1 Ekim 2011 Cumartesi 03:00:00
6111 Sayılı ve kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen düzenlemeden yararlanmıştım. Üniversite öğrencisiyken devletten aldığım öğrenim ve harç kredisini birkaç kez ödemeye niyetlendim, hatta bir kere yapılandırdım. Fakat biraz “gevşek” davrandığım için 3-5 taksitten sonra devamını getiremedim.
Torba Yasa benim için fırsattı. Bu nedenle düzenlemeden yararlandım. Devlete olan borcum küçük bir meblağ, bir milletvekili maaşı kadar bile değil. 4 yıllık bir milletvekili şoförü kadrosunun alacağı maaştan biraz fazladır olsa olsa, devlete borcum. Ödemesem, devlet batmaz. Lakin, ben ödeyeyim ki başka öğrenciler de harç yatırırken zorluk çekmesin, okurken biraz daha rahat etsin. Ben borcumu ödeyeyim ki başkalarının hakkı geçmesin.
Bu düşünceyle Eylül’e kadar olan borçlarımı ödedim. Eylül’de ise taksitin ödenmesini son güne bıraktım. Aslında burada da anlamadığım bir şey var: Ben borcumun yapılandırılmasıyla ilgili formu doldururken iki ayda bir taksit ödeme seçeneğini işaretlemiştim. Böylece bütçeyi de pek zorlamadan “borç ödeme” görevimi yerine getirebilecektim. Fakat öyle olmadı. Her ay gittim Maliye’ye, her ay borcum göründü, ödedim. İtirazım yok, ödeme şeklimin böyle olacağını baştan bilmeyi de isterdim.
Neyse. Eylül ayına ait borcu ödemek için Kocatepe Vergi Dairesi’ne gittim. Aman Allah’ım… İki sıra var. İki sırada da en az 40’ar kişiden 80 kişi. İki gişe işlem yapıyor, iki gişe vezne görevini yerine getiriyor. İşlemleri yapan memurların yerinde olmak istemezdim doğrusu. Vitesi otomatiğe bağlasanız, yine sıkılırsınız, yine bunalırsınız.
Bununla birlikte, günün önemli bir kısmını borç ödemek için sırada geçirenlerin de düşünülmesi gerekliydi. Tamam, ayın son gününe bırakmasaydık, çok daha iyiydi kuşkusuz. Ama bırakmış bulunduk, ne yapmalı? Yoğunluğun hangi günlerde artacağı az-çok tahmin edilebilir. Böyle günlerde 3’üncü veya 4’üncü gişenin kurulması gerekli bence. Bu sağlanamıyorsa bile “fişli” sistem olarak bilinen sistemin yerleştirilmesi de düşünülebilir. Vatandaş, borcunu ödemek için sıraya girdiğinde, önünde kaç kişi olduğunu bilmeli. Ayrıca vatandaşları ayakta bekletmek de pek çağımıza uygun değil. Koltuk sayısı artırılmalı diye düşünüyorum. Böylece işlem yapan memurların da rakamlarla birlikte kalabalığı görmesinin önüne geçilir.
Sıradaki vatandaşlar, birbirlerine soruyor:
-Ne kadardır bekliyorsunuz?
-Ben bir buçuk saattir buradayım.
-Ben de iki saattir ayakta bekliyorum…
Kendimden örnek verirsem: Saat 14.15 dolaylarında Maliye’ye girdim, saat 16.20 dolaylarında çıkabildim. Hatta ilginç bir ayrıntı vereyim: Orada görevli bir memur da işini aksatmamak için belgesini bize verdi. Sırası gelince o memuru çağırdık. Onun işlem saati de 2 saati buldu.
Saat 16.20 dolaylarında çıktım dedim ya. Çıkış da ayrı bir dert zaten. “Bugün çok gezindim, bir an önce gazeteye gidip haberleri yetiştirmeliyim” diye düşünerek Defterdarlık’ın önündeki duraktan özel halk otobüsüne bindim. Gelgelelim Gazlıgöl Caddesi’nde ilerleyebilmek ne mümkün! İstanbul’daki sürücü kursları “Küçük İstanbul” diye bizim yollara göndermeli sürücü adaylarını. Burada başarılı olanların İstanbul’da da başarılı olmalarına şaşılmaz. 2 saat sırada bekledikten sonra bir de trafikte beklemek, gerçekten insanın canını sıkıyor.
Bu arada yazmadan edemeyeceğim: Milli Birlik Caddesi’nde kazı var. Yeşilyol’da yol çalışması var. Ambaryolu’nda yol çalışması var. Şehir trafiğinin 3 önemli yoğunluklu caddesindeki kazılar, trafik yükünün diğer caddelere aktarılmasına neden oldu. Neden olan, çözüm oldu mu? Tabii ki hayır…
Yeşilyol ile Ambaryolu’ndaki alışmalarla ilgili kamuoyu duyurusunda herhangi bir tarih bulunmamasını ayrıca vurgulamak lâzım. Çünkü bir işe başlandığında, o işin başlangıç tarihi kadar bitiş tarihi de tahmin edilmeli, “Aksaklık olursa” diye de o tahmin edilen bitiş tarihinin 3-4 gün sonrasındaki tarih, kamuoyuna duyurulmalı.
AB ile Türkiye arasında geliştirilen “Ucu açık müzakere”lerden sonra, “ucu açık çalışmalar”a da mı alışmamız gerekiyor?
Yazıyı bir türkü uyarlaması ile bitireyim:
Burası da “asfalt” değil güzelim
Aman kazı toprağı
Ciğerime tozları saldı
Şu altyapı çalışmaları
6111 Sayılı ve kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen düzenlemeden yararlanmıştım. Üniversite öğrencisiyken devletten aldığım öğrenim ve harç kredisini birkaç kez ödemeye niyetlendim, hatta bir kere yapılandırdım. Fakat biraz “gevşek” davrandığım için 3-5 taksitten sonra devamını getiremedim.
Torba Yasa benim için fırsattı. Bu nedenle düzenlemeden yararlandım. Devlete olan borcum küçük bir meblağ, bir milletvekili maaşı kadar bile değil. 4 yıllık bir milletvekili şoförü kadrosunun alacağı maaştan biraz fazladır olsa olsa, devlete borcum. Ödemesem, devlet batmaz. Lakin, ben ödeyeyim ki başka öğrenciler de harç yatırırken zorluk çekmesin, okurken biraz daha rahat etsin. Ben borcumu ödeyeyim ki başkalarının hakkı geçmesin.
Bu düşünceyle Eylül’e kadar olan borçlarımı ödedim. Eylül’de ise taksitin ödenmesini son güne bıraktım. Aslında burada da anlamadığım bir şey var: Ben borcumun yapılandırılmasıyla ilgili formu doldururken iki ayda bir taksit ödeme seçeneğini işaretlemiştim. Böylece bütçeyi de pek zorlamadan “borç ödeme” görevimi yerine getirebilecektim. Fakat öyle olmadı. Her ay gittim Maliye’ye, her ay borcum göründü, ödedim. İtirazım yok, ödeme şeklimin böyle olacağını baştan bilmeyi de isterdim.
Neyse. Eylül ayına ait borcu ödemek için Kocatepe Vergi Dairesi’ne gittim. Aman Allah’ım… İki sıra var. İki sırada da en az 40’ar kişiden 80 kişi. İki gişe işlem yapıyor, iki gişe vezne görevini yerine getiriyor. İşlemleri yapan memurların yerinde olmak istemezdim doğrusu. Vitesi otomatiğe bağlasanız, yine sıkılırsınız, yine bunalırsınız.
Bununla birlikte, günün önemli bir kısmını borç ödemek için sırada geçirenlerin de düşünülmesi gerekliydi. Tamam, ayın son gününe bırakmasaydık, çok daha iyiydi kuşkusuz. Ama bırakmış bulunduk, ne yapmalı? Yoğunluğun hangi günlerde artacağı az-çok tahmin edilebilir. Böyle günlerde 3’üncü veya 4’üncü gişenin kurulması gerekli bence. Bu sağlanamıyorsa bile “fişli” sistem olarak bilinen sistemin yerleştirilmesi de düşünülebilir. Vatandaş, borcunu ödemek için sıraya girdiğinde, önünde kaç kişi olduğunu bilmeli. Ayrıca vatandaşları ayakta bekletmek de pek çağımıza uygun değil. Koltuk sayısı artırılmalı diye düşünüyorum. Böylece işlem yapan memurların da rakamlarla birlikte kalabalığı görmesinin önüne geçilir.
Sıradaki vatandaşlar, birbirlerine soruyor:
-Ne kadardır bekliyorsunuz?
-Ben bir buçuk saattir buradayım.
-Ben de iki saattir ayakta bekliyorum…
Kendimden örnek verirsem: Saat 14.15 dolaylarında Maliye’ye girdim, saat 16.20 dolaylarında çıkabildim. Hatta ilginç bir ayrıntı vereyim: Orada görevli bir memur da işini aksatmamak için belgesini bize verdi. Sırası gelince o memuru çağırdık. Onun işlem saati de 2 saati buldu.
Saat 16.20 dolaylarında çıktım dedim ya. Çıkış da ayrı bir dert zaten. “Bugün çok gezindim, bir an önce gazeteye gidip haberleri yetiştirmeliyim” diye düşünerek Defterdarlık’ın önündeki duraktan özel halk otobüsüne bindim. Gelgelelim Gazlıgöl Caddesi’nde ilerleyebilmek ne mümkün! İstanbul’daki sürücü kursları “Küçük İstanbul” diye bizim yollara göndermeli sürücü adaylarını. Burada başarılı olanların İstanbul’da da başarılı olmalarına şaşılmaz. 2 saat sırada bekledikten sonra bir de trafikte beklemek, gerçekten insanın canını sıkıyor.
Bu arada yazmadan edemeyeceğim: Milli Birlik Caddesi’nde kazı var. Yeşilyol’da yol çalışması var. Ambaryolu’nda yol çalışması var. Şehir trafiğinin 3 önemli yoğunluklu caddesindeki kazılar, trafik yükünün diğer caddelere aktarılmasına neden oldu. Neden olan, çözüm oldu mu? Tabii ki hayır…
Yeşilyol ile Ambaryolu’ndaki alışmalarla ilgili kamuoyu duyurusunda herhangi bir tarih bulunmamasını ayrıca vurgulamak lâzım. Çünkü bir işe başlandığında, o işin başlangıç tarihi kadar bitiş tarihi de tahmin edilmeli, “Aksaklık olursa” diye de o tahmin edilen bitiş tarihinin 3-4 gün sonrasındaki tarih, kamuoyuna duyurulmalı.
AB ile Türkiye arasında geliştirilen “Ucu açık müzakere”lerden sonra, “ucu açık çalışmalar”a da mı alışmamız gerekiyor?
Yazıyı bir türkü uyarlaması ile bitireyim:
Burası da “asfalt” değil güzelim
Aman kazı toprağı
Ciğerime tozları saldı
Şu altyapı çalışmaları