Toplumda kimi insanlar zengindir, kimileri orta gelirli kimileri de maalesef fakir konumundadır. Dünyanın her yerinde durum böyledir. Yüce Allah insanlar arasında toplumsal dengenin, yardımlaşma ve dayanışmanın sağlanması için mali ibadetler koymuştur. Bunlardan olan zekat, şartlarını taşıyanlara farz, fitre de verebilecek durumda olanlara vaciptir. Dolayısıyla ikisi de mükellef olanlara zorunlu ibadetlerdir. Bir insan ben Müslümanım diyorsa ve şartlarını taşıyorsa bu iki mali ibadeti yapmak zorundadır. Sana göresi bana göresi, isterse yaparım seçeneği yoktur. Haliyle, farklı yorumlamalara gitmeden mükellefler bu ibadetleri yapmakla Allah’a karşı sorumludur. Allah bir insana zenginlik vermişse bunun şükrünü ister. Her nimetin şükrü kendi cinsindendir. Zenginlik nimetinin şükrü; zekat, fitre, kurban ibadeti, sadaka-i cariye ve diğer sadaka tarzı yardımlardır. Şükretmeyip nankörlük ederseniz elinizdeki nimetimi alırım diyor Yüce Allah Kutsal Kitabımızda.
Yetkili kaynakların verdiği bilgilere göre, ülkemizde zekat mükelleflerinin vermesi gereken tutar ortalama 55 milyar dolar. 5 milyar dolar da buna fitreyi ekleyelim, etti mi 60 milyar dolar. Türk Lirası karşılığı da yeni parayla, yaklaşık 1 trilyon 200 milyar. Muazzam bir para, bu miktarlar gerçek ihtiyaç sahiplerinin eline geçse toplumda çok iyi bir seviyede mali rahatlama olur. Fakirin yoksulun eli rahatlar, borcu olanlar borçlarını ödeyebilir (fatura v.b..) , evlenmek isteyen gençlere yuva kurulur, ihtiyaç sahibi öğrencilere destek olunur.. listeyi uzatabiliriz. Lakin bu meblağın 10 milyar doları yani 200 milyar TL si ancak veriliyor. Çok üzücü bir durum. Müslüman bir ülkede mükellef herkesin vermesi beklenirdi. Para pul mal mülk her şey gelip geçici. Bakın bir deprem gerçeği yaşadık, malın mülkün, paranın pulun aslında ne kadar değersiz olduğu acı bir gerçekle tecrübe edildi. Hiçbir vatandaşımızın burnunun dahi kanamasını istemeyiz lakin gerçeklerden de kaçılmıyor. Deprem bölgesine de zekat ve fitre dahil diğer mali yardımlarımızı yapmaya devam edelim.
Zekat mükellefi olup da dünyada bu sorumlulukları yerine getirmeyen Müslümanları, Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de ‘Onları elim bir azap ile müjdele! diye ikaz ediyor. Mal mülk para pul hırsına kapılmadan bu sorumluluklarımızı yerine getirelim, Yüce Allah’ın emrini yerine getirip rızasını kazanarak, toplumda dayanışma ve yardımlaşmanın tesisine katkıda bulunalım. Yazımı bir ayet meali ve bir hadisle tamamlıyorum:
“Yüzlerinizi doğu ya da batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere inanan; malını sevdiği halde akrabasına, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, dilenenlere, hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren; namazı dosdoğru kılıp zekâtı ödeyen; antlaşma yaptığında sözünde duran; sıkıntı, darlık, hastalık ve şiddetli savaş zamanlarında sabredenlerin yaptığıdır. Kulluklarında samimi ve dürüst olanlar işte bunlardır; gerçek takvâ sahipleri de yine bunlardır’’. Bakara 177
Gıpta Edilecek İki Kişi
“Yalnız iki kişiye gıpta edilir. Biri, Allâh’ın, mal verip hak yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kimse; diğeri de, Allâh’ın, kendisine ilim verip de onunla amel eden ve bunları başkasına öğreten (yâni ilmini infâk eden) kimsedir.” (Buhârî, İlim, 15)