinin özel vakitlere ihtiyaç duyduğunu kabul etmeliyiz. Biraz da en güzel ahlaklı olan Efendimiz (s.a.v.) e değinelim: Peygamber Efendimizin çevresinde bulunan yakın sahabelerinin aktardıkları olaylardan da anlaşıldığı gibi Peygamber Efendimiz, "son derece nazik, nezih, zarif, latif ve ince düşünceli" idi. Edep, terbiye ve görgü kurallarını hayatında en güzel ve en ideal şekliyle uyguluyordu. Hz. Ayşe (ra), "Resulullah’tan daha güzel ahlâka sahip hiç kimse yoktur demiştir. Ashabından ve ailesinden birisi kendisine seslenince, ´Buyurun´ diye karşılık verirdi. Bu sebeple Allah, ona ´Sen yüksek bir ahlâk üzeresin´ buyurmuştur" diyerek Peygamber Efendimizde gördüğü güzel ahlakı anlatmıştır. Peygamber Efendimizin evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)´in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır: "Kendisine bir şey soranı can kulağıyla dinler, soruyu soran yanından ayrılmadıkça, onu terk etmezdi. Resulullah ile bir kimse tokalaşırsa veya bir kimse tokalaşmak için elini uzattığında, karşısındaki kişi elini çekmeden Resulullah elini çekmezdi. Biriyle yüz yüze gelince de, karşısındaki, yüzünü çevirip ayrılmadıkça Resulullah o kimseden yüzünü çevirmezdi. Önüne oturan kimseye hiçbir zaman ayaklarını uzatmazdı. Karşılaştığı kimseye önce kendisi selâm verirdi. Ashabıyla tokalaşmaya önce kendisi başlardı." "Sahabîlerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali´ye ´Ebû Turab´, bir başka Sahabîsine ´Ebû Hüreyre´ gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı. Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi. "Resul-i Ekrem´e on sene hizmet ettim. Vallahi, bana ´Öf´ bile demedi. Yapmakta geciktiğim veya yapmadığım bir emrinden dolayı beni azarlamadığı gibi, ailesinden azarlayan olursa, onlara da, ´Ona dokunmayın. Bu işi yapması takdir edilmiş olsaydı yapardı´ buyururdu. Bir gün bir iş için bir yere gitmemi emir buyurdu. Huzurlarından çıktıktan sonra sokakta birkaç çocuğun oynadığını gördüm ve onları seyretmeye daldım. Derken arkadan birisi iki eliyle başımı tuttu. Döndüğümde baktım ki, kendisi. Gülüyor. Bana: ´Enesçiğim sana söylediğim yere gittin mi?´ dedi. ´Hayır, daha gitmedim, gideceğim´ dedim.
´Ben ona senelerce hizmet ettim. Vallahi bir defa olsun yaptığım bir iş için ´Niçin yaptın?´, yapmadığım bir iş için ´Niçin yapmadın?´ dediğini hatırlamıyorum." Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca binlerce insanı eğitmiş, dini, güzel ahlakı bilmeyen insanların güzel tavırlı, ince düşünceli, fedakar, üstün ahlaklı insanlar olmalarına vesile olmuştur. Kendisinden sonra da sözleri, tavrı ve ahlakı ile milyonlarca insanın eğitimine vesile olan Peygamberimiz (sav), çok hayırlı bir yol gösterici ve eğitimciydi.


