Sosyal medya, artık sadece zamanımızı alan bir oyalanma aracı değil; gündemin nabzının tutulduğu; hatta gündeme “yön verme” çalışmalarının yapıldığı bir mecra. Paylaşılan her bilgi, yapılan her yorum bu mecranın unsurları arasında yer alıyor.
Gazeteciler de haberlerini sosyal medyadan paylaşıyor; paylaşıma gelen yorumları da “Kim, hangi kesim nasıl düşünüyor” diyerek takip ediyor.
Gazeteniz Kocatepe’nin Facebook, Twitter (X), Instagram ve son olarak Selçuk Bayraktar’ın öncülük ettiği Next’te hesabı bulunuyor. Özellikle Facebook ve Instagram’da paylaşılan haberlere gelen yorumlar için bilim adamlarımızın yüksek lisans, hatta doktora tezi hazırlamasını öneriyorum.
Benim en çok karşılaştığım yorum “20 yıldır neden yazmıyorsunuz, şimdi mi yazmak aklınıza geldi” cümleleriyle başlıyor. Birebir bu olmasa da benzer çerçevenin olduğunu görüyoruz. “20 yıldır aklınız neredeydi”, “Şimdi mi uyandınız”, “Siz önce memleketi 23 yılda bu hale getirenleri yazın”… Merhum Cem Karaca’nın şarkısında olduğu gibi… Toplasak o öğütleri, buradan köye yol olur…
Öncelikle “20 yıldır yazmıyorsunuz” konusuna açıklık getirelim: 20 yıldır değil 60 yıldır yazıyoruz. “Yazmıyorsunuz” diyenlerin çoğunun yaşının yetmeyeceği kadar Kocatepe Gazetesi sayfası var. Bu sayfaları inceleseniz, yazılanları görürsünüz.
Bir başka nokta da yargı kararları…
Sosyal medyada, Belediye yönetimine destek veren vatandaşlarımız mevcut Belediye aleyhine verilen mahkeme kararlarını “Zaten yargı AK Parti’nin (hatta muhalefetin deyimiyle AKP’nin) elinde. Kimi kimi şikayet edeceksin? Belediye yönetimini zor durumda bırakmak için her düğmeye basıyorlar” şeklinde yorumluyor.
Belediye lehine verilen mahkeme kararlarında ise aynı kişiler “İşte haklılığımız ortaya çıktı. Adalet yerini buldu” diye aleme reklam ediyor. Belediye lehine olan kararları CHP’li yargı mı veriyor?
Bir başka konu: Mesele “AK Parti’yi eleştirmiyorsunuz” demeye getiriliyorsa, o yorum da yanlış. AK Parti’nin iyi icraatlarını da, vatandaşın eleştirdiği davranış tarzlarını da dilimizin döndüğünce eleştirdik, eleştiriyoruz. Günümüzde de eleştirilerimiz oluyor. AK Partili yöneticilerden de sizin zannettiğiniz gibi “Asarız, keseriz” gibi bir tavır görmüyoruz. Hatta çoğu AK Partili dostumuz ve büyüğümüz, haklı ve yerinde eleştiriler yöneltildiğinde teşekkür ediyor.
Tabii dönemler arasında fark var: Meselâ önceki dönem Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, öyle eş-dost-akrabasını tartışmaların içine çekmezdi. Basınla kavga mı edilecek, kendi kavga ederdi. Cevap mı verilecek, kendi çıkar hem de üst perdeden söyleyeceğini söylerdi. Bununla birlikte tartışmanın sıcaklığı geçtikten sonra gönül almasını da bilirdi.
Kamuoyu pek bilmez; Kocatepe Gazetesi’nin “eleştirmediği” sanılan önceki dönem Belediye Başkanı Mehmet Zeybek’le gazete arasında zaman zaman yüksek gerilim yaşanmıştı. Ancak Belediye’nin kıdemlileri sayesinde gerilimin devam etmemesi sağlanmıştı.
Şimdi dönelim tekrar sosyal medya yorumlarına:
Olanı biteni görüp de yazmayalım mı?
“Nasıl olsa yükselen güç Belediye’de” deyip kulağımızın üstüne mi yatalım?
“Bugünler geçer, biz kesemizi dolduralım” deyip zamanın ruhuna uyalım?
Lütfen söyleyin: Mehmet Zeybek döneminde eleştirip de “yanlış” bulduğumuz hangi durum ve yaklaşım 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nden sonra terk edildi?
Zeybek’i “akrabalarını Belediye’ye doldurdu” diye eleştirenler şimdi akrabalarını müdür yapıyor.
Zeybek’i “kendi beldesinde seçim kaybetmiş bir kişiyi Belediye Başkan Yardımcısı yaptı” diyenlerin kendi uyguladıkları durum da ortada.
Zeybek’i “Peşkeş çekiyor” diye itham edenlerin şimdiki yönetimindeki durumu bilen biliyor.
Zeybek döneminde yollardaki mazgal ve giderlerin yeterli ve düzenli temizlenmediğinden şikayet edenler, 45 dakikalık bir sağanak yağışta şehrin ne hâle geldiğini, yeni yönetimin de bu konuda eksik kaldığını görmüyor mu?
Dönüp dolaşıp şuraya geliyoruz: Ben yaparsam iyi, karşımdaki yaparsa kötü…
Bu anlayışla bir arpa boyu yol gidemeyiz.
BİR TAVSİYE
“AK Parti’ye eleştiri” sayfasını açmışken birkaç kelam etmeden olmaz. Ben AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Av. Turgay Şahin, AK Parti Afyonkarahisar İl Kadın Kolları Başkanı Dilek Hanım Çengel ve AK Parti Afyonkarahisar İl Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Emin İntepe öncülüğünde AK Parti’nin “2002 Ruhu”nu yeniden kazanmak için çalıştığını düşünüyorum.
Bununla birlikte AK Parti’nin farklı kademesindeki yöneticilerin yeni bir söyleme ihtiyacı olduğu kanısındayım. “Kılıçdaroğlu SSK Genel Müdürü iken” diye başlanan hiçbir cümlenin artık toplumda karşılığı yok. “2002’den önce Türkiye’de kuyruklar vardı, ekonomi zordaydı, koalisyonlar imanımızı gevretti” demekle Erenler Mahallesi’ndeki seçim propagandasında İngilizce konuşmak eşdeğer bence.
Orta yaş ve üzeri seçmen, geleneksel alışkanlıkları ile partilere oy verse de orta yaşın altındaki seçmen “umut” arıyor, “umut” istiyor; refah bir ülke arzu ediyor.
Şunu da söylemem lazım: 2002-2014 arasındaki AK Parti iktidarları döneminde görece rahatlık yaşayan her kesimden seçmen, özellikle “Nebati” döneminden itibaren yaşanan ekonomik krizi gündelik hayatında, markette, bakkalda, manavda, düğünde, dernekte hissediyor. Seçmen, “Şimşek” dönemine bağlanan ümitlere rağmen istenilen sonuca ulaşılamayan enflasyonla mücadeledeki eksikliği görüyor.
AK Parti iktidarı, koalisyonlarla değil yine AK Parti iktidarının sunduğu ekonomi imkanları ile kıyaslanıyor.
“Yol yaptık, köprü yaptık” söylemi çok kullanıldı. Artık o yollarda ve köprülerde yüksek vergi ile iki-üç katına çıkmamış, orta gelirli herkesin ulaşabildiği otomobillerin kullanıldığı günlerin gelmesi lazım.
Asgari geçim düzeyi ile asgari ücretin orantılı olması lazım.
Başarılı savunma sanayi politikasının ve stratejisinin sonuç alıcı ekonomi adımları ile desteklenmesi lazım.
COĞRAFİ İŞARETLER HAKKINDA İKİ UYARI
Afyonkarahisar Ticaret Borsası tarafından Afyon Sucuğu ve Afyon Pastırması Avrupa Birliği Coğrafi İşareti tescili almasının ardından, bu iki güzel ürünle Afyonkarahisar’ın tanıtılacağını belirttiğimiz yazımızın ardından sevdiğim, saydığım iki güzel insandan “Şunu da yazmalıydın” diye mesaj aldım.
Yazının başlığında kullandığım “doping” kelimesinden yola çıkarak aldığım ilk mesaj şöyle:
“Keşke yazsaydın bu dopingin etkisini iyi yönde kullansaydık diye. Hâlâ sosyal mecralarda 5 kilogram sucuk 500-600 liraya satılıyor. Bu değerlere leke gelmemesi için denetimlerin artması gerektiğini yazmalısın. Afyon için verilen emeğe yazık oluyor.”
İkinci mesaj ise Coğrafi İşaretler hakkında genel bir ikaz niteliğinde:
“Afyon için güzel oldu ama sahipsiz bir ürünümüz var: Haşhaş. Haşhaş ile ilgili yakınlarda Burdur bir çalışma yaptı; Haşhaş Helvası’nın Coğrafi İşareti’ni tescillediler. Bizim olan bir değere sahip mi çıkılmıyor ya da unutuldu arada mı kaynadı. İlgililer böyle ürünlere de sahip çıksa iyi olmaz mı?”