Murat Arısoy

Bir de böyle bakalım – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

8 Aralık 2011 Perşembe 02:00:00
  Yazıya 3 hak teslimi ile başlayayım:
Birincisi Adalet ve Kalkınma Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün’e hak teslimi yapılmalı.
İkincisi, Kocatepe Gazetesi muhabiri Burcu Aydın’a.
Üçüncüsü ise İhsaniye Kaymakamı Ömer Faruk İlhan’a.
Burcu Aydın, Ankara’da Ürün’den demeç aldıktan sonra “Ürün’den Vali ve Kaymakam’a yaylım ateşi” başlıklı bir haber yazdı. Haber yayınlandı, yayınlandığı andan itibaren büyük yankı uyandırdı. Haberde yoğun eleştiriler yöneltmesine rağmen, siyasetçilerde görmeye alışık olduğumuz “Ben öyle demedim” manevrasına sapmadı Milletvekili Halil Ürün.
Kocatepe Gazetesi Burcu Aydın’a hakkını bizzat Milletvekili Halil Ürün teslim etti. Ürün, “Burcu Hanım, Ankara’ya kadar gelip benimle röportaj yapmak isteyince, bu isteği geri çevirme-dim. Burcu Hanım, benim söylediklerimi eksiksiz yazmış. Herhangi bir ekleme ya da değiştirme yapmamış” diyerek Aydın’ı kutladı. Ürün’ün tek itirazı “Yaylım ateşi” başlığınaydı. Yaylım ateşinin Türk Dil Kurumu’nun belirlediği anlamlardan biri, “yoğun eleştiri” idi. Bunun da gözardı edilmemesi gerek.
Süreç içindeki üçüncü hak tesliminin İhsaniye Kaymakamı Ömer Faruk İlhan’a yapılması gerekiyor. Hakkındaki iddialara ve ithamlara, basın önünde cevap vermeyi yeğlemedi. “Düello” teklifini anımsatan sözleri not etti, ancak bir seçilmişle düelloya girmedi. Hatta kendisini desteklemek için miting yapacak kişilere “Bu yaptığınız, mevzuata aykırı. İzin veremem” dedi.
***
Eleştirilecek taraflar yok mu? Elbette var. Meselâ AK Parti Milletvekili Halil Ürün’ün Karahisar Tv’de katıldığı Yerel Gündem prog-ramında, kendi internet sitesiyle yerel gazetelerin internet sitelerinin okunma oranlarını kıyaslaması, garip geldi bana. Zira Ürün, “Benim internet sitem, günlük 3-4 bin tık alıyor. Kusura bakmayın, hiçbir yerel gazetenin oranı bu kadar değil” dedikten sonra ekliyor: “Tabii, internet sitesini takip edenlerin çoğu AK Partili.”
Ürün, internet sitesinin okunma oranını CHP Milletvekili Ahmet Toptaş ve MHP Milletvekili Kemalettin Yılmaz’ın siteleriyle karşılaştırsaydı bir veriye sahip olabilirdik. Dikkat çekmek gerekir ki milletvekilinin internet sitesi ile yerel gazetelerin internet sitelerinin yarışacakları kulvarlar farklı. Ayrıca, “237 bin oyu boşa mı aldım” diyen bir milletvekilinin internet sitesinin günlük 3-4 bin kere okunması/ tıklanmasında da sayısal bir sorun var. 237 bin oyun ne kadarı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için verildi, ne kadarı Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu için verildi, ne kadarı Adalet ve Kalkınma Partisi için verildi, ne kadarı Halil Ürün için verildi? Seçim sistemimiz nedeniyle, oyların doğrudan kişiye mi, yoksa partinin geneline mi verildiğini saptayamıyoruz. 237 bin oyun hepsi Halil Ürün’e verilseydi, internet sitesinin de (internete ulaşım oranını göz önüne aldığımızda) 20 bin ile 50 bin aralığında olması beklenirdi.
***
Yine aynı programda Ürün, “Şike Yasası’na ‘Hayır’ oyu verdim” dedi. Bu da alkışlanacak bir hareket. Hem de parti grup başkanlığının“evet” oyu bulunmasına rağmen, yasaya ret oyu vermesi, dikkatlerden kaçmamalı. Bununla birlikte hem iktidar partisinin, hem de muhalefet partilerinin tutumlarını anlamak mümkün değil. Futbol ve diğer spor müsabakalarını düzenleyen bir yasayla ilgili bu kadar “görüş birliği”ne varan partiler, neden terörün bitirilmesi noktasında aynı kararlılıkla görüş birliğine varamıyorlar örneğin?
Konumuz “adil yargılama” ise, herkesin metinlerde aradığı bu kavram, neden sadece spor ve yolsuzluk dosyalarında hatırlanıyor? 2007’den bu yana hapiste olanların âdil yargılanması” neden iktidar partisinin gündeminde değil? Neden muhalefet partileri, “Şike Yasası” olarak bilinen yasanın geçmesi için gösterdikleri gayreti, tutuklu olan kendi milletvekillerini Meclis bünyesine katmakta göstermiyorlar? Hem de ellerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tutuklu milletvekilleri için verdiği “Dokunulmaz” kararı varken…
Bir de “adil yargılama”dan ne kastettiğimizi merak ediyorum. Şike Yasası’ndaki “adil yargı” talebi, “Spor için bu kadar ceza verilir mi canım” cümlesiyle zihinlere kazınıyor. Oysa spor, spor olmaktan çıkıp büyük paraların döküldüğü bir sektör hâlinde.
Yolsuzluk dosyalarındaki “adil yargılama”, yolsuzlukta adı geçenlerin tahliyesi olarak karşımıza çıkıyor.
Peki kitap yazmanın, miting yapmanın, iktidarı eleştirmenin gerektirdiği bir “adil yargılama” yok mu? 3 yılı, 4 yılı bulan tutukluluk süreleri çok mu adil?

Yazarın Diğer Yazıları