27 Ekim 2011 Perşembe 03:00:00
Van’da 23 Ekim’de meydana gelen deprem, hepimizde farklı hisler uyandırdı. Kimimiz 1999’da yaşanan depremi hatırladık, kimimiz müteahhitlerin ve müteahhitlerin yasadışı yapılarına izin verenlerin üzerine gidilmesini istedik. Kimimiz de elimizden geldiği kadar depremzedelerin yanında yer almak için bağış ve yardımlarda bulunduk.
Omzunda kendisini kurtaran meçhul el ile hatırlanacak o çocuk, depremin simgesi oldu. Hastaneye giderken yaşamını yitirdi, ama “Van Depremi” denince akıllara ilk o gelecek. Bununla birlikte yaşadığımız bölgede bir deprem olsa, bizim enkaz altında kalmayacağımızın bir teminatı yok. Hayatta kalacağımızın da…
Diyebilirsiniz ki “Bir saniye sonra alacağımız nefesin teminatı var mı?”
Elbette yok, lâkin depreme hazırlıklı olunması hâlinde yaşama ihtimali de yüksek.
…
Böyle bir girizgâhtan sonra gelelim asıl konumuza.
Ayşe Türkmen…
Bir öğretmen…
Mersin’li…
Van’da görev yapıyor…du.
Buraya kadar Afyonkarahisar’la bir ilgisi yokmuş gibi görünüyor.
Oysa Ayşe Hoca, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra öğretmen olarak Van’da çalışmaya başladı.
23 Ekim’de Van’daydı.
Oturduğu bina yıkıldı.
Ayşe Hoca, kurtuldu.
Ayşe Türkmen, depremde ne yapılacağını, nasıl hareket edileceğini biliyordu.
Enkazın arasından kendi çabasıyla sıyrıldı…
Çevresine baktı…
“İmdat diyenin de imdat istemeye gücü yetmeyenin de yardımına koşmalıyım” diyerek arama-kurtarma çalışmalarının ilk aşamasına katıldı. Van’a çeşitli vilayetlerden arama-kurtarma ekibi geldikten sonra Ayşe Hoca’ya “Hizmetlerinizden dolayı teşekkür ederiz. Siz dinleniniz ve okulların açılmasının ardından eğitim hizmetine kendinizi hazırlayınız” denildi.
Ayşe Hoca, şimdi memleketinde.
Hoca’nın deprem enkazından kurtulmasındaki sır neydi peki?
Belki bir kısmınız tahmin etti:
Evet… Ayşe Türkmen, Afyon Kocatepe Üniversitesi Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü üyesiydi. Türkmen, Kulüp’ün danışmanı Araştırma Görevlisi Murad Tiryakioğlu ve diğer kulüp üyeleriyle birlikte temel afet eğitimleri aldı. Bu eğitimlerin bir gün kendi canını kurtarmada veya başka canların hayata tutunmasında etkili olacağını biliyordu.
Van’daki depremde hem hayatta, hem ayakta kaldı.
Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nün kullandığı “Karanlıktan Korkmayanlar” sloganın bir tezahürü gibiydi Ayşe Hoca.
Karanlıktan korkmadı.
…
Türkmen, kulübün danışmanı Murad Hoca’yı da haklı çıkardı. Ne diyordu Murad Hoca:
“Danışmanı olduğum Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nün kadrosu mezun verildikçe, yeni öğrenciler geldikçe değişiyor. Yaptığımız eğitimlerle ilgili bazı eleştiriler geliyor. ‘Bu eğitimler kalıcı olmaz ki; mezun olduktan sonra unutulur’ diye. Oysa arkadaşlarımız, aldıkları afet eğitimini, kariyerlerinde bir fazlalık olsun diye değil, afetlerde zor durumda kalanlara yardım etme bi-linciyle sürdürüyorlar. Bu eğitimlerini, yaşantılarına uyguluyorlar.”
…
Ayşe Hoca, buna güzel bir örnek…
Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nün bu yılki ilk toplantısında kullandığı slogan gibi:
Gelecek hayalleri, enkaz altında kalmadı.
Van’da 23 Ekim’de meydana gelen deprem, hepimizde farklı hisler uyandırdı. Kimimiz 1999’da yaşanan depremi hatırladık, kimimiz müteahhitlerin ve müteahhitlerin yasadışı yapılarına izin verenlerin üzerine gidilmesini istedik. Kimimiz de elimizden geldiği kadar depremzedelerin yanında yer almak için bağış ve yardımlarda bulunduk.
Omzunda kendisini kurtaran meçhul el ile hatırlanacak o çocuk, depremin simgesi oldu. Hastaneye giderken yaşamını yitirdi, ama “Van Depremi” denince akıllara ilk o gelecek. Bununla birlikte yaşadığımız bölgede bir deprem olsa, bizim enkaz altında kalmayacağımızın bir teminatı yok. Hayatta kalacağımızın da…
Diyebilirsiniz ki “Bir saniye sonra alacağımız nefesin teminatı var mı?”
Elbette yok, lâkin depreme hazırlıklı olunması hâlinde yaşama ihtimali de yüksek.
…
Böyle bir girizgâhtan sonra gelelim asıl konumuza.
Ayşe Türkmen…
Bir öğretmen…
Mersin’li…
Van’da görev yapıyor…du.
Buraya kadar Afyonkarahisar’la bir ilgisi yokmuş gibi görünüyor.
Oysa Ayşe Hoca, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra öğretmen olarak Van’da çalışmaya başladı.
23 Ekim’de Van’daydı.
Oturduğu bina yıkıldı.
Ayşe Hoca, kurtuldu.
Ayşe Türkmen, depremde ne yapılacağını, nasıl hareket edileceğini biliyordu.
Enkazın arasından kendi çabasıyla sıyrıldı…
Çevresine baktı…
“İmdat diyenin de imdat istemeye gücü yetmeyenin de yardımına koşmalıyım” diyerek arama-kurtarma çalışmalarının ilk aşamasına katıldı. Van’a çeşitli vilayetlerden arama-kurtarma ekibi geldikten sonra Ayşe Hoca’ya “Hizmetlerinizden dolayı teşekkür ederiz. Siz dinleniniz ve okulların açılmasının ardından eğitim hizmetine kendinizi hazırlayınız” denildi.
Ayşe Hoca, şimdi memleketinde.
Hoca’nın deprem enkazından kurtulmasındaki sır neydi peki?
Belki bir kısmınız tahmin etti:
Evet… Ayşe Türkmen, Afyon Kocatepe Üniversitesi Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü üyesiydi. Türkmen, Kulüp’ün danışmanı Araştırma Görevlisi Murad Tiryakioğlu ve diğer kulüp üyeleriyle birlikte temel afet eğitimleri aldı. Bu eğitimlerin bir gün kendi canını kurtarmada veya başka canların hayata tutunmasında etkili olacağını biliyordu.
Van’daki depremde hem hayatta, hem ayakta kaldı.
Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nün kullandığı “Karanlıktan Korkmayanlar” sloganın bir tezahürü gibiydi Ayşe Hoca.
Karanlıktan korkmadı.
…
Türkmen, kulübün danışmanı Murad Hoca’yı da haklı çıkardı. Ne diyordu Murad Hoca:
“Danışmanı olduğum Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nün kadrosu mezun verildikçe, yeni öğrenciler geldikçe değişiyor. Yaptığımız eğitimlerle ilgili bazı eleştiriler geliyor. ‘Bu eğitimler kalıcı olmaz ki; mezun olduktan sonra unutulur’ diye. Oysa arkadaşlarımız, aldıkları afet eğitimini, kariyerlerinde bir fazlalık olsun diye değil, afetlerde zor durumda kalanlara yardım etme bi-linciyle sürdürüyorlar. Bu eğitimlerini, yaşantılarına uyguluyorlar.”
…
Ayşe Hoca, buna güzel bir örnek…
Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nün bu yılki ilk toplantısında kullandığı slogan gibi:
Gelecek hayalleri, enkaz altında kalmadı.