Mahmut Emin Birliktir

İbrahim Kalını Anlamak

Mahmut Emin Birliktir

Stratcom Zirvesi’nde MİT Başkanı İbrahim Kalın, sadece bölgesel savaşlara değil, aynı zamanda hikâyeler savaşına dikkat çeken dikkat çekici bir konuşma yaptı…

Sayın Kalın’a göre Türkiye bugün:
İsrail-ABD-İran savaşının bölgeyi küresel krize sürüklemesini engellemeye çalışıyor…

Savaşın Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında uzun vadeli bir “kardeş kavgasına” dönüşmesini önlemeye çalışıyor…

Bölgenin kendi dinamiklerine dayalı yeni bir güvenlik mimarisi kurulmasını savunuyor…

Ama konuşmanın asıl dikkat çeken kısmı jeopolitik değil, entelektüel çerçevesiydi…

Kalın şu mesajı verdi:
“İslam dünyasının en büyük sorunu kendi hikâyesini anlatamamasıdır…

Başkalarının kavramlarıyla düşünürseniz, kendi dilinizi konuşmuş olmazsınız.”

Bu yaklaşım tesadüf değil.
Son yıllarda Batı’da da istihbarat kurumlarının başına sosyal bilim kökenli isimler geliyor…

Örneğin:
İngiliz MI6 Başkanı Richard Moore – Siyaset bilimi

Eski MI6 başkanları Alex Younger ve John Sawers – Felsefe ve siyaset

CIA Direktörü William Burns – Diplomasi ve tarih

Yeni model: “Hibrit devlet adamı.”

Strateji bilen, tarih okuyan, felsefe düşünen ve jeopolitiği aynı anda okuyabilen istihbaratçılar…

İbrahim Kalın’ın konuşması bu dönüşümün Türkiye’deki en net örneklerinden biri olabilir…

…….

LİDERİN ARKASINDAN YÜRÜMEK

Çaldıran Savaşı öncesi, Yavuz Sultan Selim ordusuyla beraber doğuya ilerliyordu…

Uzun ve yorucu yürüyüş boyunca askerler arasında hoşnutsuzluk yayılmaya başlamıştı…

Bir gece, Yavuz çadırından çıktığında yaşlı bir yeniçerinin sessizce ağladığını gördü. Yanına gidip sordu: “Neden ağlıyorsun, asker?”

Yeniçeri sultanı tanıyamayacak kadar karanlıktı. Dedi ki: “Çocuklarımı aylardir görmedim. Nereye gittiğimizi bile bilmiyoruz. Bu savaş ne zaman bitecek?”

Yavuz bir an sessiz kaldı. Sonra yanına oturdu ve dedi: “Ben de çocuğumu özlüyorum…

Ve ben de bu savaşın ne zaman biteceğini bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: eğer biz yürümezsek, bizim çocuklarımız yürümek zorunda kalacak.”

Yeniçeri başını kaldırdığında sultanı tanıdı ve ayağa fırladı. Yavuz omzuna dokundu: “Otur. Bu gece burada iki baba oturuyor, sultan ve asker değil.”

Lider, acıyı paylaşandır. İnsanlar, acı çekmeyen bir komutanın ardından değil, aynı acıyı taşıyan bir insanın ardından yürür…

Kaynak: Hoca Sadettin Efendi, “Tâcü’t-Tevârîh”; Solakzâde Mehmed Hemdemî, “Solakzâde Tarihi”

Etrafımız ateş çemberiyken onu bunu bahane edip, yürüyüşler düzenlemek mitingler yapmak sudan sebeplerle lideri yıpratmak günü değildir.

Sözde terörsüz Türkiye için yoğun çaba sarf edilirken daha 2 gün evvel terörist başının doğum gününü kutlamakta nedir?

Her  türlü yolsuzluk, hırsızlık, usülsüzlük’le yargılananları her platformda savunmakta nedir?

Bırakın bağımsız yargı ilgilensin, kararını da versin.

Ülkeyi bize doğru yaklaşan savaşa sokmamak için her türlü mücadeleyi veren lider ve yönetimine destek vermek gerekmez mi? 

Verilmiyorsa, vermeyenleri milletçe sorgulamak gerekmez mi?

Dünde, bugünde, yarında söz konusu vatansa gerisi teferruattır.

Gün teferruatlara takılmama günü değil midir?

Gün dini İslam için, vatan için, bayrak için, millet için, geleceğimiz için, çocuklarımız için her şeyi bir kenara bırakıp liderin arkasından yürüme günü bugünler değilse ne zaman?

Yazarın Diğer Yazıları