Her gün kapıldığımız dünya telaşı arasında, derin bir nefes alıp hayatı yavaşlatmak mümkün. Hayatı yavaşlatırken “Neden dünyadayım, ne yapıyorum, ne yapmak istiyorum” sorularını da kendimize sorabiliriz.
Size böyle bir durumu anlatacağım.
Uzun süredir Afyonkarahisar’da resmî bir kurumda çalışan arkadaşım, bir gün telefonla “Murat Abi, sana bir şey anlatacağım” dedi. “Tamam, tabii ki” dedim. Ancak bir türlü görüşemedik. Bu mesajlaşmadan 15-20 gün sonra karşılaştık, “Abi” dedi, “Geçen mesaj atmıştım ya, o durumu anlatayım”…
Çok sevindim. İyi bir bilginin ya da yaşanmışlığın geleceğini anladım. Çünkü arkadaşımın gözünde büyük bir pırıltı vardı.
Başladı anlatmaya…
“Abi, Kocatepe Gazetesi’nin bir paylaşımında E.Vali Kadir Çalışıcı’nın haberini gördüm. ‘Ben bu ismi nereden hatırlıyorum’ diye kendime sordum. Sonra hatırladım.
Ben ilkokulu Akrasay’da, Hamidiye-Alaca’da okudum. O dönem burası bir beldeydi, sonra mahalle oldu. Biz beldeyken oradaydık. Bir gün okul müdürümüz sınıfımıza geldi, ‘Çocuklar, okulumuza Valimiz gelecek. Benden istediklerinizi Valimiz’den isteyin’ dedi.
Hep birlikte ‘Tamam öğretmenim’ dedik. Vali Bey’in ziyareti başladı, arkadaşlar tek tük bir şeyler istedi. Ben söz aldım, ‘Sayın Valim okulumuza kalorifer istiyoruz’ dedim. Vali Bey şaşırdı, ‘Oğlum yaz geliyor ne yapacaksın kaloriferi’ dedi. Bizim okulumuz sobalıydı, kışın kaloriferle daha iyi ısınacağını düşünmüştük. Vali Bey bana böyle demişti ama meğer notunu almış. O zamana göre çok kısa bir süre içinde okulumuz kaloriferle donatıldı. Biz çok sevinmiştik. Kocatepe Gazetesi’nin paylaşımını görünce Kadir Çalışıcı ismine takılı kalmıştım. Hatırlayınca baktım, Afyonkarahisarlı imiş. Ben, Afyonkarahisar’da çalışırken zaman zaman olumsuz duygular içinde oluyordum. Kadir Çalışıcı’nın Afyonkarahisarlı olduğunu öğrenince ‘Ben Afyonkarahisar’a gönül borcumu ödüyorum’ dedim.”
Kaymakamlık ve Valilik yaptığı dönemde vatandaşların çok sevdiği, Eskişehirlilerin hâlâ “Vali Baba” diye andığı Kadir Çalışıcı, millet yolunda hizmet ederken, dolaylı olarak kendi memleketi olan Afyonkarahisar’a da manevi bir yatırım yapmış. Kadir Çalışıcı’nın vefası, şimdi Afyonkarahisar’da görevli arkadaşımın vefası olmuş.
Böyledir işte hayat.
Yapılan hizmetlerin ve iyiliklerin ebedini ve ezelini Halik bilir elbette; ancak vatandaş da unutmaz, kalbine yazar. Vatandaş, “Ana” ve “Baba” unvanını, bir yöneticiye boş yere vermez…
CEVDET KEÇECİ’DEN MESAJ VAR
Afyonkarahisar İl Genel Meclisi’nde 2014-2019 yılları arasında görev yapan Emekli Öğretmen Cevdet Keçeci, ziyaretimize geldi. Cevdet Hocam, bize hep “Yiğidim” diye seslenir. Sohbette yine “Yiğidim” dedi sık sık. Kamuoyuyla paylaşmamı rica ettiği bazı konular oldu; kendisinin de izniyle Cevdet Hocam’ın görüşlerini, kendi cümleleriyle aktarıyorum:
“İl Genel Meclisi Üyeliğim döneminde emekli öğretmen olmam hasebiyle eğitim ile ilgili çalışmalar yaptım. Afyonkarahisar merkez ilçedeki 70 okulu bizzat kendi imkanlarımla ziyaret ettim. Ziyaretlerimde okulların idarecileriyle görüştüm, eksik-gedik ne varsa not aldım. Zaman kaybetmeden İl Genel Meclisi Başkanımız Salih Sel ile paylaştım, komisyona getirdim. Allah'a hamdolsun bu okulların tamiratı, tadilatı yapıldı. Şunu da belirtmeden geçmeyeyim: Okulların tamir tadilat işlerinde Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Musa Dinçgez Bey ile sürekli istişare içinde bulunduk; birlik ve beraberlik içinde hareket ederek sorunları çözdük.
Bizim dönemimizde komisyonlara üyelikler oybirliğiyle seçiliyordu. O dönem siyasi partilerimiz farklı olsa bile ayrı gayrı düşünmeden Afyonkarahisar için çalışma ortamını yakalamıştık. Hâlâ buluşur, eskileri yâd ederiz.
Şimdi de fırsat buldukça dostlarımı, öğrencilerimi ziyaret ediyorum. Siyaset ne yazık ki vefasız. Bunu yaşayarak öğrendim. Keşke böyle olmasa ama hayatın gerçeği de bu. Biz siyaseti devlete, millete hizmet için araç olarak gördük. Allah'a şükür bunu başardık. Bugün siyasette ve her kurumda öğrencilerimin olmasından gurur duyuyorum.
Yıllardır sporun içinde futbolcu futbol hakemi ve gözlemcisi olarak görev yaptım. Ne yazık ki dönemimizdeki arkadaşlıkları saygıyı sevgiyi günümüzde görmek yaşamak imkanı kalmadı. Sporcu arkadaşlarımızı her an ararız hal hatır sorarız. Eğitim ve spor camiasından Ahiret’e irtihal edenlere başsağlığı diliyorum. Hasta olanlara da acil şifalar diliyorum. Eğitimde, sporda, siyasette dürüst ve samimi görev yaptım. Vicdanen rahatım.”
GAZETECİLİĞİN CİLVESİ
Galatasaray’ın şampiyon olduğu akşam, dışarıdaydık. “Şimdi taraftarlar yürür, kalabalıkta kalmayalım” düşüncesiyle kendimizi eve attık. Bir taraftan da televizyonu açtık. Her ne kadar Galatasaray takımının taraftarı olmasak da şampiyonluk kutlamalarının eğlenceli geçeceğini düşündük. Kanallar arası yolcuk yaparken A Haber’de Afyonkarahisar’daki kutlamalara yer verildiğini gördük.
O sırada sosyal medyadaki paylaşımlara da bakmak istedim. A Haber Afyonkarahisar Temsilcisi Ata Gündüz Kurşun, A Haber Kameramanı Ertuğrul Eren Karakaya’yı da etiketleyerek şöyle yazmış:
“Beşiktaşlı muhabir ve Fenerbahçeli kameraman, Galatasaray’ın şampiyonluk kutlaması haberinde… Bakın bunun adı dramdır.”
Gazeteciliğin cilvesi işte…
Her koşulda ve her anda, görevini en iyi şekilde yerine getirmek; bunu yaparken de soğukkanlı olabilmek…


