Ramazan Bayramı dolayısıyla eş-dost-akraba ziyaretlerinde farklı sohbetlere tanık olduk. Şunu gördüm ki hemen hemen her hanenin ilk gündemi, dolaylı ya da dolaysız olarak ekonomi. Bayramda yapılan sohbetlerden bazı kesitleri sizlerle paylaşmak isterim:
“Şu anda enflasyon sorunu yaşıyoruz. Ancak enflasyonun sebebi vatandaş değildir. Vatandaş, enflasyonun etkilenen kesimi. Yönetimde haddinden fazla harcama olursa enflasyon olur. 100 liralık gelirle 150 liralık harcama yapılırsa bunun sonucunda ya para basılır, ya faiz üzerinden borçlanma yoluna gidilir. Para basılınca tüketimin önünü de açarsınız. Faiz üzerinden borçlanmada ise iki yakayı bir araya getiremezsiniz.”
Başka bir sohbet:
“Şöyle bir şey duydum: Bir bakanlık tarafından firmalara yazı gönderilmiş. Acil durumlarda ‘K belgesine sahip olan’ ne kadar araç varsa yazıyı gönderen bakanlığın hizmetine verilmesi isteniyormuş. Benim de bir yakımınım başına gelmiş. Yakınım, bu yazıyı görünce ilgili bakanlıktan bir yetkiliye ulaşmış. ‘Sizin hizmetinize vereceğimiz araçların kasko ve sigorta poliçeleri ne olacak? Araçları şoförleri ile birlikte istiyorsunuz. Şoför bu hizmeti yapmak istemezse yükümlülüğü ne olacak, bizim bu şoförü işten çıkarmamız mı gerekecek? Bu sebeple işten çıkarsa tazminat sorumluluğu kime ait olacak? Araçlar, verilen görevde trafik kazası geçirirse bu maddi kayıp hangi kurum tarafından karşılanacak? Kiralanan araçlarda ruhsat şirkete ait, kullanım hakkı bize ait. Kiralanan araçlar da bakanlığın hizmetine sunulacaksa bu konudaki olumsuz bir durumda muhatap kim olacak’ diye sorular sormuş. Sorulara doğrudan verilebilen cevaplar yok. Öyle anlaşılıyor ki karar masa başında, istişare etmeden alınmış.”
Başka bir sohbet:
“Kamu kurumlarına işimiz düşmesin diye dua eder hâle geldik. Mesela bir telekomünikasyon firması… Özel sektör tarafından yönetilirken bir saatte çözülen sorun, aynı şirket kamu tarafından yönetilmeye başlandığında zaman mefhumu kayboluyor. Ben diyeyim 2 hafta, siz deyin 4 hafta… Cevap alınamıyor, çözüm için bir teklif sunulamıyor. Fotoğraflarda görüyoruz. Kamuda çalışan kişiler, aynı zamanda siyasi partilerin üyeleri. Baktığınızda kamu kuruluşlarının yöneticilerinden özel kalem müdürlerine, birim amirlerinden danışmanlarına kadar hepsi Reisçiyim diyor. Tamam güzel, ama Reis hizmet yapmak için günde 4 saat uyuyor; siz mesai başında yapacağınız hizmeti aksatıyorsunuz. Bu sistem en çok Reis’in davasına zarar veriyor, farkında değil misiniz?”
Başka bir sohbet:
“En çok merak ettiğim iki konu var. Birincisi yeni Valimiz Dr. Naci Aktaş nasıl bir yönetici? Afyonkarahisar hakkında neler düşünüyor. İkincisi de Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri ne olacak?”
Başka bir sohbet:
“Çocuklarımızı özel yetiştirelim. Bizden daha ileride olsunlar. Vatan bilinciyle, din hassasiyetiyle yetiştirelim. Aydın olsunlar. Kitaplarla dost olsunlar. Türkiye’nin yakın tarihini mutlaka bilsinler, bunun yanında kadim kültürümüzü mutlaka tanısınlar. Ve Türk’ün nereden gelip nereye gitmek istediğini iyi tahlil etsinler.”
Başka bir sohbet:
“Biz Trendyol Süper Lig’de Galatasaray adına bir yapı var diyoruz. Tamam, bunu anlayabiliyorum. Ancak burada yayıncı kuruluşun hiç etkisi yok diyebilir miyiz? Malum son 6-7 yıldır genç nesil, Galatasaray’ın şampiyonluklarını görüyor. Dolayısıyla yeni taraftar grubunda Galatasaraylıların çoğunlukta olduğunu söyleyebiliriz. Önceki taraftarları da sayalım. Taraftarlar, destekledikleri takımların başarılarını izlemek, izledikleri oyunu da ertesi gün anlatmak için yayıncı kuruluşa abone oluyor. Fenerbahçe, başarılı oyun oynasa bile şampiyonluk elde edemiyor. Trabzonspor bu yıl hareketlendi, ancak kadro derinliği şampiyonluğa izin vermedi. Beşiktaş ise 2026 yılının başından itibaren gözle görülür şekilde toparlandı ama umutlar gelecek sene için yeşerdi. Dolayısıyla şu an en büyük yayıncı kuruluş abone kesimi Galatasaray’dan çıkıyor. Yapıya böyle bakmak gerek.”
Başka bir sohbet:
“Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘turpun küçüğü’ açıklamasına dikkat et. Özel’in suçlamalarının doğru olduğunu düşünmüyorum. Tapu bilgilerinin bu şekilde kolayca sızdırılmasının da güvenlik sorunu haline geldiği kanısındayım. Ancak Özel’in bir sonraki hamlesinin nereye varacağını görmek gerekiyor. Özel’in bir sonraki hamlesi FETÖ Borsası olarak bilinen, yargılamalar üzerinden zenginleşen AK Partili yetkililer ve etkililerle ilgili olabilir. Mesele bir bakanın malvarlığı değil, mesele özellikle ceza yargılamalarında araya giren ‘hatırlı’ kişiler. Özel bu konuyu gündeme taşıyarak kararsız seçmeni etkilemeye çalışacaktır.”
EN DİKKAT ÇEKİCİ BAYRAM MESAJI
Ramazan Bayramı ile ilgili en dikkat çeken mesaj, bana göre Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Fehmi Güray Çakır’dan geldi. Kocatepe Gazetesi ve birkaç internet sitesi dışında değerlendirilmeyen bu mesaj, hem küresel siyaset hakkındaki temennisi, hem de Afyonkarahisar özelindeki gözlemlere yer vermesi ile çok önemliydi.
Bu nedenle mesajın Afyonkarahisar ile ilgili kısmına yer vermek isterim:
“Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Burnumuzun dibinde, Ambaryolu’nda kardeşlerimiz, hayırseverlerimizin bağışladığı bir Ramazan pidesi, bir ekmek için dakikalarca kuyrukta beklemediği zaman bayramlarımız bayram olacak. Çavuşbaş’ta, Sahipata’da ve nice mahallelerimizde, ilçelerimizde, beldelerimizde, köylerimizde anne-babalar, ‘Bu bayram çocuklarımıza bir şey alamadık’ üzüntüsünü yaşamadıklarında bayramın bütün güzelliklerini daha çok hissedeceğiz. ‘Evimin kapısını birisi çalar mı’ diye bekleyen yaş almış büyüklerimizin, gözleri mutluluktan dolduğunda bayramı gerçekten idrak etmiş olacağız.”
GELİYORLAR…
Afyonkarahisar’daki siyasi partilerin il başkanları, üstlendikleri görevi sadece ‘laf olsun, torba dolsun’ diye yapmıyorlar. Ellerini, hatta gövdelerini tayın altına koyuyorlar; ailelerini de kendi partilerinin başarısı için seferler ediyorlar. Siyasi parti il başkanlarının hayat görüşleri, çocuklarının isimlerinde de kendini gösteriyor: Bu konuda 3 isimden kısaca bahsedelim ki, arşiv kayıtlarında yer alsın…
Saadet Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Beytullah Karataş… Partisinin muhtarları ağırladığı iftar davetine beni de çağırmıştı. Davette herkes kendisini tanıtırken, bir kararlı ses işittik. Muhammet Emin Karataş… “Saadet Partisi Çocuk İşleri Başkanıyım” dedi. Küçük sayılabilecek yaşta siyasi bilince sahip olması umut verici. Bunda ailenin hakkını da teslim etmek gerek. Çünkü Karataş Ailesi, topyekun dava mücadelesinin içinde…
Osman Sencer Çakır… Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Fehmi Güray Çakır’ın evladı… Babası ile birlikte çektiği fotoğrafı, sosyal medya hesabında profil fotoğrafı yapmış. Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı ile ilgili neredeyse tüm haberleri takip ediyor, paylaşıyor. Yorum yapılacaksa da yorum yapıyor. “Babasının oğlu”… İsminin de hakkını veriyor…
Üzeyir Alp Aladağ… Anahtar Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Üzeyir Aladağ’ın gözünün nuru… Yaşı küçük, ama babasını örnek aldığı belli. Zaten iki ismindeki anlam, O’nun mücadeleci olacağının bir kanıtı…