Murat Arısoy

10 yıl önce, 10 yıl sonra

Murat Arısoy

4 Ekim 2012 Perşembe 03:00:00
  Belimizi hiç doğrultamadık. Ben kendimi bildim bileli gazeteler “zam” yazar, idareciler “zammın” gerekli olduğunu söyler.
Hakkını vermek gerek, Refah-Yol hükümeti döneminde millet gerçekten bir ferahlık gördü benim hatırladığım kadarıyla. Ama hükümet dışında hep dertliydik.
Geçmişe baktığımızda bugün iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin de ekonomik durum hakkında çok ciddi eleştiriler yönelttiğini görüyoruz.
Buna en güzel örnek, 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce, 26 Eylül 2002’de kamuoyuna açıklanan Adalet ve Kalkınma Partisi Seçim Beyannamesi.
Beyanname’den bazı bölümleri, “yorumsuz” aktaracağım:
“Son yıllarda mazot, gübre, ilaç, tohumluk, makine gibi tarım girdilerinin fiyatlarında büyük artışlar meydana gelirken, tarım ürünlerinin fiyatlarındaki artış sınırlı kalmıştır. Örneğin, 1998 yılında 2 kilo buğday parasıyla 1 litre mazot alabilen köylümüz, bugün ancak 6 kilo buğday parasıyla 1 litre mazot alabilmektedir.”
“Ülkemizde hayvancılık sektörü yıllarca ihmal edilmiştir. Ekonomik krizlerin de etkisiyle, Türkiye et ihraç ederken, et ithal eder hale gelmiştir.”
“1980 yılında Türkiye’de 16 milyon sığır varken, 1999’da bu rakam 11 milyona inmiştir. Yine 1979 yılında Türkiye’de 46 milyon koyun varken, 2000 yılında bu sayı 28 milyona düşmüştür. Sığır sayısında yüzde 30, koyun sayısında yüzde 38 düşüş vardır. Bu dönemde ülkemizin nüfusunun ve milli gelirinin arttığı dikkate alındığında, hayvancılık sektöründeki gerilemenin ne kadar büyük boyutlarda olduğu daha iyi anlaşılır. Sorun, sadece hayvan sayısının düşmesi değildir. Verimlilik de düşmüştür.”
“Krizin sorumlusu halkımız değildir. Krizin sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir.”
“Resmi verilere göre, nüfusumuzun yüzde 15’i açlık sınırının altındadır.”
***
2002 Seçim Beyannamesi’nde ülkede yaşanan krizle ilgili çıkış yolu da yazılmış:
“Partimiz, ilke olarak vergi oranlarını düşürecek ve vergi sayısını azaltacaktır.”
“Orta vadede toplam vergi gelirini azaltmadan, verginin tabana yayılması, kişi ve kurumları kayıt dışılığa iten nedenlerin kaldırılması ve vergi idaresinde etkinliğin sağlanmasıyla, vergi oranları tedricen indirilecektir.”
“Yüksek enflasyonda etkili olan temel unsur, yüksek kamu açıklarının Merkez Bankası kaynaklarından veya çok yüksek maliyetli iç borçlanma yoluyla finansmanıdır. KİT’lerdeki zararların fiyat ayarlamalarıyla giderilmeye çalışılması, enflasyonist süreçte etkili olan diğer bir faktördür.”
“KDV, kurumlar vergisi, gelir vergisi gibi vergilerin oranları düşürülecek, kayıt dışı ekonomik faaliyetler önlenecek, kayıtlı işletmeler aleyhine işleyen haksız rekabet engellenecektir.”
***
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002 Seçim Beyannamesi’nde, ekonomik durumun, toplumsal durumdan ayrı olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek şu ifadelere yer verilmiş:
“Siyasette ilkeli yaklaşımların yerini günü birlik çıkar ilişkilerine bıraktığı bir dönemde ahlak en önemli değer olarak öne çıkmıştır. Devlet ve toplum hayatını tahrip eden rüşvet, yolsuzluk, usulsüzlük ve partizanlık gibi yozlaşmaların yaygınlaşması, siyasetin kurum olarak itibar kaybetmesine ve halkın siyaset kurumuna olan güveninin sarsılmasına sebep olmuştur.”
***
10 yıl önceki tespitler, vaatler bunlar.
Şimdi yeni kurulan bir parti çıksa, aynı konuları güncel verilerle ortaya koysa, muhtemelen daha vahim bir tablo ile karşı karşıya olacağız.
Vergiyi indirmekten, vergi sayısını düşürmekten bahsedilirken; verginin vergisini hem de neredeyse her ürün ve eşyada ödediğimiz bir noktadayız.
“Kriz vardı, ne günlerdi be” deyip de hayıflana hayıflana eşe-dosta anlatılan 2001 günlerinden çok da ileri ve rahat bir seviyede değiliz.
Zam dün de vardı, bugün de var.
Vergi dün de vardı, bugün de var.
Vaat dün de vardı, bugün de var.

Yazarın Diğer Yazıları