13 Şubat 2012 Pazartesi 02:00:00
“Babacığım, Vanlı kardeşler için ne yapacağız?”
***
Bu soru bir baba için en anlamlı soruydu o an.
Cevabı hemen bulunamadı belki, belki de anında cevaplandı.
Sorunun yanıtlanması bir konu başlığıydı, evet. Memleketleri Van’ı deprem acısına rağmen terk etmeyen depremzedelerin yardıma ihtiyacı vardı. Bu yardımın sürekliliği de büyük önem arz ediyordu. Yaralar sarılı-yordu sarılmasına ama, unutulmaktı büyük afet. Aranıp sorulmamaktı…
***
“Babacığım, Vanlı kardeşler için ne yapacağız” suali, işte bu nedenle mühimdi…
***
Bununla birlikte böyle bir sorunun yöneltilmesi de insanın yüreğini yumuşatmamış mıydı?
Sorunun içinde öyle bir sadelik, öyle bir “duru”luk vardı ki zaten, soruyu soran, alnından öpülmeyi hakketmişti çoktan.
***
Bu sorunun öylece kaldığını zannetiyseniz, hemen söyleyeyim: Sorunun devam geldi.
“Benim kumbaramda birikmiş param var. Ben bebeklerle oynuyorum. Vanlı kardeşlere de bebek alalım mı? Benim bir sürü kitabım oldu. Onlara da kitap gönderelim mi?”
***
Hiçbir babanın reddedemeyeceği kadar masum, içten ve sevecen bir dilekçe yazısıydı, 4 ya da 5 yaşındaki Duru’nun soruları.
Öyle “arz edilmesi” gibi protokol cümlelerine ihtiyaç da yoktu.
Paylaşmayı esas alan, paylaşmanın hayalini kuran, o hayalin gerçek olmasıyla sevinecek, serçe narinliğinde ama belki şu Karahisar Kalesi kadar büyük bir yürek… Bu yürek, Duru Tiryakioğlu’na ait.
***
Duru’nun babası, Afyon Kocatepe Üniversitesi Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nün danışmanı, Araştırma Görevlisi Murad Tiryakioğlu. Duru’nun isteğini kırmadı Murad Hoca. “Tamam kızım” dedi.
Bu “tamam” kelimesi, geçiştirme amaçlı değildi kuşkusuz. Zira, hemen Kulüp’ten ve Üniversite’den eski öğrencisi olan Ayşe Türkmen’i aradı. Hani, Van’daki depremin ardından Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nde aldığı eğitimleri kendi hayatında uygulayarak hayatta kalan ve bu köşede, “Ayşe Hoca, karanlıktan korkmadı” başlıklı yazıya konu olan Ayşe Hoca yok mu?
***
“Ne yapabiliriz Ayşe?” diye sordu Murad Hoca. “Duru’nun böyle bir isteği var. Senin okuluna yardım gönderelim mi?”
Ayşe Türkmen, sevinçle kabul etti Murad Tiryakioğlu’nun teklifini. Ancak Murat Hoca, uyardı eski öğrencisini:
-Ayşe, öyle büyük şeyler bekleme. Duru’nun kumbarasında çok fazla para birikmemiş olabilir…
-Olur mu Hocam, bunu düşünmek büyük incelik. Buraya yardımlar geldi, ancak öğrencilerim arasında bir araştırma yapayım. Kırtasiye malzemesi ile ilgili bir talebimiz olabilir…
***
Murad Hoca, Duru’nun paylaşımcı ve sevecen dilekçesini hemen işleme koymuştu. Ancak “Çocuk çizmesi de gerekir mi” deyip Palalı Çizme yetkililerini aradı. Afyonkarahisar’da üretim yapan Palalı Çizme’nin yetkilileri ise böyle bir yardımı esirgemeyeceğini belirterek 20 çocuk çizmesini, Ayşe Hoca’nın okuluna gönderme kararı aldı.
***
Duru’nun kumbarasındaki para ve o birkaç soruluk sevecen dilekçi, Vanlı kardeşlerin unutulmadığını gösterdi.
***
Bu arada Ayşe Türkmen’den de bahsetmek gerek. Depremden önce Erciş’te görev yapan Ayşe Hoca, depremden sonra da Erciş’te. Erciş’e 18 kilometre uzaklıkta, Payköy Yatılı Bölge İlköğretim Okulu’nda çalışıyor.
Bir GSM firmasının reklamındaki gibi belki… Fakat öğrencilerine ve mesleğine bağlı. Bazı sıkıntılar yaşıyor elbette. Sıkıntılar, “pes” ettirmiyor onu ve onun gibi öğretmenleri.
Van’da nasıl yeni bir şehir inşa edilmesi düşünülü-yorsa, Ayşe Hoca ve Van’daki diğer öğretmenler de öyle, nakış nakış yeni bir nesil inşa etme çabasında…
“Babacığım, Vanlı kardeşler için ne yapacağız?”
***
Bu soru bir baba için en anlamlı soruydu o an.
Cevabı hemen bulunamadı belki, belki de anında cevaplandı.
Sorunun yanıtlanması bir konu başlığıydı, evet. Memleketleri Van’ı deprem acısına rağmen terk etmeyen depremzedelerin yardıma ihtiyacı vardı. Bu yardımın sürekliliği de büyük önem arz ediyordu. Yaralar sarılı-yordu sarılmasına ama, unutulmaktı büyük afet. Aranıp sorulmamaktı…
***
“Babacığım, Vanlı kardeşler için ne yapacağız” suali, işte bu nedenle mühimdi…
***
Bununla birlikte böyle bir sorunun yöneltilmesi de insanın yüreğini yumuşatmamış mıydı?
Sorunun içinde öyle bir sadelik, öyle bir “duru”luk vardı ki zaten, soruyu soran, alnından öpülmeyi hakketmişti çoktan.
***
Bu sorunun öylece kaldığını zannetiyseniz, hemen söyleyeyim: Sorunun devam geldi.
“Benim kumbaramda birikmiş param var. Ben bebeklerle oynuyorum. Vanlı kardeşlere de bebek alalım mı? Benim bir sürü kitabım oldu. Onlara da kitap gönderelim mi?”
***
Hiçbir babanın reddedemeyeceği kadar masum, içten ve sevecen bir dilekçe yazısıydı, 4 ya da 5 yaşındaki Duru’nun soruları.
Öyle “arz edilmesi” gibi protokol cümlelerine ihtiyaç da yoktu.
Paylaşmayı esas alan, paylaşmanın hayalini kuran, o hayalin gerçek olmasıyla sevinecek, serçe narinliğinde ama belki şu Karahisar Kalesi kadar büyük bir yürek… Bu yürek, Duru Tiryakioğlu’na ait.
***
Duru’nun babası, Afyon Kocatepe Üniversitesi Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nün danışmanı, Araştırma Görevlisi Murad Tiryakioğlu. Duru’nun isteğini kırmadı Murad Hoca. “Tamam kızım” dedi.
Bu “tamam” kelimesi, geçiştirme amaçlı değildi kuşkusuz. Zira, hemen Kulüp’ten ve Üniversite’den eski öğrencisi olan Ayşe Türkmen’i aradı. Hani, Van’daki depremin ardından Akademi Arama ve Kurtarma Kulübü’nde aldığı eğitimleri kendi hayatında uygulayarak hayatta kalan ve bu köşede, “Ayşe Hoca, karanlıktan korkmadı” başlıklı yazıya konu olan Ayşe Hoca yok mu?
***
“Ne yapabiliriz Ayşe?” diye sordu Murad Hoca. “Duru’nun böyle bir isteği var. Senin okuluna yardım gönderelim mi?”
Ayşe Türkmen, sevinçle kabul etti Murad Tiryakioğlu’nun teklifini. Ancak Murat Hoca, uyardı eski öğrencisini:
-Ayşe, öyle büyük şeyler bekleme. Duru’nun kumbarasında çok fazla para birikmemiş olabilir…
-Olur mu Hocam, bunu düşünmek büyük incelik. Buraya yardımlar geldi, ancak öğrencilerim arasında bir araştırma yapayım. Kırtasiye malzemesi ile ilgili bir talebimiz olabilir…
***
Murad Hoca, Duru’nun paylaşımcı ve sevecen dilekçesini hemen işleme koymuştu. Ancak “Çocuk çizmesi de gerekir mi” deyip Palalı Çizme yetkililerini aradı. Afyonkarahisar’da üretim yapan Palalı Çizme’nin yetkilileri ise böyle bir yardımı esirgemeyeceğini belirterek 20 çocuk çizmesini, Ayşe Hoca’nın okuluna gönderme kararı aldı.
***
Duru’nun kumbarasındaki para ve o birkaç soruluk sevecen dilekçi, Vanlı kardeşlerin unutulmadığını gösterdi.
***
Bu arada Ayşe Türkmen’den de bahsetmek gerek. Depremden önce Erciş’te görev yapan Ayşe Hoca, depremden sonra da Erciş’te. Erciş’e 18 kilometre uzaklıkta, Payköy Yatılı Bölge İlköğretim Okulu’nda çalışıyor.
Bir GSM firmasının reklamındaki gibi belki… Fakat öğrencilerine ve mesleğine bağlı. Bazı sıkıntılar yaşıyor elbette. Sıkıntılar, “pes” ettirmiyor onu ve onun gibi öğretmenleri.
Van’da nasıl yeni bir şehir inşa edilmesi düşünülü-yorsa, Ayşe Hoca ve Van’daki diğer öğretmenler de öyle, nakış nakış yeni bir nesil inşa etme çabasında…