15 Aralık 2010 Çarşamba 02:00:00
Edebiyatçı ve program yapımcısı Yekta Kopan, Afyon Kocatepe Üniversitesi Atatürk Kongre Merkezi’nde bir söyleşiye katıldı. Kopan, hoş üslubunun yanı sıra verdiği bilgilerle de takdir topladı. Kopan, bir ara “Salonda kaç kişi iletişim fakültesinde” diye sorunca salon sessizliğe büründü. “Güzel Sanatlar’dayız” diyenler oldu, ama başka ses çıkmadı. Kopan, Afyonkarahisar’da iletişim fakültesi bulunmadığını bilmiyordu. O zaman bizim de aklımıza geldi: 20 küsur gazete, 2 televizyon olan şehirde neden iletişim fakültesi yok?
Haberci olmak için iletişim fakültesini bitirmenin şart olmadığını biliyorum. Ama Afyonkarahisar gibi gelişen ve daha da hareketlenen bir kentte iletişim fakültesi kurulması, öğrencilerin sadece görüntü üzerine değil, yazma ve okuma üzerine de yoğunlaşmasını sağlar. Bir de gazetelerin ve televizyonların “stajyer” ihtiyacı aşikar. Güzel Sanatlar Fakültesi içinde “korunan” bir iletişimcilik, televizyonlarla görüş alışverişine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte Afyonkarahisar’daki yerel gazetelerin de üniversiteden stajyer talep etmesinin önü, iletişim fakültesi ile açılır. Böylece, AKÜ’nün şimdiye kadar hep gündemde olan “şehirle bütünleşememe” sorunun da bir nebze olsun aşılması için adım atılır.
Söz AKÜ’den açılmışken Atatürk Kongre Merkezi hakkında da birkaç kelam etmek gerek. Yekta Kopan’ın söyleşisinin olduğu saatlerde Kongre Merkezi’nin elektrikleri 2 kere kesildi. Kısa bir süre sonra tekrar geldi. O söyleşinin atmosferi bu durumu kaldırdı, Yekta Kopan, işi şakaya vurdu. Ama Kongre Merkezi’nde üniversitenin ve Afyon’un önde gelen kuruluşlarının düzenlediği önemli ve akademik toplantılar yapılıyor. Onlardan birinde yine elektrik kesilse, itibar ile ilgili sıkıntı doğabilir.
Kongre Merkezi’nde bahar aylarında yapılan bir seminer sırasında da yağmur yağmış ve Merkezi’n giriş kapısı, üst kattan gelen yağmur sularıyla küçük bir göle dönmüştü. Görüntü her şey değildir ama, bazen çok şeydir. Dikkatli olmak gerek.
Bir de şu var AKÜ’ye ilgili: 10 Kasım 2010’da Atatürk’ü anma paneli gerçekleştirmek isteyen ve bu doğrultuda merhum Uğur Mumcu’nun ağabeyi Avukat Ceyhan Mumcu’yu üniversiteye davet eden gençlere, panelin yapılacağı gün verilen yanıt çok garipti:
“Ortam, uygun değil…”
Geçen sene Erdal Sarızeybek ve Banu Avar’ın katılacağı söyleşilerde salon sorunun gündeme gelmesinden sonra Avukat Ceyhan Mumcu’nun katılacağı panel için de “Ortam uygun değil” denilmesi, “Sular kesikti, çalışamadım hocam” diyen öğrenci bahanesi gibi geldi bana.
Edebiyatçı ve program yapımcısı Yekta Kopan, Afyon Kocatepe Üniversitesi Atatürk Kongre Merkezi’nde bir söyleşiye katıldı. Kopan, hoş üslubunun yanı sıra verdiği bilgilerle de takdir topladı. Kopan, bir ara “Salonda kaç kişi iletişim fakültesinde” diye sorunca salon sessizliğe büründü. “Güzel Sanatlar’dayız” diyenler oldu, ama başka ses çıkmadı. Kopan, Afyonkarahisar’da iletişim fakültesi bulunmadığını bilmiyordu. O zaman bizim de aklımıza geldi: 20 küsur gazete, 2 televizyon olan şehirde neden iletişim fakültesi yok?
Haberci olmak için iletişim fakültesini bitirmenin şart olmadığını biliyorum. Ama Afyonkarahisar gibi gelişen ve daha da hareketlenen bir kentte iletişim fakültesi kurulması, öğrencilerin sadece görüntü üzerine değil, yazma ve okuma üzerine de yoğunlaşmasını sağlar. Bir de gazetelerin ve televizyonların “stajyer” ihtiyacı aşikar. Güzel Sanatlar Fakültesi içinde “korunan” bir iletişimcilik, televizyonlarla görüş alışverişine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte Afyonkarahisar’daki yerel gazetelerin de üniversiteden stajyer talep etmesinin önü, iletişim fakültesi ile açılır. Böylece, AKÜ’nün şimdiye kadar hep gündemde olan “şehirle bütünleşememe” sorunun da bir nebze olsun aşılması için adım atılır.
Söz AKÜ’den açılmışken Atatürk Kongre Merkezi hakkında da birkaç kelam etmek gerek. Yekta Kopan’ın söyleşisinin olduğu saatlerde Kongre Merkezi’nin elektrikleri 2 kere kesildi. Kısa bir süre sonra tekrar geldi. O söyleşinin atmosferi bu durumu kaldırdı, Yekta Kopan, işi şakaya vurdu. Ama Kongre Merkezi’nde üniversitenin ve Afyon’un önde gelen kuruluşlarının düzenlediği önemli ve akademik toplantılar yapılıyor. Onlardan birinde yine elektrik kesilse, itibar ile ilgili sıkıntı doğabilir.
Kongre Merkezi’nde bahar aylarında yapılan bir seminer sırasında da yağmur yağmış ve Merkezi’n giriş kapısı, üst kattan gelen yağmur sularıyla küçük bir göle dönmüştü. Görüntü her şey değildir ama, bazen çok şeydir. Dikkatli olmak gerek.
Bir de şu var AKÜ’ye ilgili: 10 Kasım 2010’da Atatürk’ü anma paneli gerçekleştirmek isteyen ve bu doğrultuda merhum Uğur Mumcu’nun ağabeyi Avukat Ceyhan Mumcu’yu üniversiteye davet eden gençlere, panelin yapılacağı gün verilen yanıt çok garipti:
“Ortam, uygun değil…”
Geçen sene Erdal Sarızeybek ve Banu Avar’ın katılacağı söyleşilerde salon sorunun gündeme gelmesinden sonra Avukat Ceyhan Mumcu’nun katılacağı panel için de “Ortam uygun değil” denilmesi, “Sular kesikti, çalışamadım hocam” diyen öğrenci bahanesi gibi geldi bana.