Kurban bayramı da geride kaldı, kimi ziyaretlerle geçirdi kimi tatil beldelerinde sıcağı da görünce denize açıldılar, deniz olmayan yerlerde de doğa turizmi. Bayram dönüşü mesai yapacaklar, yerleşim yerlerine dönüş yaptılar. Tatili uzun olanlar ve imkanı olanlar tatil beldelerinde kalmaya devam ediyor. Sıcakların artmasıyla birlikte magazin basınının bu tatil beldelerindeki haberleri de artıyor. Magazin bizim ilgi alanımız değil lakin nereye bakarsanız bir magazin haberi çıkıyor. Akşam kuşağı haberlerinde, sosyal medyada, internet haber sitelerinde bol bol arz-ı endam ediyor. İster istemez gözünüzün içine sokuyorlar. Kim kimleymiş, kim filanla filört yapıyormuş kim kiminle aşk yaşıyormuş filan feşmekan. Bize ne kimin ne yaptığından, milletin derdi o mu diyeceğim yalnız ciddi anlamda reyting ve görüntüleme alıyorlar bu da magazincilerin iştahını kabartıyor. Onlar da bir kısmı asılsız haberler olmak üzere paparazzi yöntemleriyle flaş flaş diye.. geçiyorlar. Gerçek sanatçılar bu işin içinde olmayarak, bu magazin basınının paparazzi yöntemleriyle ünlü olmak isteyen veya kendini daha fazla göstermek isteyenler, bol bol malzeme veriyorlar. Sonuçta ihtiyaçları var sanatları ile icra edemediklerini bu basit yöntemlerle kazanmaya çalışıyorlar. Sanatıyla gündemde olmayıpta toplumun ahlak normları ile oynayacak kadar ileri giderek geçici gündem olmaya çalışıyorlar. Bunların sanat dünyasında da akibeti, birçoğunun hüsran oluyor. Sanatıyla gündeme gelmeyen ünlü ünsüzler kısa zamanda kaybolup gidiyor. Magazin basınının öğüteceği çok fazla insan var sonuçta. Özellikle tatil beldelerinde ‘haberim yokmuş gibi çek pampa’ tarzı fotoğraflar, bunların çoğu çıplaklık veya yarı çıplaklık seviyesinde. Bu topluma da olumsuz yansıyor özellikle gençler bunu bir matah zannediyor. Mazbut bilinen Afyonkarahisar’ımızda bile maalesef bir kesimin etkilendiğini görüyoruz. Kılık kıyafet herkesin kendi tercihi dünya görüşü yalnız toplumun normlarına da uygun düşmesi gerektiğine inanıyorum. Biz erkekler nasıl iç çamaşırı tarzı kıyafetlerle sokağa çıkmıyorsak, kadınların da yatak odalarında bile giyilmeyecek kıyafetlerle çarşı pazar avm.. dolaşmasını doğru bulmuyorum. Bu magazin basınından ve magazine malzeme veren, bu şekilde ünlü! olmaya çalışan çakma sanatçılardan! etkilenerek neredeyse yarı çıplaklığa yakın ortalıkta gezen genç kızlar adına üzüntü duyuyorum. Burada en önemli sorun açıkçası anne babalar da. Burada öz denetim yapmaları gerekiyor, kızlarının giyimine anne baba olarak hassasiyet göstermeleri gerekiyor. Toplumun ahlak normlarına, genel geçer kurallara aykırı olarak, bu tarz giyinen çocuklarıyla herkese karşı poz vermelerini yadırgadığımı da ifade etmek isterim. Büyükler şöyle derlerdi; ön teker nereye giderse arka teker de oraya gider. Ebeveyn neyi yaparsa çocuklar da genelde onu yapar. Ebeveyn neye göz yumarsa çocuklar da daha fazlasını yapmaya meyillidir. Çocuklarımızı gençlerimizi faydalı uğraşlarla meşgul edelim, kontrol edemediğimiz, akıllı! telefona, tablete, bilgisayara mahkum kaldığı, nerelere girdiğini ne yaptığını bilmediğimiz sanal aleme mahkum etmeyelim. Paralı sanal oyunlarla ailesinin ocağına incir ağacı dikenler, yasak sitelere giriş yapanlar, sanal kumar sitelerinden kumar oynayarak kendini ve ailesini büyük borçların altına sokanlar da bu ülkenin maalesef önemli bir gerçeği. Bunlar hep kontrolsüzlükten, serbest bırakmacı tavırlardan, benim oğlum kızım reşit istediğini yapabilir tarzı hayat anlayışından kaynaklanıyor.
Sözün hasılı; gerçek bir hayat var ve bu hayat yeri geldiğinde çok acımasız olabiliyor. Gerçek hayat yerine sanal gündemlerle yer almaya çalışan magazin dünyasına ve onun çakma sanatçılarına, yıldız olma meraklılarına prim vermeyerek, özellikle çocuklarımızı gençlerimizi hayatın zor şartlarına da hazırlayalım. Hayat gösterilmeye çalışıldığı gibi toz pembe değil her türlü zorluk içinde barınıyor…