21 Ekim 2011 Cuma 03:00:00
Bu toprakların ekmeğini yemiş, suyunu içmiş herkesin ilk tepkisi hemen hemen aynı olmuştur: “Eyvah, çok yazık” diyebildik, birkaç dakika kelam edemedik.
Dile kolay 24 şehit, 18 yaralı. Yaralılar için “Kurtulmuş” diye düşündük, oysa belki bacağında bu çatışmanın izi kalacaktı, belki kafasında, belki elinde. En önemlisi de ruhuna kurşun izleri ile işlenen acı iz, silinmeyecekti. Ama biz “Yaralı” deyip teselli ettik kendimizi.
Her terör saldırısından sonra olduğu gibi anlı-şanlı yorumcularımız, siyasi parti liderlerimiz, saldırının müsebbibini aradılar. Saatlerce süren yorumların sonunda bir baktık ki başladığımız yerdeyiz. Sorumlulara giden yol doğru-düzgün çıkamadık. Hem de daha saldırıdan birkaç gün önce konuşan bir eski komutanın “Bize saldırı yapıldığı esnada tepemizde Amerikan Heronları geziyordu” demecine rağmen…
Her gün “rutin” hâle gelen terör olaylarının bu topraklarda yaşayan insanları ayrıştırmaya başladığını düşünmeye başlıyordum. Fakat 24 şehit verdiğimiz terör saldırısı, bu milletin bir ve beraber yaşama iradesini, fertlerin kendi arasındaki kavgaları, tartışmaları bir kenara bırakabileceğini gösterdi. Umutlarım yeşerdi.
Biz öğrenmeye dirensek de bu toprakların her şeyi öğretici. 24 şehidimizin memleketlerine bakın örneğin. Kırklarelili de var, Bitlisli de. Bu topraklar, çınara benzetilir çoğu kez. Öyle büyük ve ulvi bir çınar ki düşen yaprakları bile öğretebiliyor bize, bizi, birliği, dirliği. Doğudan batıya, kuzeyden güneye 24 ocağa düşen ateş, bizi biraz daha yaklaştırıyor birbirimize. Gündelik bir sohbetin bir köşesinde mutlaka şehitlerimizden bahsediyoruz, duraksıyoruz sonra bir an. Dalıp gidiyoruz.
Ayrışmaya da hizmet ediyor kuşkusuz bu terör saldırıları. Canı yananların çoğunlukta olduğu bir memleketteyiz. Canımız yanıyor… Ve sabır sınırları çoktan aşıldı. Üstelik yaşanmış bir misal de önümüzde maalesef: Yugoslavya… Bir anda birbirine düşman oluveren, fakat savaş bittiğinde bu kargaşadan emperyalist devletlerin çıkar sağladığını idrak eden halklar topluluğuna dönüştü Slav Birliği…
Şimdi ne yapılması gerektiği tartışılıyor her evde, her dost meclisinde, hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde. Terör, hangi taraftan geçip geliyor? Irak’ın kuzeyinden… Bir nevi Irak’ın kuzeyindeki Amerikan mandasını zımnen kabul eden Kukla Devlet, terör örgütünü himaye ediyor. Peki Türkiye ne yapıyor? Türkiye de Kukla Devlet’i himaye ediyor. Nabucco Boru Hattı projesi, her ne kadar Asya ile Avrupa arasındaki enerji bağlantısını öngörüyor gibi kabul edilse de, hatta eklenen Irak’ın kuzey bölgesi, asıl amacı ortaya çıkarıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin “Türkiye himayesinde” kukla bir devlet istediği, aşikâr. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Türkiye ziyaretinde Irak’ın kuzeyindeki enerjinin Batı’ya Türkiye üzerinden arzı için çalışmaların tamamlanması istenmişti.
Çözüm arayanlar için ilk iş, Irak’ın kuzeyindeki yapılanmanın Irak’ın toprak bütünlüğü içinde değerlendirilmesi olmalı… Olmalı ama, Kukla Devlet’i yöneten kişiyi neredeyse baştacı ediyoruz.
Siyasete girdik yine. Umutlu olmak, dik durmak ama yeni şehit vermemek için kararlı olmak lazım.
Terörün iktidar ile muhalefet partilerinin atışmasıyla bitmeyeceğini de bilmek lazım.
Bu toprakların ekmeğini yemiş, suyunu içmiş herkesin ilk tepkisi hemen hemen aynı olmuştur: “Eyvah, çok yazık” diyebildik, birkaç dakika kelam edemedik.
Dile kolay 24 şehit, 18 yaralı. Yaralılar için “Kurtulmuş” diye düşündük, oysa belki bacağında bu çatışmanın izi kalacaktı, belki kafasında, belki elinde. En önemlisi de ruhuna kurşun izleri ile işlenen acı iz, silinmeyecekti. Ama biz “Yaralı” deyip teselli ettik kendimizi.
Her terör saldırısından sonra olduğu gibi anlı-şanlı yorumcularımız, siyasi parti liderlerimiz, saldırının müsebbibini aradılar. Saatlerce süren yorumların sonunda bir baktık ki başladığımız yerdeyiz. Sorumlulara giden yol doğru-düzgün çıkamadık. Hem de daha saldırıdan birkaç gün önce konuşan bir eski komutanın “Bize saldırı yapıldığı esnada tepemizde Amerikan Heronları geziyordu” demecine rağmen…
Her gün “rutin” hâle gelen terör olaylarının bu topraklarda yaşayan insanları ayrıştırmaya başladığını düşünmeye başlıyordum. Fakat 24 şehit verdiğimiz terör saldırısı, bu milletin bir ve beraber yaşama iradesini, fertlerin kendi arasındaki kavgaları, tartışmaları bir kenara bırakabileceğini gösterdi. Umutlarım yeşerdi.
Biz öğrenmeye dirensek de bu toprakların her şeyi öğretici. 24 şehidimizin memleketlerine bakın örneğin. Kırklarelili de var, Bitlisli de. Bu topraklar, çınara benzetilir çoğu kez. Öyle büyük ve ulvi bir çınar ki düşen yaprakları bile öğretebiliyor bize, bizi, birliği, dirliği. Doğudan batıya, kuzeyden güneye 24 ocağa düşen ateş, bizi biraz daha yaklaştırıyor birbirimize. Gündelik bir sohbetin bir köşesinde mutlaka şehitlerimizden bahsediyoruz, duraksıyoruz sonra bir an. Dalıp gidiyoruz.
Ayrışmaya da hizmet ediyor kuşkusuz bu terör saldırıları. Canı yananların çoğunlukta olduğu bir memleketteyiz. Canımız yanıyor… Ve sabır sınırları çoktan aşıldı. Üstelik yaşanmış bir misal de önümüzde maalesef: Yugoslavya… Bir anda birbirine düşman oluveren, fakat savaş bittiğinde bu kargaşadan emperyalist devletlerin çıkar sağladığını idrak eden halklar topluluğuna dönüştü Slav Birliği…
Şimdi ne yapılması gerektiği tartışılıyor her evde, her dost meclisinde, hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde. Terör, hangi taraftan geçip geliyor? Irak’ın kuzeyinden… Bir nevi Irak’ın kuzeyindeki Amerikan mandasını zımnen kabul eden Kukla Devlet, terör örgütünü himaye ediyor. Peki Türkiye ne yapıyor? Türkiye de Kukla Devlet’i himaye ediyor. Nabucco Boru Hattı projesi, her ne kadar Asya ile Avrupa arasındaki enerji bağlantısını öngörüyor gibi kabul edilse de, hatta eklenen Irak’ın kuzey bölgesi, asıl amacı ortaya çıkarıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin “Türkiye himayesinde” kukla bir devlet istediği, aşikâr. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Türkiye ziyaretinde Irak’ın kuzeyindeki enerjinin Batı’ya Türkiye üzerinden arzı için çalışmaların tamamlanması istenmişti.
Çözüm arayanlar için ilk iş, Irak’ın kuzeyindeki yapılanmanın Irak’ın toprak bütünlüğü içinde değerlendirilmesi olmalı… Olmalı ama, Kukla Devlet’i yöneten kişiyi neredeyse baştacı ediyoruz.
Siyasete girdik yine. Umutlu olmak, dik durmak ama yeni şehit vermemek için kararlı olmak lazım.
Terörün iktidar ile muhalefet partilerinin atışmasıyla bitmeyeceğini de bilmek lazım.