15 Temmuz 2012 Pazar 03:00:00
Birkaç gün önce yaygın ve önemli bir basın kuruluşunun İngilizce günlük yayın yapan gazetesinde Dünya Sağlık Örgütü’nün yetkililerinden Dr. Etienne Krug ile bir mülakat yapıldı. Mülakatta, emniyet kemerinin ne kadar önemli olduğu, Dünya Sağlık Örgütü’nün emniyet kemeri bilincini artırmak için dünya genelinde çalışma yaptığı belirtilmiş. Mülakatta dikkatimi çeken önemli bir ayrıntı, yerel yetkililerin cümlelerinin Dr. Krug tarafından da kurulması.
Dr. Krug, mülakatta Afyonkarahisar’dan da bahsediyor, kentte Dünya Sağlık Örgütü ve Emniyet Müdürlüğü ile birlikte çalışma yapılmadan önce yüzde 7-8 dolaylarında olan emniyet kemeri takma oranının, yüzde 80’lere ulaştığını söylüyor.
***
Bu sözler yabancı gelmedi pek bana. Zira Afyonkarahisar’daki yetkililer de emniyet kemeri takma oranının arttığını, bu bağlamda büyük bir başarı kazanıldığını belirtiyor.
Evet, sürücüler ve yolcular geçen senelere göre emniyet kemeri konusunda biraz daha “duyarlı” görünüyor. Sokağa çıktığınızda, sürücü ya da yolcu koltuğunda emniyet kemeri takanların sayısının arttığını hissediyorsunuz.
Bununla birlikte emniyet kemeri takılıyor mu, takılıyormuş gibi mi yapılıyor?
Toplumda “ünvanlı” olarak göz önünde bulunanların bile sırf otomobilden uyarı sesi gelmesin diye emniyet kemeri yerine emniyet kemer tokası taktığı bir şehirde yaşıyoruz.
Emniyet kemeri takanların da hangi gerekçeyle emniyet kemerini kullandıklarını sorgulamak gerekiyor.
Keşke Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri ve yerel yetkililer, söylemci olarak değil de gözlemci olarak trafikte yer alsalar. Örneğin günde 1-2 taksiye, dolmuşa, özel halk otobüsüne binseler…
Trafikle ilgili ne oluyor, ne bitiyor, neler konuşuluyor, bir öğrenseler…
Meselâ bazı taksiciler, emniyet kemeri takmak isteyen yolcuya, “Boşver abi, Polisler ceza yazmıyor. Bu sıcakta keyfine bak” diyebiliyor.
Keza dolmuşa bindiğinizde ön koltukta iseniz emniyet kemeri takmaya niyetlendiğinizde, şoförü geçtim, yolcular bile “Allah Allah, uzaylı herhâlde” imasıyla sizi izleyebiliyor.
Özel halk otobüslerinde ise, örneğin şoförün arkasındaki koltuklarda emniyet kemeri arasanız da bulamıyorsunuz.
***
Emniyet kemeri uygulamasının bir standardının da olduğunu düşünmüyorum. Önce herkes için zorunlu olan emniyet kemerinin, ardından toplu taşıma araçları ve taksi sürücülerine “serbest” olduğu kulaktan kulağa yayıldı.
Yine Afyonkarahisar’a gelen bakan ya da diğer üst düzey yetkililerin de emniyet kemeri taktıklarına şahit olmadım.
En azından Afyon’a gelen hiçbir bakan ya da üst düzey yetkili, basın mensuplarına emniyet kemeri takarak poz vermedi.
“Benim için de ayrıcalık yok” sloganı, Afyonkarahisar Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, İl Emniyet Müdürü İsmail Türkmenli ile sınırlı kaldı.
***
Emniyet kemerinin takılıyormuş gibi yapılması da büyük bir risk. Biliyoruz ki yüzde 8’lerde olan emniyet kemeri takma oranının yüzde 80’lere çıkması, “kemer takmayana ceza yazılması” ile mümkün oldu. Bilinç altyapısını oluşturmak yıllar alacaktı.
Biz, her zamanki gibi “ceza”yı tercih ettik.
Sürücülerimiz ve yolcularımız, emniyet kemeri takmayı “hayat kurtaran bir eylem”den ziyade “cezadan kurtaran bir rutin” olarak görmeye başladı. Bunun sonucunda, “Arkadan bağlama”, “Yalancı bağlama” gibi emniyet kemeri takma biçim ve adetleri ortaya çıktı. Ya da değişik şehirlerde var olan adet ve şekiller, bize de sirayet etti.
Oysa uzmanlar defalarca uyardı: Emniyet kemeri, vücudu sarmalı, biraz sıkmalı. Böylece bir çarpma anında en az hareketle sabit kalabilmeliyiz…
Geçen günlerde Doğan Haber Ajansı Muhabiri Onur Bayram’ın Çevre Yolu’ndaki trafik kazası ile ilgili yaptığı haberi okumuşsunuzdur: Trafik kazasında, emniyet kemerinin “gerektiği gibi” takılmaması nedeniyle bir kişi hayatını kaybetti.
Bu can, bizim değil mi?
***
Marifet iltifata tabidir.
Dünya Sağlık Örgütü ve İl Emniyet Müdürlüğü’nün Güvenli Trafik Projesi kapsamında, bilgilendirme çalışmalarını görmezlikten gelemeyiz. Basın mensuplarından şoförlere kadar herkesi her şekilde bilgilendiriyorlar.
Yine emniyet kemeri kullanılmasını teşvik edici iki simülasyon cihazının Afyonkarahisar’a kazandırılmasının önemi de büyük.
Uzun vadede gerçekten emniyet kemeri takılması konusunda bilinçli bir şehir hâline gelebiliriz.
Ancak çalışmaları sürdürürken, şu “Yüzde 80” oranını tekrarlamamak gerek.
Rehavete düşersek, ceza bile etkisini yitirir.
Birkaç gün önce yaygın ve önemli bir basın kuruluşunun İngilizce günlük yayın yapan gazetesinde Dünya Sağlık Örgütü’nün yetkililerinden Dr. Etienne Krug ile bir mülakat yapıldı. Mülakatta, emniyet kemerinin ne kadar önemli olduğu, Dünya Sağlık Örgütü’nün emniyet kemeri bilincini artırmak için dünya genelinde çalışma yaptığı belirtilmiş. Mülakatta dikkatimi çeken önemli bir ayrıntı, yerel yetkililerin cümlelerinin Dr. Krug tarafından da kurulması.
Dr. Krug, mülakatta Afyonkarahisar’dan da bahsediyor, kentte Dünya Sağlık Örgütü ve Emniyet Müdürlüğü ile birlikte çalışma yapılmadan önce yüzde 7-8 dolaylarında olan emniyet kemeri takma oranının, yüzde 80’lere ulaştığını söylüyor.
***
Bu sözler yabancı gelmedi pek bana. Zira Afyonkarahisar’daki yetkililer de emniyet kemeri takma oranının arttığını, bu bağlamda büyük bir başarı kazanıldığını belirtiyor.
Evet, sürücüler ve yolcular geçen senelere göre emniyet kemeri konusunda biraz daha “duyarlı” görünüyor. Sokağa çıktığınızda, sürücü ya da yolcu koltuğunda emniyet kemeri takanların sayısının arttığını hissediyorsunuz.
Bununla birlikte emniyet kemeri takılıyor mu, takılıyormuş gibi mi yapılıyor?
Toplumda “ünvanlı” olarak göz önünde bulunanların bile sırf otomobilden uyarı sesi gelmesin diye emniyet kemeri yerine emniyet kemer tokası taktığı bir şehirde yaşıyoruz.
Emniyet kemeri takanların da hangi gerekçeyle emniyet kemerini kullandıklarını sorgulamak gerekiyor.
Keşke Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri ve yerel yetkililer, söylemci olarak değil de gözlemci olarak trafikte yer alsalar. Örneğin günde 1-2 taksiye, dolmuşa, özel halk otobüsüne binseler…
Trafikle ilgili ne oluyor, ne bitiyor, neler konuşuluyor, bir öğrenseler…
Meselâ bazı taksiciler, emniyet kemeri takmak isteyen yolcuya, “Boşver abi, Polisler ceza yazmıyor. Bu sıcakta keyfine bak” diyebiliyor.
Keza dolmuşa bindiğinizde ön koltukta iseniz emniyet kemeri takmaya niyetlendiğinizde, şoförü geçtim, yolcular bile “Allah Allah, uzaylı herhâlde” imasıyla sizi izleyebiliyor.
Özel halk otobüslerinde ise, örneğin şoförün arkasındaki koltuklarda emniyet kemeri arasanız da bulamıyorsunuz.
***
Emniyet kemeri uygulamasının bir standardının da olduğunu düşünmüyorum. Önce herkes için zorunlu olan emniyet kemerinin, ardından toplu taşıma araçları ve taksi sürücülerine “serbest” olduğu kulaktan kulağa yayıldı.
Yine Afyonkarahisar’a gelen bakan ya da diğer üst düzey yetkililerin de emniyet kemeri taktıklarına şahit olmadım.
En azından Afyon’a gelen hiçbir bakan ya da üst düzey yetkili, basın mensuplarına emniyet kemeri takarak poz vermedi.
“Benim için de ayrıcalık yok” sloganı, Afyonkarahisar Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, İl Emniyet Müdürü İsmail Türkmenli ile sınırlı kaldı.
***
Emniyet kemerinin takılıyormuş gibi yapılması da büyük bir risk. Biliyoruz ki yüzde 8’lerde olan emniyet kemeri takma oranının yüzde 80’lere çıkması, “kemer takmayana ceza yazılması” ile mümkün oldu. Bilinç altyapısını oluşturmak yıllar alacaktı.
Biz, her zamanki gibi “ceza”yı tercih ettik.
Sürücülerimiz ve yolcularımız, emniyet kemeri takmayı “hayat kurtaran bir eylem”den ziyade “cezadan kurtaran bir rutin” olarak görmeye başladı. Bunun sonucunda, “Arkadan bağlama”, “Yalancı bağlama” gibi emniyet kemeri takma biçim ve adetleri ortaya çıktı. Ya da değişik şehirlerde var olan adet ve şekiller, bize de sirayet etti.
Oysa uzmanlar defalarca uyardı: Emniyet kemeri, vücudu sarmalı, biraz sıkmalı. Böylece bir çarpma anında en az hareketle sabit kalabilmeliyiz…
Geçen günlerde Doğan Haber Ajansı Muhabiri Onur Bayram’ın Çevre Yolu’ndaki trafik kazası ile ilgili yaptığı haberi okumuşsunuzdur: Trafik kazasında, emniyet kemerinin “gerektiği gibi” takılmaması nedeniyle bir kişi hayatını kaybetti.
Bu can, bizim değil mi?
***
Marifet iltifata tabidir.
Dünya Sağlık Örgütü ve İl Emniyet Müdürlüğü’nün Güvenli Trafik Projesi kapsamında, bilgilendirme çalışmalarını görmezlikten gelemeyiz. Basın mensuplarından şoförlere kadar herkesi her şekilde bilgilendiriyorlar.
Yine emniyet kemeri kullanılmasını teşvik edici iki simülasyon cihazının Afyonkarahisar’a kazandırılmasının önemi de büyük.
Uzun vadede gerçekten emniyet kemeri takılması konusunda bilinçli bir şehir hâline gelebiliriz.
Ancak çalışmaları sürdürürken, şu “Yüzde 80” oranını tekrarlamamak gerek.
Rehavete düşersek, ceza bile etkisini yitirir.