Murat Arısoy

Çarşıdan aldım bir milyon, eve geldim trilyon

Murat Arısoy

28 Şubat 2012 Salı 02:00:00
  Belki bu konuyu yazmak için geç kaldım. Belki de kalmadım. Çünkü olup biten bir “olay”dan ziyade süregelen bir “olgu” olarak nitelense, yeridir.
Konumuz, Türk Lirası’ndan 6 adet “sıfır”ın atılması.
***
Paramızdan 6 sıfırın atılmasıyla ilgili düzenleme, 31 Ocak 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı, 1 Ocak 2005’te de Yeni Türk Lirası banknotlarının piyasaya sürülmesiyle resmen yürürlüğe girdi. Bununla birlikte hem 22 Temmuz 2007, hem de 12 Haziran 2011’deki milletvekili genel seçimlerinde iktidar partisinin mitinglerde, ilanlarda, tanıtımlarda en çok kullandığı propagandaydı. “6 sıfır attık, ekonomiyi rahatlattık” mesajları halka ulaştırılıyordu.
Çok uzağa gitmeye gerek yok. 12 Haziran 2011 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim reklamında, bir ev hanımı bakın ne diyor:
“Alışveriş yapmak benim için çok zordu. Paramızın hiçbir kıymeti yoktu. Ekmek, peynir alırdım, milyonlar öderdim. Milyon olduğu zaman, daha zor oluyordu benim için. Paramız pul olmuştu. Neyse ki paramızdan sıfırlar atıldı. Paramız para oldu.”
***
Cihan Haber Ajansı’nın servis ettiği, “hükümete yakınlığı” ile bilinen Sabah gazetesinin internet sitesinde 14 Ocak 2012’de yayınlanan haberin başlığı ise “Hâlâ 6 sıfır atamayanlar var”… Haberde Türk Lirası’ndan 6 sıfır atılmasından 7 yıl geçmesine rağmen piyasada hâlâ eski banknotların varlığından söz ediliyor. Haberde, eski banknotların Merkez Bankası veya Ziraat Bankası’ndan değiştirilebileceği vurgulanıyor.
***
Peki nereden çıktı şimdi bu para meselesi?
Dikkat ettiniz mi? Afyonkarahisar’da ya da başka memleketlerde Bakanlar Kurulu’nun bir üyesi, hükümetin yatırımları anlatırken, önce 6 sıfır atılmış para birimini dile getiriyor; sonra da 6 sıfır atılmamış para birimi kullanılıyor. Bunu seçimle sınırlı zannediyordum, ama öyle değil. Borçlanma gibi “kötü” algılanabilecek durumlarda ise tam tersi: Sadece “6 sıfır eksikli” para birimi okunuyor, kürsüdeki “yardımcı notlar”dan.
***
Meselâ, bir baraj mı yapıldı? “Biz bu baraja 10 milyon lira harcadık. Eski parayla 10 trilyon…”
“Spor kompleksi 50 milyon liraya mâl olacak… Eski parayla 50 trilyon…”
Yani çarşıdan aldım 1 milyon, eve gittim trilyon… Bir anda tüm rakamlar alt-üst oluyor.
***
Hükümet, kendisini iktidara götüren etkenlerden biri olan “6 sıfır” propagandasını, “müjdeler”de, “yatırımlar”da unutuyor.
Bununla birlikte Bakanlıkların, Belediyelerin ve diğer kamu kurumlarının borçlarının hesaplanması en fazla “milyar”da kalıyor.
***
ANKA Haber Ajansı’nın servis ettiği ve 21 Şubat 2012’de Hürriyet gazetesinin internet sitesinde yayınlanan habere göre Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin toplam borcu 2 milyar 555.2 milyon lira. Bu borcu “eski parayla” telaffuz edecek olursak “2 katrilyon 555.2 trilyon”…
Bu borç “muhalif” bir belediyeye ait olsaydı, bu rakam, hükümet yetkilileri tarafından “eski parayla” kamuoyuna duyurulurdu. Ki benzer durumlara mi-tinglerde şahit olduk.
***
Kafaları fazla karıştırmadan eski para ile yeni para arasındaki “değer” meselesini de yazmak isterim.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 31 Aralık 2004’teki verilerine göre 1 Amerika Birleşik Devletleri Doları’nın “efektif değer”i şöyle:
Alış: 1 milyon 335 bin 400 lira
Satış: 1 milyon 344 bin 700 lira.
Doların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 24 Şubat 2012’deki verilerine göre “efektif değer”i ise şöyle:
Alış: 1.7521 lira
Satış: 1.7644 lira.
***
Avrupa Birliği’nin para birimi Avro’nun şimdiki değeri ise, 6 sıfır düzenlemesine göre daha fazla. Merkez Bankası’nın 31 Aralık 2004’teki verilerine göre Avro’nun “efektif değeri” şöyle:
Alış: 1 milyon 822 bin lira
Satış: 1 milyon 834 bin 800 lira
Avro’nun 24 Şubat 2012’deki değeri ise şöyle:
Alış: 2.3477 lira
Satış: 2.3641 lira.
***
Bu para birimini “eşitlemek” gerekirse:
Bir Avro, 6 sıfır atılmadan önce 1 milyon 834 bin 800 lira imiş. 6 sıfır atıldıktan 7 sene sonra 2 milyon 364 bin 1 lira.
***
Türk Lirası değer kazanmış olsaydı, Avro’nun 1 liraya yakınlaşması gerekirdi, oysa 3 liraya doğru yol alıyor…
İktisadın gidişi paralardaki sıfırların azlığına-çokluğuna değil; istihdama, üretime, kayıt dışının önlenmesine, taşeronlaşmanın yasaklanmasına bağlı.

Yazarın Diğer Yazıları