10 Temmuz 2012 Salı 17:33:08
Afyonkarahisar Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Özerdem, Dernek Yönetim Kurulu Başkanı olmadan çok önce, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigorta Acenteleri Sektör Meclisi üyesi olarak katıldığı her toplantıda bir konunun altını çizerdi:
-Sigortacılığı, sadece sigorta acenteleri yapmalı.
“Herkes ekmek derdinde, Bekir Bey neden böyle düşünüyor” deyip dururdum kendi kendime.
Ancak şahit olduğum bir olay, görüşümün değişmesini sağladı.
***
Basın mensuplarının yakından tanıdığı, sevdiği, saydığı bir kişinin başından geçen “sigorta” hadisesiydi şahit olduğum.
Kendi cümleleriyle aktarayım:
“Yakın, hatırı olan bir arkadaşım bankada çalışıyordu. Bana ısrar etti, kıramadım. Bankanın yan kuruluşu olan sigorta şirketine otomobil sigortamı yaptırdım. Aradan bir süre geçti. Otomobilimin kontağını açtığım anda hava yastıkları birden şişti. Aracın ön tarafında hasar meydana geldi. Ben, bankanın sigorta şirketini aradım. Durumu izah ettim. Bana, herhangi bir şey yapamayacaklarını, sigortanın bu durumu karşılamayacağını söylediler. Oysa sigorta yaptırırken gayet güleryüzlüydüler ve her an yardımıma koşacaklarını söylemişlerdi Hiçbir şekilde yardımcı olmadılar. Israr ettim, bir dilekçe yazdım, şirkete gönderdim. Dilekçemde ‘Ben başıma gelen olayı dürüstçe size anlattım. Halbuki arabama saldırı yapıldığını belirtip tutanak tutturabilirdim. Bir-iki tane de taş koyardım. 2-3 bin liralık toplam zararımı şirkete ödetirdim’ dedim. Tekrar telefon açtım, dilekçede yazdıklarımı aktardım. ‘Haklısınız’ dediler. Haklıyım da bu hak ne işime yarıyor? Bir hanımın numarasını verdiler. İnanın, ben Ankara’da önemli yerlerde görev yaptım. Çok acil bir durum varsa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bile ulaşabilirim. Ama bana verilen telefon numarasındaki hanıma bir türlü ulaşamadım. Ne yapacağımı şaşırdım…”
***
Zaten Afyonkarahisar Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Özerdem’in üzerinde durduğu nokta da bu idi. Özerdem, sigorta acentesinin müşterisine sahip çıktığını vurguluyordu. Özerdem, acentenin gerekirse sigorta şirketinin en yetkili birimlerinden izin alarak, müşterinin belirli miktardaki zararını karşılayabileceğini belirtiyordu. Özerdem, aktardığım hadiseyi duyunca güldü:
“Ben, şirketin bölge müdürüne 5 dakikada ulaşıyorum. Genel Müdür ise, en geç 10 dakika içinde beni arar, hâl-hatır sorar.”
***
Sigorta acenteleri dışında, örneğin bir bankanın sigortacılık yapmalarında, müşteriyi doğrudan ilgilendiren konular bulunuyor.
Bunlardan birincisi şu: Müşterinin T.C. Kimlik numarası, banka hesap numarası IBAN numarası bankada kayıtlı olduğu için, her türlü işlem “habersizce” yapılabiliyor. Bunun sonucunda birçok banka müşterisi mağdur olabiliyor.
Bir başka sıkıntı da bankaların “anlaşmalı” oldukları çağrı merkezleri. Bankalardan bilgiyi alan çağrı merkezleri, telefon aracılığıyla müşterilere ulaşıyor. Müşteri, bir sorunla karşılaştığında bir muhatap bulamıyor.
Ayrıca, bankalar sigortacılık yaptırmak için ayrı bir istihdama gerek duymuyor. Prim esas olduğu için, “İşlemlerinizin yanında, bir de sigorta verelim” tavrı görülüyor. Müşteri, hangi işlemi, nasıl yaptığını şaşırıyor.
***
Hülâsâ; herkes, kendi işini en iyi şekilde yapmalı.
Aksi takdirde olan “sade vatandaş”a oluyor.
Afyonkarahisar Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Özerdem, Dernek Yönetim Kurulu Başkanı olmadan çok önce, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigorta Acenteleri Sektör Meclisi üyesi olarak katıldığı her toplantıda bir konunun altını çizerdi:
-Sigortacılığı, sadece sigorta acenteleri yapmalı.
“Herkes ekmek derdinde, Bekir Bey neden böyle düşünüyor” deyip dururdum kendi kendime.
Ancak şahit olduğum bir olay, görüşümün değişmesini sağladı.
***
Basın mensuplarının yakından tanıdığı, sevdiği, saydığı bir kişinin başından geçen “sigorta” hadisesiydi şahit olduğum.
Kendi cümleleriyle aktarayım:
“Yakın, hatırı olan bir arkadaşım bankada çalışıyordu. Bana ısrar etti, kıramadım. Bankanın yan kuruluşu olan sigorta şirketine otomobil sigortamı yaptırdım. Aradan bir süre geçti. Otomobilimin kontağını açtığım anda hava yastıkları birden şişti. Aracın ön tarafında hasar meydana geldi. Ben, bankanın sigorta şirketini aradım. Durumu izah ettim. Bana, herhangi bir şey yapamayacaklarını, sigortanın bu durumu karşılamayacağını söylediler. Oysa sigorta yaptırırken gayet güleryüzlüydüler ve her an yardımıma koşacaklarını söylemişlerdi Hiçbir şekilde yardımcı olmadılar. Israr ettim, bir dilekçe yazdım, şirkete gönderdim. Dilekçemde ‘Ben başıma gelen olayı dürüstçe size anlattım. Halbuki arabama saldırı yapıldığını belirtip tutanak tutturabilirdim. Bir-iki tane de taş koyardım. 2-3 bin liralık toplam zararımı şirkete ödetirdim’ dedim. Tekrar telefon açtım, dilekçede yazdıklarımı aktardım. ‘Haklısınız’ dediler. Haklıyım da bu hak ne işime yarıyor? Bir hanımın numarasını verdiler. İnanın, ben Ankara’da önemli yerlerde görev yaptım. Çok acil bir durum varsa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bile ulaşabilirim. Ama bana verilen telefon numarasındaki hanıma bir türlü ulaşamadım. Ne yapacağımı şaşırdım…”
***
Zaten Afyonkarahisar Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Özerdem’in üzerinde durduğu nokta da bu idi. Özerdem, sigorta acentesinin müşterisine sahip çıktığını vurguluyordu. Özerdem, acentenin gerekirse sigorta şirketinin en yetkili birimlerinden izin alarak, müşterinin belirli miktardaki zararını karşılayabileceğini belirtiyordu. Özerdem, aktardığım hadiseyi duyunca güldü:
“Ben, şirketin bölge müdürüne 5 dakikada ulaşıyorum. Genel Müdür ise, en geç 10 dakika içinde beni arar, hâl-hatır sorar.”
***
Sigorta acenteleri dışında, örneğin bir bankanın sigortacılık yapmalarında, müşteriyi doğrudan ilgilendiren konular bulunuyor.
Bunlardan birincisi şu: Müşterinin T.C. Kimlik numarası, banka hesap numarası IBAN numarası bankada kayıtlı olduğu için, her türlü işlem “habersizce” yapılabiliyor. Bunun sonucunda birçok banka müşterisi mağdur olabiliyor.
Bir başka sıkıntı da bankaların “anlaşmalı” oldukları çağrı merkezleri. Bankalardan bilgiyi alan çağrı merkezleri, telefon aracılığıyla müşterilere ulaşıyor. Müşteri, bir sorunla karşılaştığında bir muhatap bulamıyor.
Ayrıca, bankalar sigortacılık yaptırmak için ayrı bir istihdama gerek duymuyor. Prim esas olduğu için, “İşlemlerinizin yanında, bir de sigorta verelim” tavrı görülüyor. Müşteri, hangi işlemi, nasıl yaptığını şaşırıyor.
***
Hülâsâ; herkes, kendi işini en iyi şekilde yapmalı.
Aksi takdirde olan “sade vatandaş”a oluyor.