20 Aralık 2011 Salı 02:00:00
Olay, Ege’de geçiyor…
Çevreciler var, çevrecilere “anarşist” diyenler var.
Halkın kafası karışık.
Davul-zurnayla karşıladıkları bir takım kişilerle, gelişmeler yaşandıkça düşmanlık derecesinde zıtlaşan vatandaşlar…
Neyse ki buradaki çevreciler anarşist olduklarını “açık açık” söylüyorlar.
Gizlileri, saklıları yok.
Bir adam ise eleştiriyor vatandaşları sürekli: Tarlaları, toprakları satmamak gerektiğini “iğneleyici” bir dille anlatıyor…
Yöneticiler ise tedirgin…
Çevrecilerin ne “bozgunculuğu” kalıyor, ne “casusluğu”…
Çevreciler, yatırım adı altındaki tahribata karşılar çünkü.
Toprağın, havanın, doğanın elden gitmemesini istiyorlar.
Bu durum, yöneticilerin dikkatini çekmez mi hiç?
Büyük yerleşim biriminin yöneticileri, küçük yerleşim biriminin yöneticileriyle toplantılar yapar, çevrecilerin “sindirilmesini” ister.
Küçük yerleşim birimine yatırım yapmak isteyen firmanın temsilcileri gelir.
Halkın çoğunluğu onay vermezse yatırım gerçekleşmeyecektir zira.
İkna için “Sizin caminizi, köyünüzü, yolunuzu firmamız yapacak” denir.
“Kirlilik” sorusu ise “ En modern teknoloji” kelimelerinin cümle içinde kullanılmasıyla cevaplanır.
“Cevaplanır” dediysem hakiki olarak değil, geçiştirme babında…
Neler neler yok ki…
Eylemler, dernekler, pankartlar, yürütmeyi durdurma girişimleri, yürütmeyi “yürütme” girişimleri…
Hatta inanmayacaksınız, bir bakan gelir o küçük yerleşim birimine, “müjde” verir…
…
Yok canım, aklınıza bir şey gelmesin.
Yanlış anlamayın…
Entelköy Efeköy’e Karşı filminden aklımda kalanları yazdım.
O çevrecilerin karşı çıktığı yatırım da termik santral yatırımı.
Film, “tepeden inmeci” değil de sokak diliyle konuşmuş. Hatta “tepeden inmeci” akımları hoş atıflarla sorgulamış.
Egeli herkesin izlemesi gerek bence.
…
Benzerlik hissedenler olur mutlaka…
Hatta benzerlik kurulan yerleşim birimleri için “Sağcısı da, solcusu da sahip çıkıyor” denilip şaşkınlık ifadeleri kullanılabilir.
Ne diyelim…
Şaşkınlık da güzel bir duygu.
Olay, Ege’de geçiyor…
Çevreciler var, çevrecilere “anarşist” diyenler var.
Halkın kafası karışık.
Davul-zurnayla karşıladıkları bir takım kişilerle, gelişmeler yaşandıkça düşmanlık derecesinde zıtlaşan vatandaşlar…
Neyse ki buradaki çevreciler anarşist olduklarını “açık açık” söylüyorlar.
Gizlileri, saklıları yok.
Bir adam ise eleştiriyor vatandaşları sürekli: Tarlaları, toprakları satmamak gerektiğini “iğneleyici” bir dille anlatıyor…
Yöneticiler ise tedirgin…
Çevrecilerin ne “bozgunculuğu” kalıyor, ne “casusluğu”…
Çevreciler, yatırım adı altındaki tahribata karşılar çünkü.
Toprağın, havanın, doğanın elden gitmemesini istiyorlar.
Bu durum, yöneticilerin dikkatini çekmez mi hiç?
Büyük yerleşim biriminin yöneticileri, küçük yerleşim biriminin yöneticileriyle toplantılar yapar, çevrecilerin “sindirilmesini” ister.
Küçük yerleşim birimine yatırım yapmak isteyen firmanın temsilcileri gelir.
Halkın çoğunluğu onay vermezse yatırım gerçekleşmeyecektir zira.
İkna için “Sizin caminizi, köyünüzü, yolunuzu firmamız yapacak” denir.
“Kirlilik” sorusu ise “ En modern teknoloji” kelimelerinin cümle içinde kullanılmasıyla cevaplanır.
“Cevaplanır” dediysem hakiki olarak değil, geçiştirme babında…
Neler neler yok ki…
Eylemler, dernekler, pankartlar, yürütmeyi durdurma girişimleri, yürütmeyi “yürütme” girişimleri…
Hatta inanmayacaksınız, bir bakan gelir o küçük yerleşim birimine, “müjde” verir…
…
Yok canım, aklınıza bir şey gelmesin.
Yanlış anlamayın…
Entelköy Efeköy’e Karşı filminden aklımda kalanları yazdım.
O çevrecilerin karşı çıktığı yatırım da termik santral yatırımı.
Film, “tepeden inmeci” değil de sokak diliyle konuşmuş. Hatta “tepeden inmeci” akımları hoş atıflarla sorgulamış.
Egeli herkesin izlemesi gerek bence.
…
Benzerlik hissedenler olur mutlaka…
Hatta benzerlik kurulan yerleşim birimleri için “Sağcısı da, solcusu da sahip çıkıyor” denilip şaşkınlık ifadeleri kullanılabilir.
Ne diyelim…
Şaşkınlık da güzel bir duygu.