1 Aralık 2012 Cumartesi 02:00:00
Son yıllarda ne kadar çok hayal kırıklığı yaşadığımızı düşündünüz mü?
Bazen arkaya dönüp bakarım, gördüğüm şudur: Heveslerimiz kursağımızda kalmış. Hem de Ulusal basın kuruluşları bile bu “hevesler”i zaman zaman sayfalarına taşımış, zaman zaman eleştirmiş.
KAR VADİSİ RÜYASI
Örneğin Afyonkarahisar, “Kar Vadisi” projesi ile tanışacaktı. Büyük bir projeydi. Fakat ve meğer, projeciler “hakiki” projeci değil miymiş! Yatırımcı olarak tanıtılan kişi, Amerika Birleşik Devletleri’nde bile adeta “mimli” bir kişi miymiş…Hay aksi!
700 milyon dolarlık diye çıkılan yolda, mimli kişinin sermayesinin bu paranın yanından bile geçmediği anlaşılmamış mı!
Devasa rüya, uygulansaydı kabus olacaktı anlaşılan. Hayal kırıklığında ilk perde böylece kapanmış oldu.
KALKINMA AJANSI’NIN MERKEZİ
Sonra aradan seçimler geçti, bu Kar Vadisi unutuldu gitti. Ancak Afyonkarahisar’da yeni hayal kırıklıkları yaşanmaya başladı. Bunlardan biri, Zafer Kalkınma Ajansı oldu. Kuzey Ege Kalkınma Ajansı olarak kurulan Ajans’ın yönetim merkezi, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak ve Manisa arasından Kütahya olarak belirlendi. Hani Manisa olsa çok bir söz edilmezdi belki, ama, Afyonkarahisar’la neredeyse denk bir vilayetin merkez olması, moralimizi bozdu. Evet, merkezin nereye konuşlandığı değil, hangi projeye ne kadar destek verildiğiydi önemli olan; lakin “psikolojik” olarak Kütahya’nın hakimiyeti olarak da algılandı bu durum.
HASTANEDE
ÇİN GRANİTİ
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi inşaatı sürecinde de farklı bir hayal kırıklığı yaşandı. Mermer şehri olarak övünen ve bilinen Afyonkarahisar’daki “yeni” hastanede Çin Graniti kullanılmıştı. Belirli düzeyde basın açıklamaları yapıldı, kamuoyu oluşturuldu. Ancak geri adım atılmadı elbette. Vatandaşın gönlünde bu çok ciddi bir iz olarak kaldı. Unutulur mu, unutulmaz. Sadece kanayan yara kabuk bağlar.
OTOYOL YAKINDAN GEÇECEK…Tİ
Aynı dönemde Askeri Havaalanı’nın sivil uçuşlara açılması, Ankara-İzmir Otoyolu’nun Afyonkarahisar’ın en fazla 5 kilometre uzaktan geçmesi talepleriyle toplantılar düzenlendi. Özellikle otoyolun şehir merkezlerinden değil ama merkezlere yakın yerlerden geçebileceği fikri, kamuoyunda ciddi bir kabul görmüştü. Açıkçası ben bile ‘Kamuoyu ısrar ederse, proje buna göre düzenlenir’ inancındaydım. Ne oldu? Hiçbir şey. Söyleyen, söylediğiyle kaldı, ısrar etmedi, takipçisi olmadı.
KAVŞAK ÖZELLİĞİMİZ DE Mİ
KAYBOLUYOR?
Habertürk Gazetesi’nin yayınladığı haritaya göre Ankara-İzmir Otoyolu, Afyonkarahisar’a 70 kilometre uzaklıktan geçecek. Bununla birlikte, henüz “dedikodu” düzeyinde bile olsa, bilgiye göre Zafer Havaalanı’ndan Uşak’a duble yol çalışmaları bile başlamış. Kavşak olma özelliğimizi de kaybedip bir hayal kırıklığı daha yaşayabiliriz. Zira bu gerçekleşirse, Ankara-İzmir istikametinde seyreden araçlar, Afyonkarahisar’a hiç uğramadan Uşak’a varabilecekler. Uşak’tan sonrası İzmir zaten.
ETİN VE SÜTÜN MERKEZİNDE
İTHAL HAYVANLAR
Afyonkarahisarlı vatandaşların moralini bozan bir gelişme de hayvancılık alanında yaşanmıştı. Her defasında “etin de sütün de başkenti” ilan edilen Afyonkarahisar’da, yurtdışından getirilen hayvanlar kesildi. Bunda hem o andaki ülke idarecilerinin, hem de önce yöneticilerinin büyük kabahati vardı. Kabahat aramak, bir işe yaramadı; vatandaşta “Ne hâle geldik” psikolojisi oluştu.
7 MİLLETVEKİLİMİZ
VARDI BİR ZAMANLAR
Çorap, bir kere söküldü mü gerisi gelir ya; Afyonkarahisar’ın başına gelenler de öyle sanki. Pişmiş tavuğun başına gelmedi. Tüm moral bozucu unsurların misafir edildiği ilimizin milletvekili sayısı da düşüverdi. 7 milletvekiline sahip olan kent, bir anda 5 milletvekili çıkarmak zorunda kaldı. Hatta bir ara, “Bari 5 milletvekilinde kalsın, 4’e düşmeyelim” diye dua eder olduk. 5 milletvekilinin sayısını artırmak için 5 çocuk önerildi bizlere. Oysa isterseniz 10 çocuk dünyaya gelsin bir aileden, bu memleket açık bir şekilde göç veriyordu. Göç verme durumunun engellenmesi gerekiyordu, ama “3 de yetmez 5 tane” diye diye bugünlere geldik.
AZ DAHA BÜYÜKŞEHİR OLUYORDUK
Bugünlere geldik de, ‘gelmez olay mıydık’ diye sorabiliriz. “Büyükşehir olduk”, “Büyükşehir oluyoruz”, “Büyükşehir Belediye Başkanımız” derken bir baktık, ortada büyükşehirlik bir manzara yok. “Aman canım, hükümet bizim ilimizi sever, son bir şans daha tanır” diye düşündük. Ama bir öğrendik ki büyükşehir olacak 13 vilayet arasında Afyonkarahisar yok. Hadi ön başa dönelim. Üstüne üstlük 50 beldemiz de köy olmasın mı!
Yandı gülüm, keten helva…
KÜTAHYA DUYSA NE OLUR,
DUYMASA NE…
Soyunma odası olmayan Spor Kompleksi’ni bir kenara bırakalım. Bununla birlikte tüm bu anlatılanlar –ki eksiği var, fazlası yok- yaşanmamış gibi Zafer Havaalanı’nın açılışında Afyonkarahisarlılar olarak hissettiklerimiz, “hayal kırıklığı” psikolojimizi daha da artırdı. “Aman Kütahya duymasın, havaalanının adı Zafer oldu” cümlesiyle yerine gelebilecek, altından kalkılabilecek bir ruh sorunu değil maalesef.
YOLLAR AFYON’DA KESİŞİYOR MU?
Olan biten şudur: Afyonkarahisar, tarihi ve coğrafi olarak “kavşak” olma özelliğini, ama aynı anda yetisini, kabiliyetini kaybediyor. Anadolu’nun ortasında “yalnız” kalmak gibi bir sonuçla karşı karşıyayız. Süreç ise, Afyonkarahisar’ın sırtının sıvazlanması ile, “Gel hele bizim oğlan”, “Yok ya ben sana hiç kıyar mıyım” cümleleriyle işliyor. Afyonkarahisar’ın, yolların kesiştiği yer olma imkanını sürdürmek ve geliştirmek zorundayız.
Son yıllarda ne kadar çok hayal kırıklığı yaşadığımızı düşündünüz mü?
Bazen arkaya dönüp bakarım, gördüğüm şudur: Heveslerimiz kursağımızda kalmış. Hem de Ulusal basın kuruluşları bile bu “hevesler”i zaman zaman sayfalarına taşımış, zaman zaman eleştirmiş.
KAR VADİSİ RÜYASI
Örneğin Afyonkarahisar, “Kar Vadisi” projesi ile tanışacaktı. Büyük bir projeydi. Fakat ve meğer, projeciler “hakiki” projeci değil miymiş! Yatırımcı olarak tanıtılan kişi, Amerika Birleşik Devletleri’nde bile adeta “mimli” bir kişi miymiş…Hay aksi!
700 milyon dolarlık diye çıkılan yolda, mimli kişinin sermayesinin bu paranın yanından bile geçmediği anlaşılmamış mı!
Devasa rüya, uygulansaydı kabus olacaktı anlaşılan. Hayal kırıklığında ilk perde böylece kapanmış oldu.
KALKINMA AJANSI’NIN MERKEZİ
Sonra aradan seçimler geçti, bu Kar Vadisi unutuldu gitti. Ancak Afyonkarahisar’da yeni hayal kırıklıkları yaşanmaya başladı. Bunlardan biri, Zafer Kalkınma Ajansı oldu. Kuzey Ege Kalkınma Ajansı olarak kurulan Ajans’ın yönetim merkezi, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak ve Manisa arasından Kütahya olarak belirlendi. Hani Manisa olsa çok bir söz edilmezdi belki, ama, Afyonkarahisar’la neredeyse denk bir vilayetin merkez olması, moralimizi bozdu. Evet, merkezin nereye konuşlandığı değil, hangi projeye ne kadar destek verildiğiydi önemli olan; lakin “psikolojik” olarak Kütahya’nın hakimiyeti olarak da algılandı bu durum.
HASTANEDE
ÇİN GRANİTİ
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi inşaatı sürecinde de farklı bir hayal kırıklığı yaşandı. Mermer şehri olarak övünen ve bilinen Afyonkarahisar’daki “yeni” hastanede Çin Graniti kullanılmıştı. Belirli düzeyde basın açıklamaları yapıldı, kamuoyu oluşturuldu. Ancak geri adım atılmadı elbette. Vatandaşın gönlünde bu çok ciddi bir iz olarak kaldı. Unutulur mu, unutulmaz. Sadece kanayan yara kabuk bağlar.
OTOYOL YAKINDAN GEÇECEK…Tİ
Aynı dönemde Askeri Havaalanı’nın sivil uçuşlara açılması, Ankara-İzmir Otoyolu’nun Afyonkarahisar’ın en fazla 5 kilometre uzaktan geçmesi talepleriyle toplantılar düzenlendi. Özellikle otoyolun şehir merkezlerinden değil ama merkezlere yakın yerlerden geçebileceği fikri, kamuoyunda ciddi bir kabul görmüştü. Açıkçası ben bile ‘Kamuoyu ısrar ederse, proje buna göre düzenlenir’ inancındaydım. Ne oldu? Hiçbir şey. Söyleyen, söylediğiyle kaldı, ısrar etmedi, takipçisi olmadı.
KAVŞAK ÖZELLİĞİMİZ DE Mİ
KAYBOLUYOR?
Habertürk Gazetesi’nin yayınladığı haritaya göre Ankara-İzmir Otoyolu, Afyonkarahisar’a 70 kilometre uzaklıktan geçecek. Bununla birlikte, henüz “dedikodu” düzeyinde bile olsa, bilgiye göre Zafer Havaalanı’ndan Uşak’a duble yol çalışmaları bile başlamış. Kavşak olma özelliğimizi de kaybedip bir hayal kırıklığı daha yaşayabiliriz. Zira bu gerçekleşirse, Ankara-İzmir istikametinde seyreden araçlar, Afyonkarahisar’a hiç uğramadan Uşak’a varabilecekler. Uşak’tan sonrası İzmir zaten.
ETİN VE SÜTÜN MERKEZİNDE
İTHAL HAYVANLAR
Afyonkarahisarlı vatandaşların moralini bozan bir gelişme de hayvancılık alanında yaşanmıştı. Her defasında “etin de sütün de başkenti” ilan edilen Afyonkarahisar’da, yurtdışından getirilen hayvanlar kesildi. Bunda hem o andaki ülke idarecilerinin, hem de önce yöneticilerinin büyük kabahati vardı. Kabahat aramak, bir işe yaramadı; vatandaşta “Ne hâle geldik” psikolojisi oluştu.
7 MİLLETVEKİLİMİZ
VARDI BİR ZAMANLAR
Çorap, bir kere söküldü mü gerisi gelir ya; Afyonkarahisar’ın başına gelenler de öyle sanki. Pişmiş tavuğun başına gelmedi. Tüm moral bozucu unsurların misafir edildiği ilimizin milletvekili sayısı da düşüverdi. 7 milletvekiline sahip olan kent, bir anda 5 milletvekili çıkarmak zorunda kaldı. Hatta bir ara, “Bari 5 milletvekilinde kalsın, 4’e düşmeyelim” diye dua eder olduk. 5 milletvekilinin sayısını artırmak için 5 çocuk önerildi bizlere. Oysa isterseniz 10 çocuk dünyaya gelsin bir aileden, bu memleket açık bir şekilde göç veriyordu. Göç verme durumunun engellenmesi gerekiyordu, ama “3 de yetmez 5 tane” diye diye bugünlere geldik.
AZ DAHA BÜYÜKŞEHİR OLUYORDUK
Bugünlere geldik de, ‘gelmez olay mıydık’ diye sorabiliriz. “Büyükşehir olduk”, “Büyükşehir oluyoruz”, “Büyükşehir Belediye Başkanımız” derken bir baktık, ortada büyükşehirlik bir manzara yok. “Aman canım, hükümet bizim ilimizi sever, son bir şans daha tanır” diye düşündük. Ama bir öğrendik ki büyükşehir olacak 13 vilayet arasında Afyonkarahisar yok. Hadi ön başa dönelim. Üstüne üstlük 50 beldemiz de köy olmasın mı!
Yandı gülüm, keten helva…
KÜTAHYA DUYSA NE OLUR,
DUYMASA NE…
Soyunma odası olmayan Spor Kompleksi’ni bir kenara bırakalım. Bununla birlikte tüm bu anlatılanlar –ki eksiği var, fazlası yok- yaşanmamış gibi Zafer Havaalanı’nın açılışında Afyonkarahisarlılar olarak hissettiklerimiz, “hayal kırıklığı” psikolojimizi daha da artırdı. “Aman Kütahya duymasın, havaalanının adı Zafer oldu” cümlesiyle yerine gelebilecek, altından kalkılabilecek bir ruh sorunu değil maalesef.
YOLLAR AFYON’DA KESİŞİYOR MU?
Olan biten şudur: Afyonkarahisar, tarihi ve coğrafi olarak “kavşak” olma özelliğini, ama aynı anda yetisini, kabiliyetini kaybediyor. Anadolu’nun ortasında “yalnız” kalmak gibi bir sonuçla karşı karşıyayız. Süreç ise, Afyonkarahisar’ın sırtının sıvazlanması ile, “Gel hele bizim oğlan”, “Yok ya ben sana hiç kıyar mıyım” cümleleriyle işliyor. Afyonkarahisar’ın, yolların kesiştiği yer olma imkanını sürdürmek ve geliştirmek zorundayız.