Sultan Fatih'e İthafla
Mahmut Emin Birliktir
İstanbul’u elinde tutan devlet kalır.
Bir iklimin manzarası, mimarisi ve halkı arasında halis ve tam bir ahenk varsa, orada, gözlere bir vatan tablosu görünür…
İkliminden anlayan gerçek ve hassas bir sanatkâr, İstanbul’un eski semtlerinden herhangi birini, meselâ: Koca Mustâpaşa Semtini yakut Eyüb’ü, yâhut Üsküdar’ı, yahut Boğaziçi’nin henüz milli hüviyetini muhafâza eden herhangi bir köyünü seyredince kat’i bir hüküm vererek der ki;
“bu halk bu iklimde ezelden beri sâkindir ve bu iklime bu mimâriden ve bu halktan başka unsurlar yarışamaz…”
Evet, gerçek ve hassas bir sanatkâr bu hükmü verir…
Vatan toprağı bizde de ecnebi memleketlerinde de her hissedene bu vehmi veren topraktır…
Türklük, beşyüz seneden beri İstanbul’u ve Boğaziçi’ni bütün beşeriyyetin hayatına böyle nakşetti. Mimârisini bu şehrin her tepesine, her sâhiline, her köşesine kurarken guyâ: “Artık bu diyar dünya durdukça Türk kalacaktır.” dediği hissedilir…
Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı’nın kabine toplantısının ardından yaptığı açıklama hem geçmişe dönük mühim bir hatırlatma ve hemde geleceğe projeksiyon açısından önem arzetmektedir…
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul ile ilgili açıklamaları şöyle ;
“İstanbul’un Bizans işgalinden kurtulmasıyla asıl kalpler fethedilmiştir. Harap bir şehir olarak Bizans’tan alınan Konstantiniyye, Sultan Fatih’in vakıflara dayanan imar seferberliğiyle, Yahya Kemal’in “Türk İstanbul” dediği muhteşem bir Türk-İslam şehrine dönüşmüştür…
Minarelerinden ezan-ı Muhammedi’nin yükseldiği Ayasofya, aynı zamanda fetih müjdesinin de sembolü olmuştur…
Ancak bu sembol uzun yıllar mahzun ve boynu bükük bırakılmıştır. 86 yıllık hicranın ardından, Fatih’in emaneti Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri kırarak fetih bağrında açılan bu yarayı hamdolsun biz kapattık…
Yıllarca gözü yaşlı, gönlü yaslı olan Ayasofya artık kubbesinde inleyen Kur’an-ı Kerim tilavetiyle, minarelerini süsleyen ezan-ı Muhammedi’lerle İstanbul’un bağrından yükselen kutlu bir sancak olarak medeniyetimizdeki mümtaz makamına tekrar kavuşmuştur…
İstanbul’un duvarlarını “Zulüm 1453’te başladı” yazılarıyla kirleten Bizans artıkları hâlâ kabullenmekte zorlansa da İstanbul Türk’tür, Müslümandır; Allah’ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır…
Şunun altını çizerek bir kere daha ifade etmek isterim ki; İstanbul’un Fetih ve Fatih ruhundan koparılmasına asla göz yummayacağız…
Bu aziz şehri iş bilmez, tarih bilmez, kadro kıymet bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacağız…
İstanbul’a hizmet etmeyi, bu güzel şehre yatırım yapmayı, İstanbul’a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz…
Peygamber Efendimizin müjdesine nail olan Sultan Fatih’i, o büyük kumandanı ve kahraman ordusunun tüm neferlerini rahmetle yâd ediyorum…”