Murat Arısoy

Dünyayı değiştirecekmiş, kötüymüş gidişat – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy

22 Ocak 2016 Cuma 13:36:55
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’ni “katil” diye niteleyen akademisyenlere merhum Cem Karaca’nın “Yarım Porsiyon Aydınlık” şarkısını hatırlatarak cevap verdi. Erdoğan, “Aydın geçinenler, çeyrek porsiyon bile etmiyor” dedi. Üslup olarak eleştirilebilir. Devletin bir numarasının, böyle bir durumda tepkisini daha soğukkanlı dile getirmesi gerekir. Hatta bazı zamanlarda tepki verilmesi beklenen kesimin dikkate dahi alınmaması, halk nezdinde daha çok takdir görür.
Ancak şunu da söyleyeyim: Meselâ rahmetli babam da yaşasaydı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aynı söylemi kullanırdı.
Şu bir gerçek: “Akademisyenler” adına yapılan açıklama, toplumumuzun sinir uçlarına zarar vermiştir. Akademisyenlik mesleğini sürdürenler, “özgür düşünme”nin sınırları üzerine bir kez daha düşünmeli.
Erdoğan’ın “Yarım Porsiyon Aydınlık” hatırlatmasının ardından herkes “Cem Karaca, ne söylemişti” diye sordu.
Bakın ne diyordu Cem Karaca, “Yarım Porsiyon Aydınlık” şarkısında:
Yarım Porsiyon Aydınlık
“Her zamanki köşenizde
Her zamanki barınızda
Önünüzde viski ve havuç
Ve bir eliniz çenenizde
Kaşınız hafifçe yukarıda
Bakışlarınız ne kadar bilgiç
Hiçbir şey üretemeden
Sadece eleştirirsiniz
Sinemadan siz anlarsınız
Tiyatrodan müzikten
Heykel resim edebiyat
Sorulmalı sizden
Ekmeğin fiyatını bilmezsiniz
Ama ekonomik politika
Karılarınızı döverken siz
Ne kadar bilimselsiniz
Bu yaz yine güneydeydiniz
Bol rakı güneş ve deniz
Her şey bir harikaydı ancak
Yerli halkı beğenmediniz
Burda da orda da o aynı barlar
Hep o yarım porsiyon aydınlık
Aynı çehreler aynı laflar
Vallahi hiç değişmemişsiniz”

Bu şarkının aslının Almanya’daki Türkler için yazıldığı söylense de bana 1970’lerdeki sol gruplar içindeki çatışmayı hatırlatıyor. Özellikle Aydınlık Hareketi’nin “Al Aydınlık, Mor Aydınlık” gibi isimlerle bölünmesi, böyle bir şarkısı yazdırmış olabilir. Lâkin bu konuya ilişkin “net” bilgim yok. Sadece tahmin ediyorum.
“Aydınlar”ın kendi arasındaki tartışmalarının şarkıya yansımış hâllerinin birkaç örneği daha var, benim hatırladığım kadarıyla. Meselâ Fikret Kızılok’un “Pişt Barmen” şarkısının bazı yerlerine göz atalım:
“Transforme deforme
Marjinal ve enterne
Geçmişime kargayım
Bir başkayım bu akşam
Testosteron bazında
Altı duble sonunda
Derdime deva buldum
Hipokrat oldum bu akşam
Pişt barmen
Sen de bizdensin
Karlı kayın ormanında
Bisiklete binersin
Başkaldırıyorum de
Kaldır başını
İndir kaşını
Azgın demokrat
Geceleri gökyüzünde
Şairlerin önsözünde
Sağdan vurup sol gözünde
Parsa topla benim için.”

Fikret Kızılok, yine “sol” gruptan gelen ancak kendisi gibi düşünmeyen Zülfü Livaneli ve Ahmet Kaya’ya ince göndermelerle bu şarkıyı yazmış. Aslında sadece Livaneli ve Kaya değil, bir tür siyasi eleştiri. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Partiyi rakı masalarından kurtaracağız” anlamına gelen cümleleri de kendisini “aydın” olarak niteleyen grup içinde yaşanan tartışmanın tezahürü. Meselâ şu sıralar hükümetle pek içli-dışlı olan Aydınlık Hareketi’nin genel merkezinin alt katındaki meyhane-lokanta karışımı mekân, ülke meselelerinin nerelerde çözüldüğüne bir örnek sayılabilir.
Zülfü Livaneli’nin Fikret Kızılok’a cevap verip vermediğini bilmiyorum; fakat Ahmet Kaya’nın “Entel Maganda” şarkısını Kızılok için yazdığı iddia edilir:
“Piposu ağız kenarında
Bodrum’un entel barında
Herkesi yargılamaktan
Kimse kalmamış yanında
Herkesi yargılamaktan
Kimse kalmamış yanında
Sakalları şarap tasında
Dikilmiş barın ortasında
Tanınsın diye bekliyor
Sanırsın dev aynasında
Tanınsın diye bekliyor
Sanırsın dev aynasında
Be hey sanat hırsızı
Be hey üretme kabızı
Birazcık efendi ol
Birak elinden şu sazı
Başkalarına hümanist
Karısına karşı dayı
Nasıl beceriyor bilmem
İkisi birden olmayı
Nasıl beceriyor bilmem
İkisi birden olmayı”

Her “aydın”ın yoğurt yeyişi farklıdır. Fakat Ahmet Kaya, Fikret Kızılok’u eleştirirken kendisi de başka bir sanatçı grubunun, Grup Vitamin’in şık golüne engel olamamıştır. Gökhan Semiz’in öncülüğündeki Grup Vitamin, Ahmet Kaya’nın “Yorgun Demokrat” isimli şarkısından yola çıkarak “Şaşkın Demokrat”ı kaleme alınca, şöyle bir şarkı ortaya çıkmıştır:
“Özgürlük hak hukuk gak guk düşmez ağzından
Muhabbetin esir eder haberin var mı
Sol elinde kısa Camel sağ elde votka
Dilin damağın karışmış anlayan var mı
Şaşkın demokrat
Yaşı kırkı aşkın demokrat
Şaşkın demokrat
Yaşı kırkı aşkın demokrat
Gözü bozuk değil gözlük takıyor oysa
Ben de trenim üçten fazla kitap okuduysa
Dünyayı değiştirecekmiş kötüymüş gidişat
Çorabın değiştirmekten aciz demokrat
Şaşkın demokrat
Yaşı kırkı aşkın demokrat
Şaşkın demokrat
Yaşı kırkı aşkın demokrat.”

Diyeceğim o ki, “aydınlar”ın girdabını anlatan tek şarkımız yok. Her dönem “bildiriler” yazanlar, “bildirileri eleştirenler”, “bildiride imzası bulunanları yargılayanlar” olmuş. Hangi kesimle daha çok müşterek yönümüz bulunuyor, buna göre karar verelim.

Yazarın Diğer Yazıları