Murat Arısoy

10 Yılda Bir Master Plan

Murat Arısoy

Afyonkarahisar Belediye Meclisi’nin 2025 yılı Aralık ayı toplantısında “İlimiz Merkez Ulaşım Master Planının İller Bankası Mekânsal Planlama Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanması hakkında teklif” gündeme geldi. Bu teklif ilgili komisyonun toplantısından sonra kabul edildi. 

Belediye’nin işleyişi içinde uygun bir durum. İller Bankası’nın konuya dahil edilmesi de uygun bir durum. “Belediyemiz’den para çıkmasın” denilmiş olabilir. 

Bundan yıllar önce de benzer bir yaklaşım sergilenmiş zira…

Afyonkarahisar Belediyesi’nde, Av. Burhanettin Çoban’ın başkanlığı döneminde “Afyonkarahisar Kent Merkezi Ulaşım Planlama ve Trafik Düzenleme Çalışması” hazırlanmıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden olan İstanbul Ulaşım Haberleşme ve Güvenlik Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. tarafından hazırlanan, Zafer Kalkınma Ajansı’nın 2012 Yılı Doğrudan Faaliyet Destek Programı çerçevesinde desteklenen bu çalışma, “Afyonkarahisar İl Merkezi Ulaşım Fizibilitesi” ismiyle bir yol haritasının belirlenmesini sağlamıştı. 

2019’a kadar bu plan ne kadar uygulandı, ne kadar uygulanmadı; Başkan Çoban bu konularda cevap vermek isterse ekranımız da sütunlarımız açık. Ancak şunu açıkça söylemek gerekir ki Başkan Çoban, 10-15 yıl önce Trafik Master Planı’na ihtiyaç duymuş. Ekibi, Başkan’a bu yönde bilgiler vermiş, bu yönde çalışmalar yapılmış. 

Hatta dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Ayfer Örten de trafikle ilgili bir hazırlık yapmış, Ayfer Hanım’ın çalışması ile İstanbul Ulaşım Haberleşme ve Güvenlik Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş.’in vardığı sonuçlar benzer çıkmış. 

Ekip güçlü olduğunda, varacağınız sonuçlar da sağlıklı oluyor. 

Buradan hareketle bir hatırlatma yapalım:

Belediye yöneticilerinin önceki raporlara, çalışmalara hiç değilse adında “Master Plan” olan çalışmalara hâkim olması beklenir. Burada sorumluluğu sadece Başkan’a yüklemeyi doğru bulmuyorum. Başkanlık Makamı’na sürekli bilgi akışının sağlanması gerekir.

Kocatepe Gazetesi için yaptığımız çekimlerde de dilimiz döndüğünce gündeme getirmeye çalıştık, çalışıyoruz: Afyonkarahisar’da trafik, senin-benim değil herkesin sorunu. Yayanın da sorunu, sürücünün de sorunu…

31 Mart 2024 seçimlerinden sonra gündeme gelen Trafik Master Planı için 2024’ün Temmuz ayında “Bir iki haftaya arkadaşlarımız açıklayacak” denilmişti. 2025 yılı bitti, biz bu Trafik Master Planı daha yeni İller Bankası’na havale ettik.

Yeni bir belgeye ihtiyaç varsa hazırlansın elbette ama hazırlanmadan önce de Allah rızası için önceki belgeler incelensin. 

 

 

BARO’NUN ÖZGÜRLÜKLE İMTİHANI

Afyonkarahisar Barosu, gazeteci Fatih Altaylı hakkında verilen hapis cezasının ardından, Türkiye’deki 64 Baro ile birlikte hareket ederek basın açıklaması yayınladı. Basın açıklamasında “Demokratik bir hukuk devletinde, yargı kararlarının hukuki dayanaktan yoksun olması ve temel hak ve özgürlükleri keyfi bir şekilde kısıtlanması mümkün değildir. Barolar olarak gazetecilik faaliyetinin suç olmadığını, Yargının araçsallaştırılmasına ve keyfi kısıtlamalara karşı olduğumuzu, hukukun üstünlüğünü; demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” denildi. 

Şahane!

Fatih Altaylı’ya verilen ceza haklı mı, haksız mı… O konuyu ayrıca her alanda tartışabiliriz. Bugün sadece belirli bir kesimin savunduğu Fatih Altaylı denilince, aklıma rahmetli Levent Kırca’nın Ulusal Kanal Genel Müdürü olduğu dönemde canlı yayında söyledikleri geliyor. Kırca, Altaylı’nın Ergenekon iddianamesi ile hapse atılan gazetecileri neden ziyaret etmediğini sormuş, “Zorunda mıyım” cevabını almıştı. 

Neyse konumuz Altaylı değil. 

Konumuz Afyonkarahisar Barosu… Ulusal gelişmelere bu kadar duyarlı olan Baromuz, Türkiye’de muhtemelen bir ilk olarak tarihe geçen “yerel gazete mühürlenmesi” ile ilgili ne düşünür, merak ettim doğrusu. 

Ben “Baro, Kocatepe Gazetesi’nden yana olsun” demiyorum. 

Ama yerel gazetenin keyfi uygulamalarla mühürlenmesinin, sonrasında İdare Mahkemesi’nin verdiği kararların ders niteliğinde olduğunu da biliyorum. 

Baro sadece bu konuyu araştırsa, gelecek nesil Belediye Başkanları’na iyi bir ders bırakır. 

 

 

CHP’NİN CEMAATLERLE İMTİHANI

Afyonkarahisar Belediye Meclisi’nin 2025 yılı Aralık ayı toplantısında Belediye Başkan Vekili Dr. M. Kemal Demirkırkan, Milli Eğitim Bakanlığı ile cemaatlerin ilişkisini gündeme getirdi. AK Partili Belediye Meclis Üyesi Mustafa Ak da “Kemal Hocam, bu cemaatleri açıkla” dedi. Belediye Başkanı Burcu Köksal da Demirkırkan ve Ak’ın Afyonkarahisar’ın yerel basın kuruluşlarında açık oturuma çıkmasını önerdi. 

Cemaatlere karşı olmak bir tavırdır. Cemaatleri desteklemek de bir tavırdır. Fakat sıradan günde cemaatlere karşı bir yol çizip her seçim döneminde cemaatlere haber göndermek, cemaatlerle özdeşleşmiş isimlere “vitrini kurtarmak” için makam teklif etmek, nedir?

CHP’nin hem genel merkez hem de yerelde sorgulaması gereken konu, gösterdikleri tavrın ömrüdür…

 

 

MİLLETVEKİLİ’NİN BASINLA İMTİHANI

Önce düşüncemi söyleyeyim: Ben yönetici olsam hiçbir basın kuruluşunu ayrı tutmam. Açıklamalarımı, demeçlerimi tüm basın kuruluşları ile paylaşırım. Sözlerim çarpıtıldıysa, bu düşüncemi de paylaşırım.  Yok eğer ille de tavır göstereceksem de ne olursa olsun çizgimi bozmam.

Son 10 yılda gördük ki merkezden uzaklaştırılan her gazeteci ve basın kuruluşu, radikal bir çizgi benimsiyor. Çünkü gazeteci kendisini ifade etmek istiyor, dahası topluma karşı sorumluluk taşıdığı fikriyle toplumu aydınlatma görevini üstlendiğini hissediyor. 

Bu parantezden sonra gelelim konumuza…

Afyonkarahisar’da bir basın kuruluşu, AK Parti’nin Whatsapp grubundan çıkarıldı. Bu çıkarma işleminden bir-iki hafta geçtikten sonra Taşoluk’ta kil madeni çalışmaları dolayısıyla vatandaşlar sokağa döküldü. Siyasetçilerimiz de Taşoluk’ta vatandaşın yanında yerini aldı. 

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Av. Ali Özkaya da Taşoluk’ta vatandaşlara destek verdi. Fakat Özkaya, kendi soysal medya hesabından, partisinin Whatsapp grubundan çıkardığı basın kuruluşunun logolu videosunu paylaştı. 

Bu konu Milletvekili Özkaya’ya iletildiğinde “Logoyu mu silseydim, bir tek o çekmiş. Telif hakları var” gibi cümleler sarf etmiş. 

Mesele bu değil ki… Milletvekili Özkaya’nın Taşoluk’ta çekilen iki ayrı videosu daha Facebook’ta karşıma geldi. 

Mesele şu:

Bir karar verdiniz ve basın kuruluşunu gruptan çıkardınız. O zaman partinin kararına sadık kalarak o basın kuruluşunun reklamını yapmanız doğru olmaz.

Yok bu basın kuruluşu aslında gazetecilik gayretinde ise…

O zaman da bu basın kuruluşunun “gruptan ayrılmasına” ses çıkarmalıydınız. 

Siyasetçilerimiz vatandaşlardan siyah ya da beyaz zeminde yer almasını talep ediyor. Ancak siyasetçilerimiz gri zeminlerde yürümeyi seviyor. 
Eleştirim budur. 

Yazarın Diğer Yazıları