Afyonkarahisar Belediyesi ile Ensar Vakfı Afyonkarahisar Şubesi, Atilla Yayla’nın katılımıyla 15 Temmuz’daki işgal girişimini anlatan bir panel düzenledi. Atilla Yayla ismi özelinde itirazlarım vardı, Prof. Dr. Yayla’nın Afyonkarahisar’a getirildiğini sorguladım. Öğrendiğim kadarıyla Yeniden Milli Mücadele geleneğinden gelen Atilla Yayla, daha sonra “liberal” dünya görüşünü kabul ediyor. Bu “liberal” görüş çerçevesinde de Avrupa Birliği ile de, Alman Vakıfları ile de temas hâline kalıyor.
Ta ki dershanelerin kapatılması gündeme gelsin. O dönem, Atilla Yayla “Önce Tayyip Erdoğan, ardından liberalizm” çizgisinde düşünmeye başlıyor. Afyonkarahisar’a da hatır için, kıramayacağı bir davet aldığı için geliyor.
Olabilir, her görüşten bilimadamı, siyasetçi, Afyonkarahisar’da konuşma yapabilir; hitap edebilir, fikirlerini paylaşabilir.
Paylaşmalı da hem. Düşünce dünyamızın farklı yaklaşımlara ihtiyacı var.
Bununla birlikte 15 Temmuz’daki darbe görünümlü işgal girişimini anlatabilecek ve üzerinde durulması gereken bir isimden bahsedeyim: Fatih Tezcan.
Fatih Tezcan, 17-25 Aralık 2013’teki operasyonlardan önce de FETÖ’nün nasıl bir örgütlenme olduğunu anlatan gazetecidir. Ortadoğu’da bir hareketlenme olsa, meselâ Suriye’de, Mısır’da bir gelişme olsa, borç para bulup uçakla olay yerine intikal eder.
Ben Fatih Tezcan’ı Odatv’nin yayınları ile fark ettim. Odatv, “Yandaş” sıfatını kullanıyordu Fatih Tezcan için. Oysa bence Fatih Tezcan’a “yandaş” demek, hakaret.
Tezcan, “Canım, kanım Tayyip Erdoğan’a feda olsun” demiştir ve fedailik, yandaşlık kadar ucuz değil.
Bununla birlikte “Biz susarken Tarık Akan, FETÖ’ye direnmiştir; arkasından kötü konuşmam” diyebilen, terör örgütlerinin Hatay’daki taşeronları hakkında Türkiye’yi uyarabilen bir yürektir Fatih Tezcan.
Fatih Tezcan, aklıyla, ruhuyla, beyniyle bir davaya kendini adamıştır ve bu bağlamda konuşmayı, panellerde hitabı hak eden bir kişidir.
15 Temmuz olgusunu, öncesi ve sonrası ile Fatih Tezcan anlatmalıdır. Afyonkarahisar Belediyesi de bu konuda öncülük edebilir.
Fatih Tezcan’ın Afyonkarahisar’a davet edilmesi, şehrin fikri dünyasına canlılık getirir.
Fatih Tezcan bir örnek. 15 Temmuz’daki ihaneti farklı cenahlardan anlatacak birçok araştırmacı ve yazar vardır elbette.
Mesela, Banu Avar 15 Temmuz ile Amerikan istihbaratı bağlantısını açıkça ortaya koyabilir.
Hande Fırat ve Erdoğan Aktaş, darbeciler tarafından basılan yayın kuruluşunu ve sonrasını, katılımcılarla paylaşabilir.
Abdülkadir Selvi, 15 Temmuz sürecinin nasıl işlediğini anlatabilir.
Meselâ Anadolu Ajansı’ndan Elif Öztürk, Şehitler Köprüsü’ndeki o müthiş fotoğrafı nasıl çektiğini söyleyebilir bizlere.
Şehit Mustafa Cambaz ile Şehit Erol Olçok’un aileleri, cesur yürekli kahramanların hayatlarından kesitler sunabilir.
Örnekleri çoğaltmamız mümkün.
15 Temmuz’daki darbe görünümlü işgal girişimini unutmamak, boynumuzun borcu.