Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Afyonkarahisar’da basın mensupları ile bir araya gelip gündemdeki konuları değerlendirmişti. Uysal’ın misafirperverliği, tek tek her gazeteciyle tokalaşması, uğurlarken kapıda tek tek gazetecilerle sohbet etmesi, isimleri unutmaması gibi inceliklerin ayrıntısını yazmayacağım. Çünkü Gültekin Uysal’ın tavrındaki nezaket göstermelik değil, doğuştan gelen özellikle aile görgüsünün harmanlanmasından kaynaklanıyor. Ben daha çok basın toplantısında takip ettiğim Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’dan bahsetmek isterim:
2003-2005 yılları arasında Doğru Yol Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı, 2005’te DYP Genel İdare Kurulu Üyesi ve sonrasında Genel Başkan Yardımcısı…
2009 ve 2011’deki Demokrat Parti kongrelerinde yine GİK Üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı…
2018-2023 yılları arasında Afyonkarahisar Milletvekili…
2012’den bu yana Demokrat Parti Genel Başkanı…
Ani ve sıcak gelişmeler dahil, pek çok konuya hâkim bir siyasetçi. Bu özelliğini Afyonkarahisar’daki basın toplantısında da gösterdi. Basın mensuplarının hemen hemen her alanda sorduğu sorulara genel cevapların yanı sıra ayrıntılı yanıtlar da verdi. Bazı sorularda gerekli açıklamayı yaptıktan sonra “Konunun ayrıntısını bilmediğim için bu kadarlık bir açıklama yapabilirim” diye mütevazı bir duruş sergiledi.
Diyebilirsiniz ki “Bir siyasi partinin genel başkanı, güncem gelişmelere tabii ki hâkim olacak”…
Haklısınız. Bununla birlikte Gültekin Uysal’a küresel ısınmadan tutun, çiftçinin durumuna kadar, ulaşımın küresel gelişiminden siyasetin kulislerine kadar pek çok konuda sorulan sorular net bir şekilde cevaplandı.
Ben Afyonkarahisarlı olan Demokrat Partisi Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın bazı konuşmalarını anlayamazdım. Uzun ve teknik kelimelerin çok olduğu cümleler kafamı karıştırırdı. Şükür ki, DP Lideri Uysal, cümlelerini sadeleştirmiş; netleştirmiş. Bu nedenle Uysal’a teşekkür ediyorum. Çünkü artık, anlattıklarını ben de anlayabiliyorum.
Konuşmalarından çıkardığım ana başlık şu: DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, Demokrat Parti’ye ama esasında “merkez sağ” fikrine emek veren tüm siyasi liderleri anıyor, hatırlatıyor.
Uysal, merhum Adnan Menderes’ten başlayarak, merhum Cumhurbaşkanları Turgut Özal ve Süleyman Demirel’in mirasına sahip çıkıyor. Ayrıca, özellikle Demokrat Parti geleneğinin ileri gelenleri ile de teması hiç kesmiyor. Bunu, konuları özetlerken anlattığı yaşanmışlıklara bakarak söyleyebiliriz.
Dikkatimi çeken başka bir ayrıntı ise DP Lideri Gültekin Uysal’ın merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel gibi halkın dikkatini çekecek söylem geliştirmiş olması…
Bir soru soruluyor, Uysal ani bir çıkış yaparak “Milleti susuz bırakmayın” diyor.
Bir soru soruluyor, “İscehisar’dan Sorumlu Devlet Bakanı biziz tabii” diye espri yapıyor.
Bir soru soruluyor, “Tabii siz gölgedesiniz, biz güneşte terledik” diye muhatabının gönlünü alıyor.
Uysal, sorulan bir soru üzerine siyasetle ilgili, ama esasında Dernekler Yasası’ndan Siyasi Partiler Yasası’na uzanan öyle bir tahlil yapıyor ki, adeta ders niteliğinde. Bu tahlili yaparken kendini de eleştirilerden hariç tutmuyor, özeleştiri yapıyor. Uysal, “Siyasette bir makama seçildiğinizde, uzun süre o makamda kalmak sorun oluşturuyor. Siyasetle de sınırlamamak gerekli. Odalardan sendikalara kadar bu böyle. Kendimiz için de söylüyoruz. Biz de uzun zamandır Demokrat Parti Genel Başkanlığını sürdürüyoruz. Yenilenmek gerekir” diyor.
Afyonkarahisar’a hizmet etmeye çalışan bir gazeteci olarak şunu söylemem lazım:
Herhangi başka bir ilde Gültekin Uysal bilgisinde ve değerinde siyasetçi olsa, o liderin genel başkanlığını yaptığı parti memleketinin açık ara birincisi olurdu.
Demokrat Parti’nin Afyonkarahisar’da Gültekin Uysal’ı daha çok anlatması mı lazım? DP Lideri Uysal’ın Ankara’daki yoğun mesaisine Afyonkarahisar’ı da düzenli belde ve köy ziyaretleriyle eklemesi lazım? Bu kısmını bilemem.
Bildiğim, Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği, Afyonkarahisar gibi “Havası sert, kendisi mert” siyasi liderin fikirlerinin daha çok yayılması gerekliliğidir.
“ O GİTSİN, BU GELSİN” SİYASETİ
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın basın toplantısında bir soruyu cevaplarken kullandığı cümleler, esasında 1980 sonrası Türkiye’nin siyaset kurumunun içinde bulunduğu hâli özetliyor. Benim de uzun süredir üzerinde düşündüğüm ve anlatmaya çalıştığım bu olguyu Uysal, çok net bir ifadeyle özetlemişti; biz de bu özeti haberimizde yansıtmıştık. Uysal, şöyle demişti:
“Bunlar gitsin, bunların yaptığı usulle biz yapalım, rekabeti arasında siyaset Türkiye'de sıkışmış durumda. Bunun dışındayız çok şükür. İtiraz ediyoruz. Bu gidişatla iktidarları değiştirseniz de bir şey olmaz. Olan yine vatandaşımıza olur.”
DP Lideri Uysal haklı…
Muhalefetin temel sorunu, “AK Parti gitsin, Erdoğan gitsin de ne olursa olsun”, ya da “Yerlerine biz gelelim” cümleleriyle özetlenebilecek davranış biçimidir. Oysa siyaset bir program üzerine yürütülmeli. “Siz gidin, gerisi kolay” yaklaşımının sonuçlarını “değişimin” yaşandığı belediyelerin genelinde görmek mümkün. Tek hedef değişim olduğunda, değişimin ardından gerekli dönüşümü yapamıyor siyaset kurumu.
Dönüşüm ise aynı zamanda ilke ve kadro meselesi…
DP Genel Başkanı Uysal’ın bu tahlili, DP’nin bu sorunu kendi içinde tartıştığına ve bir yol haritası belirlediğine ilişkin ipucu veriyor.
“DEMOKRASİYE GEÇİŞ PLANI”
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, 2 Temmuz 2024 tarihinde kurmayları ile birlikte yeni Anayasa tartışmaları dolayısıyla bir açıklama yapmıştı. Uysal, “Demokrasiye Geçiş Planı” adı verdikleri bu teklif ile esas olarak kuvvetler ayrılığının yeniden gündeme gelmesi gerektiğini belirtmiş ve şöyle demişti:
“Demokrat Parti 10 Ocak 1947 tarihinde gerçekleştirilen 1’inci Olağan Büyük Kongresi’nde yayımladığı 'Hürriyet Misakı'nın 4’üncü Maddesi’nde ‘Parti başkanlığı ile devlet başkanlığının ayrılması’ gerektiğini beyan etmiştir. Bu beyanı 'demokratik' bir düstur olarak benimseyen partimiz, bugün ülkemizde 'Kuvvetler Ayrılığı' ilkesini yok eden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve benzer anlayışlara büyük bir öngörü ile 77 yıl önceden 'hayır' dediği gibi bugün de yine ‘hayır’ demektedir.”
Demokrasiye Geçiş Planı’nda öne çıkan bazı başlıklar şöyleydi:
Devlet Başkanlığı ile Parti Başkanlığı birbirinden ayrılmalıdır.
HSK’nın yapısı ve üyelerinin seçimi değiştirilmeli, yargı siyasetin etki ve denetiminden çıkarılmalıdır.
Siyasi Partiler Kanunu en hızlı şekilde değiştirilmelidir. Temsilde adaletin bir gereği olarak; seçim barajı kaldırılmalı, siyasi parti genel başkanlarının makam odalarını “seçim bölgesi” haline getiren, millet iradesini sakatlayan aday belirleme süreci değişmeli ve ön seçim şartı getirilmelidir.
TRT, Anadolu Ajansı, Basın İlan Kurumu ve RTÜK özerkleştirilmelidir. Yönetimleri, TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler tarafından eşit bir şekilde belirlenmelidir.
Siyasetin finansmanının şeffaflığı ve denetimi sağlanmalıdır.
