Son zamanlarda Afyonkarahisar’daki esnafın video kliplerine rastlıyoruz. Hatta bu klipleri haber de yapıyoruz. Gençlerin çokça dinlediği, 10 milyon-20 milyon kez izlenen şarkılara esnafın çektiği klipler ilgi görüyor. Ancak bu akıma ‘dur’ denilmesi gerek.
Esnafın klip çektiği şarkıların zaten ezgileri yok da, sözleri ise tüm değerlerimizi alt üst edecek türden.
Şu kadarını söyleyeyim: Herhangi bir esnaf ağabeyimiz, ablamız bu şarkıları ailesiyle dinleyemez, yüzü kızarır. Aile ile dinlenemeyecek kadar kötü sözlere sahip olan bu şarkıların esnafı klipleri ile yeniden gündeme getirilmesini, dinlemeyen kişilere de bu vesile ile dinletilmesini doğru bulmuyorum.
Bunların ötesinde, bizim kadim geleneğimiz Ahilik’e sahip çıkmak gibi bir iddiamız var. Ahilik, esnafımızın uyacağı kurallar bütününü kapsadığı gibi kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasında da önemli bir kilometre taşı.
“Ben bugün siftah yaptım, kardeşim siftah yapmadı” diyerek kendine gelen müşterisini komşusuna yönlendiren esnafımızdır ahi.
“En kalitelisi bende var” diyen esnaf, ahi olur mu?
“Zora gelmeyen kendine gelsin” diyen ahi gördünüz mü?
Esnafın paylaştığı şarkılardaki diğer sözleri örnek veremiyorum, reklam yapmaya gerek yok.
Güvenlik kuvvetlerine kafa tutan, uyuşturucu müptelalığını özendiren, kadınları aşağılayan bu şarkıları insan kendine yakıştırmamalı.
Ahilik, adıyla anılan bir haftada çelenk konulup bulgur pilavı yemekten ibaret hale gelmemeli.
Ahilik, nutuklarda, açıklamalarda kalmamalı.
Ahilik, bir yaşam tarzı olarak devam ettirilmeli.
Afyonkarahisar’daki esnafın zaten bu konularda sorunu yok.
Afyonkarahisar’daki esnaf zaten işini iyi yapar; İyi ürün satar, müşterinin pazarlık yapmasına müsaade eder; gerekirse kârından kısar, müşterisini geri çevirmez. Çok zor durumda gördüğü müşterisine yardım eder; yine zor durumdaki esnaf kardeşine dayanışma örneği göstererek destek olur.
Buradaki meselemiz, esnafımızın popüler kültür seviyesinin bile altındaki şarkılara alet olmamasıdır. Gençlerimizi bu şarkıların özendirdiği her türlü bağımlılıktan uzak tutmamız gerekir.
Bu konuda da Afyonkarahisar esnafı duyarlılığını bir kez daha gösterecektir.
POPÜLER KÜLTÜRÜN VİTRİNİ
Popüler kültür kavramından kastımız, yaygın basın yayın organlarında sunulan, “bunu mutlaka tüketmelisin” denilen şarkılar, diziler, sinemalar, programlar. Bu yönüyle televizyonda izlediğimiz ve çok ciddi zannettiğimiz bir haber programı bile, popüler kültür öğesi hâline gelebilir.
Bizim üniversite yıllarında eleştirdiğimiz popüler kültür ürünleri, bugünkü genel duruma baktığımızda “kaliteli” ve “üst düzey” kalıyor ne yazık ki…
Konunun en keskin ayrışması müzik alanında yaşanır.
Meselâ Tarkan Tevetoğlu’nu, Kenan Doğulu’yu, Yonca Evcimik’i “popüler kültür”ün parçası, hatta üretilmiş bir öznesi kabul ederdik. 2024 yılından baktığımızda zikrettiğim sanatçıların ve benzerlerinin hiç değilse dillere düşecek şarkılar üretebildiğini görebiliyorum. Son yılların popüler kültürü birkaç başlığa indirgendi: Ya her şeyin muhalifi olup şarkılarınızda tüm değerlere söveceksiniz; ya da siyasi hiçbir yönünüz olmayacak ve havuz başında, boynunuzda büyük kolyelerle çektiğiniz kliplerle gençlerde özentilik oluşturacaksınız…
Bu kadarla sınırlı değil elbette… Çünkü yaygın basın kuruluşlarına, sosyal medya şirketlerine bu yetmiyor. Şimdi moda, “şarkıyı söyleyemeyenler…” Fötr bıyıkları, pos bıyıkları, renkli kravatları ile dikkat çeken bir popüler kültür unsuru, sadece “aa, ee, uu, ii” diyerek nice konserler vardı. Ülkemizin doğusundaki bu popüler kültür unsurunun karşısına ülkemizin batısındaki “tüm şarkıları yanlış söyleyen adam” çıkarıldı. Hiçbir şarkının sözünü doğru bilemeyen bu adama “Sütü çektim mandıradan, geliyorum Kandıra’dan” gibi “anlamlı” sözler yazılarak şarkı yaptırıldı. İlginçtir, her iki popüler kültür unsuru da gençler tarafından oldukça fazla “izleniyor.”
Popüler kültür vitrinini, Tarkan Tevetoğlu’dan Kandıralı beyefendiye bıraktı.
Aradaki fark budur.