20 Ekim 2015 Salı 03:00:00
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 12 Haziran 2011 seçimlerinde aldığı yüzde 50’ye yakın oy, 7 Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 41’e düşünce, parti içinde hareketlenme başladı. ‘Neler oluyor’, ‘nerede hata yaptık’ gibi sorular sorulunca bir ‘fabrika ayarları’ söylemidir gitti. Yetkililerin ağzından “Fabrika ayarlarına döneceğiz”, “aslımızı unutmayacağız” gibi cümleler döküldü.
Fakat Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ‘fabrika ayarları’ ne idi?
Sizi hiç ‘beyannameler’le, ‘parti programları’yla yormayacağım. Çünkü her seçim için ayrı sloganlar geliştirildiğini biliyoruz.
Kaba hatları ile hatırlayalım:
2002’de 3 partili koalisyon, ekonomik kriz ve iki büyük, iki orta ölçekte depremi atlatmaya çalışan bir ülkeyle karşı karşıyaydık. Koalisyon, içindeki bir parti tarafından bozuluyor; koalisyonun büyük ortağı, Dünya Bankası destekli projelerle bölünüyor, en küçük ortak ise iki arada, bir derede kalıyordu.
‘Yeni bir soluk’ aranıyordu adeta. Bu aşamada iki yeni soluk çıktı vatandaşın karşısına: Biri Recep Tayyip Erdoğan, diğeri Cem Uzan.
Erdoğan’ın milletvekilliğini engellemeye kalkıştılar; Cem Uzan da parasıyla her şeyi elde edebileceğini zannetti. Zaten Genç Parti’yi de Yeniden Doğuş Partisi’ni ‘hülle’ ile ele geçirerek sahneye çıkarmıştı.
Neticede Adalet ve Kalkınma Partisi ‘yeni soluk’ olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çoğunluğu yakaladı. ‘Yeni soluk’, aynı zamanda ekonomik refah, toplumsal özgürlük vadediyordu.
22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce ise başka bir süreç yaşandı. ‘Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmasın’ kampanyası, ‘Çankaya’da AKP’li olmasın’ kampanyasına dö-nüştü. Cumhurbaşkanı Adayı Abdullah Gül, seçilemedi. 22 Temmuz 2007 seçim sürecinde Adalet ve Kalkınma Partisi, bu durumu iyi bir şekilde kullandı. ‘Çankaya’da eşi başörtülü Cumhurbaşkanı istiyoruz’ lafzı, karşılık buldu. Adalet ve Kalkınma Partisi oyunu ciddi oranda artırarak iktidara geldi.
Zaten 22 Temmuz seçimlerinden sonra da ‘başörtüsü’ sorunu için çözüm süreci başladı. Halk nezdinde Adalet ve Kalkınma Partisi, ‘özgürlük vaadinin gereğini yerine getiren’ bir partiydi.
2011 seçimlerinde ise temel vurgu istikrardı. Ülkenin gelişmişliğinden söz açan Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili adayları, ‘büyümeyi sürdürelim’ dedi. Büyümenin sürmesi, iktisadi alanda şirketlerin varlığının devamı, işçilerin maaşlarının gününde ödenmesi gibi başlıkları içeriyordu.
Adalet ve Kalkınma Partisi, her iki kişiden birinin oyunu aldı.
Ve geldik 2015’e. 2015’te Adalet ve Kalkınma Partisi’nin önünde vatandaşı doğrudan ilgilendiren sorunlar ya da çözüm önerileri yoktu.
‘Yol yaptık’, ‘Hızlı tren geldi’, ‘Baraj yaptık’ gibi yaklaşımlar, yine oy getirdi ama, tek başına iktidar getirmedi.
‘Fabrika ayarları’ndan kasıt, 2002’deki günlere dönmek ise zor.
Halka sunulacak ve propaganda edilecek ‘malzeme’ sıkıntısı yaşıyor Adalet ve Kalkınma Partisi. Başörtüsü, Çankaya’da muhafazakâr yönetici, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması…
Başka var mı halkın yüreklerini titretecek proje?
2023 projeleri, vatandaşın ilgisini çekiyor mu?
Kanal İstanbul projesinden bahseden var mı?
Başkanlık Sistemi ya da yeni Anayasa, halkta heyecanla karşılanıyor mu?
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin artık ‘fabrika ayarları’na dönmesi zor görünüyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 12 Haziran 2011 seçimlerinde aldığı yüzde 50’ye yakın oy, 7 Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 41’e düşünce, parti içinde hareketlenme başladı. ‘Neler oluyor’, ‘nerede hata yaptık’ gibi sorular sorulunca bir ‘fabrika ayarları’ söylemidir gitti. Yetkililerin ağzından “Fabrika ayarlarına döneceğiz”, “aslımızı unutmayacağız” gibi cümleler döküldü.
Fakat Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ‘fabrika ayarları’ ne idi?
Sizi hiç ‘beyannameler’le, ‘parti programları’yla yormayacağım. Çünkü her seçim için ayrı sloganlar geliştirildiğini biliyoruz.
Kaba hatları ile hatırlayalım:
2002’de 3 partili koalisyon, ekonomik kriz ve iki büyük, iki orta ölçekte depremi atlatmaya çalışan bir ülkeyle karşı karşıyaydık. Koalisyon, içindeki bir parti tarafından bozuluyor; koalisyonun büyük ortağı, Dünya Bankası destekli projelerle bölünüyor, en küçük ortak ise iki arada, bir derede kalıyordu.
‘Yeni bir soluk’ aranıyordu adeta. Bu aşamada iki yeni soluk çıktı vatandaşın karşısına: Biri Recep Tayyip Erdoğan, diğeri Cem Uzan.
Erdoğan’ın milletvekilliğini engellemeye kalkıştılar; Cem Uzan da parasıyla her şeyi elde edebileceğini zannetti. Zaten Genç Parti’yi de Yeniden Doğuş Partisi’ni ‘hülle’ ile ele geçirerek sahneye çıkarmıştı.
Neticede Adalet ve Kalkınma Partisi ‘yeni soluk’ olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çoğunluğu yakaladı. ‘Yeni soluk’, aynı zamanda ekonomik refah, toplumsal özgürlük vadediyordu.
22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce ise başka bir süreç yaşandı. ‘Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmasın’ kampanyası, ‘Çankaya’da AKP’li olmasın’ kampanyasına dö-nüştü. Cumhurbaşkanı Adayı Abdullah Gül, seçilemedi. 22 Temmuz 2007 seçim sürecinde Adalet ve Kalkınma Partisi, bu durumu iyi bir şekilde kullandı. ‘Çankaya’da eşi başörtülü Cumhurbaşkanı istiyoruz’ lafzı, karşılık buldu. Adalet ve Kalkınma Partisi oyunu ciddi oranda artırarak iktidara geldi.
Zaten 22 Temmuz seçimlerinden sonra da ‘başörtüsü’ sorunu için çözüm süreci başladı. Halk nezdinde Adalet ve Kalkınma Partisi, ‘özgürlük vaadinin gereğini yerine getiren’ bir partiydi.
2011 seçimlerinde ise temel vurgu istikrardı. Ülkenin gelişmişliğinden söz açan Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili adayları, ‘büyümeyi sürdürelim’ dedi. Büyümenin sürmesi, iktisadi alanda şirketlerin varlığının devamı, işçilerin maaşlarının gününde ödenmesi gibi başlıkları içeriyordu.
Adalet ve Kalkınma Partisi, her iki kişiden birinin oyunu aldı.
Ve geldik 2015’e. 2015’te Adalet ve Kalkınma Partisi’nin önünde vatandaşı doğrudan ilgilendiren sorunlar ya da çözüm önerileri yoktu.
‘Yol yaptık’, ‘Hızlı tren geldi’, ‘Baraj yaptık’ gibi yaklaşımlar, yine oy getirdi ama, tek başına iktidar getirmedi.
‘Fabrika ayarları’ndan kasıt, 2002’deki günlere dönmek ise zor.
Halka sunulacak ve propaganda edilecek ‘malzeme’ sıkıntısı yaşıyor Adalet ve Kalkınma Partisi. Başörtüsü, Çankaya’da muhafazakâr yönetici, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması…
Başka var mı halkın yüreklerini titretecek proje?
2023 projeleri, vatandaşın ilgisini çekiyor mu?
Kanal İstanbul projesinden bahseden var mı?
Başkanlık Sistemi ya da yeni Anayasa, halkta heyecanla karşılanıyor mu?
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin artık ‘fabrika ayarları’na dönmesi zor görünüyor.