19 Mart 2015 Perşembe 02:00:00
Siyaset gündemi yoğun. Aday adayları, hem partilerinin genel merkezlerini, hem parti üyelerini, hem de partilerine oy vermemiş seçmeni ikna edebilmek için yarış içindeler.
Rekabetten zarar gelmez. Yarışsınlar elbette.
Ancak bazı söylemlerden yola çıkarak, “Ben de mi aday olsam” diye de düşünmüyor değilim…
Meselâ…
“Tanıtım yapma, strateji geliştirme ve algı yönetimi konusunda uzmanım. Önsezilerim çok kuvvetli ve isabetlidir” demek isterim.
Bu durumda, 5 kişilik listeye girip girmeyeceğimi, listeye girersem kaçıncı sırada yer alacağımı, partimin ne kadar oy toplayacağını biliyor olmam gerek.
Zaten önsezilerim kuvvetli ya, milletvekili olamazsam anket şirketi kurar, seçim sonuçlarını açıklarım. Algı yönetimi de benim işim ne de olsa…
Meselâ…
Meclis Lokantası’nda et yemeyeceğime dair söz verebilirim. Ne de olsa, milletvekilleri gariban… 550 seçilmiş kişiden biri… Ama et yiyemiyorlar. Yazık.
Asgari ücretliler, emekliler, taşeron işçiler her Allah’ın günü et yiyor zaten. Ben milletvekili olarak yemesem bir şey kaybetmem değil mi?
“Parti içi barış ve kardeşlik esas alınmalı” deyip rakiplerimin üstünün çizilmesi için elimden geleni yapabilirim. Daha da ilginci, rakibimin listesinden İl Yönetimi’ne giren “yeni” siyasetçiyi, kendi saflarıma çekip rakibimi oyalayabilirim.
Meselâ…
Büyük bir anonim şirketinin yönetici olmayı isteyebilirim. Bu en doğal hakkım. Ama önce, “Tam bağımsız Türkiye” diye broşür bastırırım. Bu durumda “tam bağımsız anonim şirketi” yönetmeye talip olurum.
Meselâ…
Göçü önleyebilirim…
Meselâ…
“Ankara siyasetini avucumun içi gibi bilirim”, “İlk 3’te benim olmam lâzım”, “Listeye giremesem de partim için çalışırım”, “Biz herkese eşit uzaklıktayız”, “Afyonkarahisar’ın sorunlarını iyi biliyorum”, “Her şeyi yendik, ama kaybettik”, “Maaşımla partime yardım edeceğim” gibi cümleleri kurmak çok kolay.
Seçilirsem, bu cümlelerin daha güzellerini kurmak için söz verebilirim.
Tamam, tamam vazgeçtim…
Siyaset alanında herhangi bir partinin adayı olmayayım.
O zaman, Afyonkarahisar Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği’ne aday olayım bari. Beni tayin ederlerse, protokol ziyaretlerine AK Parti’den başlarım, sonra Valilik’i ziyaret ederim.
Benim için sıkıntı yok.
Hazır böyle bir makama gelmişken niye bırakayım?
Tamam, tamam…
Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’nden de vazgeçtim. Tıp alanında bir eğitimim yok netice itibariyle.
Neyse, biraz düşüneyim.
Aday olunacak bir yerler bulurum elbette.
Siyaset gündemi yoğun. Aday adayları, hem partilerinin genel merkezlerini, hem parti üyelerini, hem de partilerine oy vermemiş seçmeni ikna edebilmek için yarış içindeler.
Rekabetten zarar gelmez. Yarışsınlar elbette.
Ancak bazı söylemlerden yola çıkarak, “Ben de mi aday olsam” diye de düşünmüyor değilim…
Meselâ…
“Tanıtım yapma, strateji geliştirme ve algı yönetimi konusunda uzmanım. Önsezilerim çok kuvvetli ve isabetlidir” demek isterim.
Bu durumda, 5 kişilik listeye girip girmeyeceğimi, listeye girersem kaçıncı sırada yer alacağımı, partimin ne kadar oy toplayacağını biliyor olmam gerek.
Zaten önsezilerim kuvvetli ya, milletvekili olamazsam anket şirketi kurar, seçim sonuçlarını açıklarım. Algı yönetimi de benim işim ne de olsa…
Meselâ…
Meclis Lokantası’nda et yemeyeceğime dair söz verebilirim. Ne de olsa, milletvekilleri gariban… 550 seçilmiş kişiden biri… Ama et yiyemiyorlar. Yazık.
Asgari ücretliler, emekliler, taşeron işçiler her Allah’ın günü et yiyor zaten. Ben milletvekili olarak yemesem bir şey kaybetmem değil mi?
“Parti içi barış ve kardeşlik esas alınmalı” deyip rakiplerimin üstünün çizilmesi için elimden geleni yapabilirim. Daha da ilginci, rakibimin listesinden İl Yönetimi’ne giren “yeni” siyasetçiyi, kendi saflarıma çekip rakibimi oyalayabilirim.
Meselâ…
Büyük bir anonim şirketinin yönetici olmayı isteyebilirim. Bu en doğal hakkım. Ama önce, “Tam bağımsız Türkiye” diye broşür bastırırım. Bu durumda “tam bağımsız anonim şirketi” yönetmeye talip olurum.
Meselâ…
Göçü önleyebilirim…
Meselâ…
“Ankara siyasetini avucumun içi gibi bilirim”, “İlk 3’te benim olmam lâzım”, “Listeye giremesem de partim için çalışırım”, “Biz herkese eşit uzaklıktayız”, “Afyonkarahisar’ın sorunlarını iyi biliyorum”, “Her şeyi yendik, ama kaybettik”, “Maaşımla partime yardım edeceğim” gibi cümleleri kurmak çok kolay.
Seçilirsem, bu cümlelerin daha güzellerini kurmak için söz verebilirim.
Tamam, tamam vazgeçtim…
Siyaset alanında herhangi bir partinin adayı olmayayım.
O zaman, Afyonkarahisar Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği’ne aday olayım bari. Beni tayin ederlerse, protokol ziyaretlerine AK Parti’den başlarım, sonra Valilik’i ziyaret ederim.
Benim için sıkıntı yok.
Hazır böyle bir makama gelmişken niye bırakayım?
Tamam, tamam…
Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’nden de vazgeçtim. Tıp alanında bir eğitimim yok netice itibariyle.
Neyse, biraz düşüneyim.
Aday olunacak bir yerler bulurum elbette.