2024- 2025 eğitim- öğretim yılı tüm eğitim paydaşlarına hayırlı olsun. Milyonlarca öğrencimiz 9 Eylül'de ders başı yaptılar. Onun öncesinde ana sınıfları, anaokulları ve uyum eğitimi alacak ilk sınıflar 2 Eylül'de başlamışlardı. Uzun bir yaz tatilinin ardından çocuklarımızın, gençlerimizin özlemle okula başladıklarını düşünüyorum. Arkadaşlarına, öğretmenlerine okullarına kavuştular. Küçükler, yeni başlayanlar burada biraz nazlandılar, ebeveynlerinden ayrılmak istemediler, çocuklarımızın okul ortamına alışması için öğretmenlerimize güvenelim yeni başlayan çocuklarımız için velilerimiz okulda uzun süreli bekleme yaparak çocukların bu uyum sürecini uzatmamaları gerekir diye düşünüyorum. Eğitim sadece okuldan öğretmenlerden beklenilmeyecek bir olgudur. Bizler de evlerimizde onlara iyi örnek olarak, olumlu davranışları kazandırarak, eğitimlerine katkıda bulunalım. Çocuğun ilk eğitimi ailede başlar özellikle 3-6 yaş arası çok kritik bir dönemdir çocuk eğitiminde. Özellikle davranış eğitimi bu yaşlarda çok önemlidir. Sevgiyi saygıyı, doğruluğu dürüstlüğü, temizliği, düzen ve tertibi, küçük yaşlarda kazandıralım. Günümüzde birçok ebeveynin düştüğü yanlışlığa düşmeyelim. Küçük çocukların ellerine akıllı telefon, tablet vererek birer teknoloji bağımlısı yapmayalım. Dijital oyunlarla müptela olmasınlar, onlara geleneksel çocuk oyunlarımızı öğretelim. Bizler de onlarla birlikte oynayalım. Çocukluğumuza dönelim, bırakalım isterlerse çocukluğunu yaşayamamış, çocuklaşmış desinler. Her yetişkin insanın içinde bir çocuk yaşar zaten. Çocuk yetiştirmede; özgüven kazandırma ile şımarıklığı birbirine karıştırmayalım. Bazı aileler benim çocuğum özgüvenli olacak diye yaptıkları her yanlışa göz yumuyorlar, saygısızlıklarını görmezden geliyorlar uyarı ve aile eğitim boyutunu göz ardı ediyorlar maalesef. Okullarda şımarık çocuklar, hem öğretmenleri hem de arkadaşları için sıkıntı oluşturuyor, sınıf iklimini bozuyor. Öğretmenlerine dikleniyor, her istediğinin olmasını istiyor, arkadaşları ile şımarıklığından dolayı sorun yaşıyor. Ben merkezciler, paylaşmayı bilmiyorlar, kendilerinden başkasının ders başarısında daha iyi olmasını istemiyorlar. Öğretmenlik hayatımda böyle çocuklarımızın yoğun olduğu bir okulda çalışmıştım, gerçekten öğretmenleri de diğer arkadaşlarını da çok zorluyorlar. Günümüzde de birçok öğretmen arkadaşımdan bu tarz öğrencilerle ilgili rahatsızlıkları dinliyorum ve üzülüyorum. Her şeyden önce saygıyı kaybediyorlar, öğretmen onlar için sınıfta sıradan biri. Öğretmenin sınıf otoritesine başkaldırıyorlar, dersleri işlenmez hale getirebiliyor bu tarz çocukların, gençlerin yoğun olduğu sınıflar. Basında, sosyal medyada neler yaptıklarını hep birlikte görüyoruz. Bazı veliler şikayet mekanizmasını çok yoğun çalıştırıyor, olur olmadık her şey şikayet konusu olabiliyor. Benim çocuğuma sesini yükseltmişsin diye şikayet olmaz, jest ve mimiklerinle farklı davranmışsın diye şikayet olmaz kanımca. Şikayet olur olmasına ama her önüne gelen konu da şikayet olmaz. Öncelikle okul bünyesinde çözmeye çalışmak gerekiyor sorunu her şeyin yapıldığı halde sorun çözülememişse ancak o zaman şikayet mekanizması çalıştırılabilir. Asılsız veya çok küçük sorunlar eğitimcilerin de motivasyonunu bozuyor, gereksiz bir iş yükü oluşturuyor. Ebeveynler, öğretmenlerden beklediklerini aynı şekilde kendi evlerinde de uygulamalıdır. Empati yapsınlar, kendilerini öğretmenlerin yerine koysunlar. Bir sınıfta 30-35 farklı öğrenciyle ders yapmanın onları idare etmenin sorumluluğunu üzerlerinde hissetsinler ona göre davransınlar. Birçok öğrenci velisi şöyle diyor:
Hocam sizlerin işi gerçekten çok zor biz evde bir iki çocukla baş edemezken siz sınıflarda 30-35 öğrenciyle başediyorsunuz .
Görev tabii ki yapılacak lakin öğretmenlerin işini velilerin de kolaylaştırması gerekiyor. Öyle olduğu takdirde sınıf ortamında daha başarılı ve güzel sonuçlar ortaya çıkar.
Ortaokul ve lise aşamasında gençlerimiz sınavlara hazırlanacaklar, onları yarış atı gibi görmeyelim değerli veliler, sadece ders diye dayatma yapmayalım, sosyal aktivitelerine de makul ölçüde zaman ayıralım. Sınav başarısını her şey görmeyelim. Önemli olan çocuklarımızın, gençlerimizin bedensel ve zihinsel sağlığı. Beklentimizi yüksek tutup sonra hayal kırıklığı yaşamayalım ve bunu da çocuklarımıza hissettirmeyelim. Ben şu bölümü veya şu okulu istiyorum, illaki oraya gideceksin tarzı dayatmalar, çocuklarımızda gençlerimizde çok olumlu izler bırakmaz. Kendi istedikleri, başarılı olacaklarını düşündükleri, sevdikleri bölümleri, okulları tercih etsinler. Ebeveynler de bu konularda onlara destek olsunlar. Günümüz ortamında çocuklarımızı, gençlerimizi zararlı alışkanlıklardan, zararlı çevrelerden uzak tutalım, bu alışkanlıklara yönlendirebilecek kişilerle arkadaşlık etmemelerini kendilerine güzellikle tavsiye edelim ve biz de takibini yapalım. Maalesef art niyetli kişiler masum çocuklarımızı, gençlerimizi bu zararlı alışkanlıklara yönlendirebiliyor. Bu konuda el birliğiyle önlemler alalım ve uygulayalım. Millet olarak bizim en büyük sermayemiz; çocuklarımız ve gençlerimizdir. Onları da bedenen ve zihnen sağlıklı tutmak, bizlerin en büyük görevidir.
Yeni eğitim öğretim yılı tekraren hepimize hayırlı olsun, kazasız belasız bir dönem olsun..