Lokman Özkul

Zalim Mazlum

Lokman Özkul

Dünyanın başlangıcından bu yana bir yanda mazlumlar bir yanda da zalimler olmuştur. Habil mazlumdu, Kabil zalim. Hz. Musa mazlumdu, Firavun zalim, Hz. İbrahim mazlumdu Nemrut zalim, Hz. Muhammed (s.a.v.) mazlumdu, Ebu Cehil ve Ebu Lehebler zalim. Kıyamete kadar da bu böyle devam edecektir. Tarih, mazlumların en sonunda kazandığına şahittir. Çünkü doğru olanların ve mazlumların yardımcısıdır Hz. Allah.
Zalimler bu dünyada kendilerini çok güçlü görebilir, her istediği şeyi gücü, maddi yapısı ve statüsü nedeniyle yapabilir düşüncesindedir. İnsanları affedersiniz, bazıları ezilecek bir sinek gibi görürler, onların nazarında hiç değeri yoktur. Kast sistemiydi, kölelikti, renginden dolayı insanlara farklı davranmak, bunlar insanlara zulmetmenin bir başka şekliydi. Kendini medeni gören insanlar, ülkelerinde iş yerlerinin, restoranların kapılarına ‘köpekler ve zenciler giremez’ yazıyorlardı. Siyahi insanlarımızı renginden dolayı aşağılıyorlar ve zulmediyorlardı. Hala bazı yerlerde devam ediyor bu ilkel yaklaşımlar. Devletler nazarında da zalimler ve mazlumlar devamlı olmuştur. Allah’a şükürler olsun ki; Türk devletleri zalimin karşısında olmuş mazlumun yanında olmuştur. Barbar vs.. diyenler kendi özelliklerini söylüyorlar. Kişisel anlamda istisnalar vardır, o zamanda evrensel kural devreye girer. İstisnalar kaideyi bozmaz.
Günümüzde de birilerinin desteğini alan, kendi başına hareket edemeyen, bak abime söylerim diyen küçük çocuklar gibi.. hareket eden küçük devletçikler, tarihsel geleneği olan ve istila ile ülkelerine bir şekilde el konulmuş olan devletlere akılları sıra büyükleniyorlar ve ağabeylerini yanlarına alarak zulmediyorlar. Zulüm hiçbir zaman kalıcı değildir.
Allah, zalime bu dünyada belli bir süre tanıdığı halde, mazlumu himayesinde bulundurur, onun duasını kabul eder, kıyamet günü hakkını zalimden alır. Ahirete kalmadan da bu zalimler bu dünyada bunun hesabını vereceklerdir. Hiçbir ah yerde kalmaz. Zalim devletçik, ondan dolayı ülkeciklerinin her yerine belli bir ağacı dikiyorlar. O zaman çok güvendikleri ağabeyleri de onlara yardım edemeyecektir. Ahiret ise işin cabası olacaktır. Allah’ın en sevmediği insanlar, mazlumlara zulmeden zalimlerdir.
Dünyada, haksızlığa uğradığı halde kendisini nasıl savunacağını bilemeyen veya hakkını araması çeşitli yollarla engellenmiş mazlum insanlar ve toplumlar her zaman olmuştur. Maddeci düşüncenin ürünü olan “Kuvvetli olan haklıdır” felsefesi bir toplumda hakim olduğu sürece, “mazlum” olmak istemeyenler kuvvetli olmanın yollarını arayıp bulmak zorundadırlar. Aksi halde haklarını alamaz ve mazlum olmaktan kurtulamazlar. Ne yapalım mazlum olalım demekten ziyade, o güçlü görünenlerden daha güçlü olmak ve bunu doğru anlamda gerçekleştirmek, insanların ve toplumların asli görevidir, devletler bazında da böyle.
Haklı olan kuvvetlidir, fikrinin yerleştirilmesi gerekir. Dolayısıyla mazlumun hakkı adil devletin garantisi altında olmalıdır. Bunun için Hz. Ebu Bekir halife seçildiğinde: “Sizin zayıfınız benim yanımda kuvvetlidir. Onun hakkını alırım. Kuvvetine güveneniniz ise benim nazarımda zayıftır. Çünkü ondan başkasının hakkını alırım” demiştir.
Bilinmeldir ki; zalim ısrarla zulmüne devam ediyorsa biliniz ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bilinmelidir ki, onun için de zafer yakındır.
Mazlumların zalimler den öç alacağı gün, zalimin zulmettiği günden çok daha çetin olacaktır. Allah mazlumlarla beraberdir.
Hz. Ali’nin sözüyle yazımızı tamamlayalm: “Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma!”

Yazarın Diğer Yazıları