27 Temmuz 2012 Cuma 03:00:00
Anneme her gün Kocatepe Gazetesi götürürüm. Haberler eskimiş de olsa, bana bir şey demez. Ayrıntısıyla okur gazeteyi.
Hatta bazen o kadar ayrıntılı okur ki “Şu şöyleymiş” der. Ben “Bilmem ki haberim yok” derim.
Güler hemen:
-E, sizin gazetede okudum.
Benden iyi okur gazeteyi.
Yine gazeteyi götürdüm anneme. Bu sefer kendim açtım konuyu “Su kesilecekmiş” dedim.
Tedbir almak gerekti zira.
Annem de tedbirli kadındır. Evde ne kadar bidon, kova varsa su doldurdu hemen.
Sonra kısa da olsa sohbete koyulduk:
-Neden kesiliyormuş sular?
-Karayolları çalışma yapıyormuş, o nedenle kesilecekmiş.
-Canım, mübarek günü mü bulmuşlar suyu kesecek?
-Öyle denk gelmiştir.
-Bulaşık yıkayanı, çocuk bakanı, yemek yapanı düşünmezler mi?
-Ama çalışma da yapmasınlar mı?
-Yapsınlar da… Madem su kesilecek. Bunu ya Ramazan’dan önce yaparsınız, ya da Ramazan’dan sonra…
-Haklısın aslında…
-Suyu dönüşümlü verselerdi madem. Mahalle mahalle bölselerdi. Tabii biz biraz da rahata alıştık oğlum.
-Hayırdır anne, yine hükümeti mi öveceksin?
-E haklıyım ama. Ben hatırlarım. Bizim çocukluğumuzda “münavebeli” denirdi. Normal günde bile su nöbetleşe verilirdi. Bir mahalleye 2 saat, diğer mahalleye bir saat, öbürüne 3 saat.
-Zor olmuyor muydu?
-Olmaz mı? Şimdiki gibi musluğu açınca gürül gürül akmazdı ki. Yazın genelde münavebeli su verilirdi. Kışın biraz daha iyi olurdu…
-Kışın verilir miydi su?
-Su verilirdi ama bu sefer de musluklar donardı. Serçe parmak kalınlığında buz tutardı musluktan akan su.
-Yazın nasıl idare ederdiniz, onu merak ettim..
-Annem ev işlerini bilirdi. İşleri yoluna koymuştu, bir düzen içinde. Ama yaz mevsimi boyunca en sevdiği gün 30 Ağustos’tu.
-Anneannem de bizdendi?
-Bizdeni, sizdeni yok oğlum. 30 Ağustos’ta sular tüm gün verilirdi. Annem evin çamaşırlarını 30 Ağustos’ta yıkamaya özen gösterirdi. ‘Hazır su gelmişken aman kaçırmayalım’ derdi. Hatta misafirlerin bile o günlerde gelmesini arzu ederdi. Böylece bulaşıklar da 30 Ağustos’ta yıkanabilirdi.
-İlerlemişiz o günlere göre.
-İlerledik tabii. Ama Ramazan’da su kesintisi olmasaydı keşke…
Anneme her gün Kocatepe Gazetesi götürürüm. Haberler eskimiş de olsa, bana bir şey demez. Ayrıntısıyla okur gazeteyi.
Hatta bazen o kadar ayrıntılı okur ki “Şu şöyleymiş” der. Ben “Bilmem ki haberim yok” derim.
Güler hemen:
-E, sizin gazetede okudum.
Benden iyi okur gazeteyi.
Yine gazeteyi götürdüm anneme. Bu sefer kendim açtım konuyu “Su kesilecekmiş” dedim.
Tedbir almak gerekti zira.
Annem de tedbirli kadındır. Evde ne kadar bidon, kova varsa su doldurdu hemen.
Sonra kısa da olsa sohbete koyulduk:
-Neden kesiliyormuş sular?
-Karayolları çalışma yapıyormuş, o nedenle kesilecekmiş.
-Canım, mübarek günü mü bulmuşlar suyu kesecek?
-Öyle denk gelmiştir.
-Bulaşık yıkayanı, çocuk bakanı, yemek yapanı düşünmezler mi?
-Ama çalışma da yapmasınlar mı?
-Yapsınlar da… Madem su kesilecek. Bunu ya Ramazan’dan önce yaparsınız, ya da Ramazan’dan sonra…
-Haklısın aslında…
-Suyu dönüşümlü verselerdi madem. Mahalle mahalle bölselerdi. Tabii biz biraz da rahata alıştık oğlum.
-Hayırdır anne, yine hükümeti mi öveceksin?
-E haklıyım ama. Ben hatırlarım. Bizim çocukluğumuzda “münavebeli” denirdi. Normal günde bile su nöbetleşe verilirdi. Bir mahalleye 2 saat, diğer mahalleye bir saat, öbürüne 3 saat.
-Zor olmuyor muydu?
-Olmaz mı? Şimdiki gibi musluğu açınca gürül gürül akmazdı ki. Yazın genelde münavebeli su verilirdi. Kışın biraz daha iyi olurdu…
-Kışın verilir miydi su?
-Su verilirdi ama bu sefer de musluklar donardı. Serçe parmak kalınlığında buz tutardı musluktan akan su.
-Yazın nasıl idare ederdiniz, onu merak ettim..
-Annem ev işlerini bilirdi. İşleri yoluna koymuştu, bir düzen içinde. Ama yaz mevsimi boyunca en sevdiği gün 30 Ağustos’tu.
-Anneannem de bizdendi?
-Bizdeni, sizdeni yok oğlum. 30 Ağustos’ta sular tüm gün verilirdi. Annem evin çamaşırlarını 30 Ağustos’ta yıkamaya özen gösterirdi. ‘Hazır su gelmişken aman kaçırmayalım’ derdi. Hatta misafirlerin bile o günlerde gelmesini arzu ederdi. Böylece bulaşıklar da 30 Ağustos’ta yıkanabilirdi.
-İlerlemişiz o günlere göre.
-İlerledik tabii. Ama Ramazan’da su kesintisi olmasaydı keşke…