Lokman Özkul

Yeni Bir Yıl

Lokman Özkul

Her şeyden önce Miladi 2025 yılının sizler için, vatanımız milletimiz, İslam alemi ve tüm dünya için özellikle de zalimlerin zulmü altında ezilen mazlumlar için hayırlı bir sene olmasını dünyaya huzur getirmesini ve bu geçtiğimiz yıldan daha iyi bir sene olmasını diliyorum.                                                                                                                                                Her yeni yıl umutlarla başlar elbette umutlu olmak,  yeni giren yıldan beklentiler içinde bulunmak doğaldır ve bu şekilde olması da gerekir.  Ama her zaman işler istediğimiz gibi gitmeyebilir.  Sonuçta imtihan dünyasındayız,  Yüce Allah bizi bu dünyada imtihan ediyor. Bazen varlıkla bazen yoklukla bazen aile ile bazen toplumsal mevzular ile ve günümüzde de küresel mevzularla imtihan ediliyoruz.  Bazı mevzular bizim boyumuzu aşıyor o konularda çok yapacak bir şeyimiz olmayabiliyor.  Her ne kadar temenni etmesek de 2025 senesi de bu şekilde mevzuları içinde barındırabilir. Dünyada şu anda bir kaos yaşanıyor, dünyanın birçok tarafında savaşlar var kimi insanlarca bu savaşların daha da yayılacağı ve küresel anlamda büyük bir savaş çıkabileceği ifade ediliyor.  Biz elbette böyle bir şeyi temenni etmeyiz en kötü barış savaştan her zaman evladır.  Savaş demek ölüm demek kan demek işkence demek,  insan hayatlarının göz göre göre karartılması demek.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi zorunlu şartlar oluşmadıkça savaş her zaman için büyük bir cinayettir ve gereksizdir. İki sene küresel anlamda pandemi yaşadık, evlere hapsolduk,  herkes birbirinden kaçar hale geldi bu iki sene içinde can kayıplarımız oldu, hastalanıp bunun etkisini uzun süre gören hastalarımız oldu.  Virüsten ve aşılardan dolayı ne gibi yan etkiler yaşanacak bunlarda toplumda devamlı konuşula gelen mevzular.  Bu seneleri de insanlarımız 31 Aralık günlerinde büyük bir coşkuyla karşıladı ama baktık ki yeni giren yıl hiç umduğumuz, beklediğimiz gibi değil. Neyin ne olacağını bilmiyoruz, yeni bir yıl ne getirecek bunu kestiremiyoruz. Astrologlar ve benzeri kişiler.. tahminlerde bulunuyor. Adı üstünde tahmin, bunlar gerçekleşecek diye bir kaide yok.  Biz her zaman şunu söylüyoruz, gaybı geleceği ancak Allah bilir. Bu yeni giren yılın ne getireceğini bilmeden,  bu yılda neler yaşanılacağını bilmeden çılgınca kutlamalar yapmak ne kadar doğrudur?  Ben şahsen doğru olduğunu düşünmüyorum, hiçbir yeni yıl kutlaması da yapmadım,  düşünmüyorum burada. Bir sene sonunda insana düşen tefekkür etmek, yapmış olduğu hatalarının farkına varmak ve takip eden süreçte bu hataları tekrarlamamak.  Bu şekilde davrandığımızda daha isabetli olunacağını düşünüyorum.  Yoksa vur patlasın çal oynasın diyerek yılbaşı kutlamak dinimize göre de, örfümüze göre de,  vicdanımıza göre de doğru değildir.  Hele hele Gazze’ de çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar, masum insanlar dünyanın en azılı terör örgütü tarafından yok uğruna katledilirken bizim yılbaşı kutlamamız ne kadar doğrudur?  Dünyanın birçok yerinde zalimlerin zulmü devam ediyor,  insanlar hayatta kalma mücadelesi veriyor.  Suriye'de Sedyana hapishanesini gördük, orada insanlara ne zulümler, işkenceler yapılmış.  İnsanlar gün yüzüne güneş ışığına hasret bırakılmış.  Aklını yitirenler, namusları kirletilenler,  hayatları karartılanlar bu dünyanın insanları.  Bu şekilde mazlumlar varken, mağduriyetler yaşanırken yılbaşı kutlamak bizim neyimize.  Peygamber Efendimiz (s.a.v.)  ‘’Kim kime benzerse o ondandır’’  diyor.  Bir Hristiyan adetini neredeyse onlardan çok sahiplenmek açıkçası bizi son derece üzüyor. Bir Hristiyan genç şöyle diyordu sokak röportajında:  Gazze’de bebekler çocuklar katledilirken ben yılbaşı kutlayamam, yılbaşı kutlamasını Siz Müslümanlara bıraktım.

Ne kadar acı ifadeler,  Hristiyan bir genç bu konunun şuurundayken Müslümanların huzursuzluğu kabul edilebilir gibi değil . İnsanlar meşru dairede eğlenebilirler, bir şeyler yiyip içebilirler ama bunu yılbaşı diye yapmak bu özümüzden tamamen uzaklaşmaktır. Yeni bir sene için muhasebe yapılmalı doğrular yanlışlar önümüze konmalı,  doğrularımızı daha çok artırmalı yanlışlarımızı da minimize etmeli hatta tamamen ortadan kaldırmalıyız.  Batı adeti olan yılbaşı mevzu konusunda merhum şair Necip Fazıl Kısakürek şöyle diyordu:  Yedi Hristiyan bir danaya kurban hissesine girmediği müddetçe ben de yılbaşı kutlamam. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy ile ilişkilendirilen aslında şair Ömer Berber’e ait olan şiirde Müslümanların bu yılbaşı telaşına anlam verilemeyip ifadeler şu sözlere dökülüyordu: 

Ya Rab! Böyle mi olacaktı, benim cennet yurdum?

Baktım da etrafıma yalnızım, ağladım durdum.

Bir mânâ veremedim, şu Milâdî yılbaşına!

Şaştım da kaldım, Müslümanların vah telaşına!

Çevirdim başımı, nereye ettimse bir nazar.

Gördüm ki, Noel için hazır, yer-yer çarşı-pazar.

Haykırmak gelmişti içimden, seslendim millete.

Heyhat! Duyuramadım, ne Âhmed’e ne Mehmed’e.

Ey Âlem-i İslâm’ın baş tacı, büyük Türkiye!

Mukaddesatı unuttun, Avrupa diye diye!

Yurdumu işgal eylemiş, şu garbın safsatası,

Kiminin maymunu var, kiminin “Noel babası!”

Anladım, zaman geçmekte bugün dünden de beter.

Kim bilir? Yarın ne hâle düşecek bu şaşkın beşer.

Kulaklar tıkanmış, gözlere çekilmiş perde.

Nankör adam, fazilet arıyor geçmiş giderde.

İslâm’dır bu vatanın dini, kitabı Kur’an-ı Kerîm’dir.

Müslümanın bayramı, Ramazan ve Kurbandır.

Yeni Bir Yıl

Yazarın Diğer Yazıları