Murat Arısoy

Bölgesel Siyanür Birliği – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

13 Mayıs 2011 Cuma 03:00:00
  Kütahya’ya bağlı Tavşanlı ilçesinin Gümüşköy’de bir şirkete ait siyanürlü atık su bulunan barajdaki havuzların arasındaki bir sette yarılma meydana gelmesi, ardından köylülerin “siyanürden bizi kurtarın” isyanı, yetkililerin “telaşa mahal yok” açıklamaları hâlâ konuşuluyor.
Şu günlerde yağmurlu havalar. Siyanürün yağmurla birlikte etrafa yayılacağına dair iddialar da gündemde.
Kalkınma Ajansı, Bölgesel Havaalanı, Frigya derken kaderimiz Kütahya ve Uşak’la iyice birleşti. Oralarda bir gelişme olsa, buralarda da duyulur oldu.
Bu nedenle siyanür konusu da bizi ilgilendirmeli.
Hatta her şeyi birlikte yapıyoruz ya madem Bölgesel Siyanür Birliği de kuralım.
Bütün çalışma dosyaları birbirine girsin.
Bölgesel Siyanür Birliği’ne Manisa’yı da alalım diye düşünürken internette dolaşan “Siyanür Riski Haritası” bölgemizin bu konuda “Türkiye’nin parlayan bir yıldızı” olacağını gösteriyor.
Laf cambazlığı bir tarafa, Risk Haritası, gerçekten aklımızı başımıza almamız gerektiği konusunda bizi uyarıyor.
Türkiye genelinde siyanürle ilgili 7 risk bölgesinden 3’ü Zafer Kalkınma Ajansı sınırları içinde. Yani kaderimizin oratk haline getirildiği ve yeni modayla “Kuzey Ege” olarak tarif edilen bölgede. Bunlardan bir tanesi Kütahya-Tavşanlı-Gümüşköy. Burası ile ilgili haberleri okuduk, izledik. Ekleyeceğimiz bir şey yok.
Uşak-Eşme-Kışladağ’da maden cevherinin siyanür serpilerek elde edildiği belirtiliyor. Uzmanlar bu yöntemin “ilkel” bir yöntem olduğunu, madenin faaliyete geçmesinden sonra bin 500 kişinin zehirlendiğini belirtiyor. Köylülerin ve mühendis odalarının madenci şirkete karşı açtığı dava nın yıllardır sürdüğü, 10 Mayıs’taki duruşma Bilirkişi raporunun halen hazırlanmaması nedeniyle 5 Haziran 2011 tarihine ertelendiği kaydediliyor.
Manisa-Turgutlu-Çaldağ’da da benzer bir yöntemin kullanıldığı vurgulanıyor. Bu madende siyanür yerine sülfürik asit kullanıldığının altı çizilirken madende ayrıca kanserojen bir madde olan nikelin toz halinde atmosfere karıştığı söyleniyor.
Diğer risk bölgeleri ise İzmir-Bergama-Ovacık, Gümüşhane-Mastra, Erzincan-İliç-Çöpler, Balıkesir-Balya-Kadıköy.
Risk Haritası’nı hazırlayanlar, aynı zamanda yeni madencilik ruhsatı verilen ya da verilmeye hazırlanan yerleri de şöyle sıralıyorlar:
“İzmir – Efemçukuru köyü, Ordu – Fatsa – Altıntepe köyü, Trabzon – Tonya ve Maçka, Giresun – Bulancak, Rize – Kalkandere – Çayırlı, Niğde – Ulukışla, Tunceli – Ovacık, Manisa – Sart, Eskişehir – Kaymaklı, Artvin – Cerattepe.”
Çok dikkat edilmesi gereken nokta, mevcut risklerin yanı sıra yeni muhtemel risk alanlarında da bölgemizden bazı yerlerin bulunması. Bölgemizi geliştirelim, parlayan yıldız yapalım, gıda üretim ve ihracat üssü haline getirelim derken siyanür merkezi olmayalım…
Ayrıca işin ilginci mi diyelim yoksa “tevafuk” kelimesini mi kullanalım; ama bu madenleri işletenlerin genel durumlarına baktığımızda iktidar partisi ile pek bir sıcak ilişkiler içinde olduklarını görüyoruz.
Hepsini tek tek incelemedim ama birkaç grubun daha ilk harfleri söylenirken “Haa, tamam” deyip çeşitli düşüncelere kapılıyor insan.

Yazarın Diğer Yazıları