Murat Arısoy

Bir Ramazan Hayali

Murat Arısoy

Rahmet ve bereket ayı Ramazan’a ulaşmanın sevincini yaşıyoruz. Allah yılına kedersiz eriştirsin. 

Ramazan, çocukluğumuzda sıcak pideyi beklemek için geçirdiğimiz zaman, o pidenin kokusu, Amerikan şerbeti girmeyen sofralarımızın hazırlığı ve ailece beklenen iftar vaktiydi. 
Yaş ilerledikçe Ramazan’ın her yönüyle ne kadar önemli bir ay olduğunu anlamaya başladık. Ramazan, evvela ihtiyaç sahiplerinin ayıydı. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisinin üzerine çokça düşünülmesi gerektiğini fark ettik. 

Ramazan ayı ile yükselen dayanışma duygusunun, tüm aylara yayılması hâlinde yoksulluk ve yoksunluğun yeryüzünden silineceğini keşfettik. 

40’lı yaşlara geldiğimizde ise Ramazan ayının ilkesel bir duruşla ve belki devlet otoritesi ile refah ayı olması gerektiğini düşünmeye başladık. 

Bir Ramazan Hayali

Gelin bir Ramazan ayı hayali kuralım ve düşünelim: Bu hayalin gerçeğe dönmesi mümkün mü?

Hayalimiz ekonomik düzenlemelerle başlıyor:

Ramazan ayı gelmeden iki ay önce tüm esnaf odaları toplanıyor ve şu kararı alıyor: Et, süt, ekmek, yumurta, şeker gibi temel gıda ürünleri başta olmak üzere hiçbir ürüne zam yapılmayacak. Zam yapan esnaf tespit edilirse üyeliği askıya alınacağını duyuruyor.   
Bunu gören Ticaret ve Sanayi Odaları da benzer bir karar alarak işadamlarını zamsız bir Ramazan için zorluyor. (Böylece Ticaret ve Sanayi Odaları’nın sadece aidat ödenmediği zaman üyeliği askıya alma durumu ortadan kalkıyor.)

Hazine ve Maliye Bakanlığı esnaf, tacir ve işadamlarının bu duruşu karşısında devreye giriyor ve “Ramazan ayında ürünlerine yüzde 30 indirim yapan şirket ve esnafın 3 aylık kira, stopaj, sosyal sigorta giderlerini ben karşılıyorum” diyor. 

Ticaret Bakanlığı, Ramazan ayında ürünlerine yüzde 30 indirim yapan şirket ve esnafa Takdir Belgesi gönderiyor. Bu süreçte zam yapan şirketlere de sıkı denetimler uygulanıyor. 
Ekonomik bakımdan bir nebze olsun yaşanan rahatlamanın ardından Ramazan’ın toplumsal boyutuyla ele alınmasını sağlıyoruz: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 81 ilde Aile Sofrası kuruyor. Aile Sofrası her gün bir mahalleye konuk oluyor; mahallenin en yaşlı erkeği de “Aile Reisi” olarak sofranın başına oturuyor. Aile Sofrası ile birlikte tüm mahallelerde Ramazan’ın maddi ve manevi lezzetlerinin farkına varılıyor. Bir Ramazan Hayali

Ramazan’ın kültürel boyutunda ise Kültür ve Turizm Bakanlığı 81 ilin meydanlarında Hacivat ve Karagöz gösterileri yapıyor, cambazlar getiriyor, hat sergileri açıyor, Bakanlık tarafından tescilli tüm binalar aydınlatılıyor ve halkın ziyaretlerine açılıyor; bu binalarda Türklerde Ramazan Gelenekleri hakkında sohbetler yapılıyor. Bakanlık, Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği yaparak Kur’an-ı Kerim’i en güzel okuyan 81 hafızı 81 ilde görevlendiriyor. 

Milli Eğitim Bakanlığı ise 81 ildeki okullara yazı gönderip, “Şunlar şunlar yapılsın” demek yerine “Yapılsın” denilenleri kendi kadrosu ile güçlü bir şekilde yapıyor. Mesela “Öğrenciler birbirilerini iftara davet etsin” demek yerine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “İftarda Buluşalım” kampanyası başlatılıyor; tüm malzemeyi Bakanlık karşılıyor; ancak yemeklerin yapım sorumluluğu öğrencilere veriliyor. 

81 ildeki belediyeler ise “Ramazan Davulcusu Takımı” oluşturuyor. Bu takımda 20 yaş üzeri kimse bulunmuyor. 10 ila 20 yaş arasındaki gençlerin hem eğlenmesi, hem öğrenmesi hem de sahur vaktini müjdelemesi arzu ediliyor. 

Televizyonlar başta olmak üzere hiç değilse Ramazan ayında vurdulu-kırdılı, gayri ahlaki dizi ve programlara ara veriyor. Hiçbir televizyon kanalında ve internet mecrasında temiz sofralarımıza sızan kirli Amerikan şerbetinin reklamına yer verilmiyor. 

Tabii bütün bunlar (ve belki daha fazlası) hayata geçirilirken devlet kurumlarında ve özel sektörde Ramazan ayı dolayısıyla mesai 8-10 saatten 4-5 saate düşürülüyor; işin ağırlığı ve aciliyetine göre kısa süreli vardiya sistemi devreye alınıyor. (Kovid-19 salgınında zorunluluktan uygulanan bu sistem, Ramazan ayı için de yürürlüğe giriyor, vatandaşlar rahat bir nefes alıyor.)

Yazarın Diğer Yazıları