17 Nisan 2012 Salı 03:00:00
Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği, Olağanüstü Kongresi’nde yeni yönetim seçildi. Yeni yönetimi tebrik ediyorum. Tabii bu arada, eleştirmeden olmaz: Dernek’in ismi “Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği” mi, “Afyonkarahisar Gazeteciler Dayanışma Derneği” mi? Pankartta ayrı, logoda ayrı yazıyor da, hatırlatayım dedim.
Kongre sürecinde “Gazeteci kimdir, nasıl olmalıdır” diye düşündüm.
Vardığım sonuç şudur: Gazeteci, şahit olduğunu, araştırdığını en doğru biçimde aktaran kişidir. Ama bunun yanında vicdani bir takım sorumlulukları olan, bu sorumlulukların da gereğini yerine getiren kişi olmalıdır.
Haber yazmak ve onu aktarmak, işin kolay kısmı.
Bazen bir haber yazarsınız, biri çıkar “Bu haber yalan” der.
Halbuki haberin içeriği genelde “yalan”la değil, başka bir kesimin iddiasından ibarettir. “Yanlı” diye eleştirilir haberciler.
Oysa bu da görecelidir. “Hangi yanlı” sorusu gündeme geleceği gibi “Yansız bir şey var mı” sorusu da sorulabilir.
Afyonkarahisar’daki basın geleneğinin habercilikle ilgili öyle çok büyük bir sıkıntısı olduğunu zannetmiyorum. Eksik-gedik bıraktığımız yönlerimiz vardır elbette, o yönlerimiz de zamanla ve çalışmayla aşılır.
Asıl vurgulanması gereken, gazetecinin görevi gereği toplumun her kesimiyle birebir görüşebilmesi dolayısıyla yüklendiği sorumluluktur.
Gazetecilik, vicdani yükümlülüklerin de yerine getirildiği bir mesleğe dönüşmeli. Zaten mesleğin genel içeriği buna uygun, biraz da bizim gayretimiz gerekli.
Gazetecilerin mesleğiyle, memleketiyle, ülkesiyle, çevresindeki insanların ferahlığıyla, nihayetinde dünya ile ilgili bir “dert”i olmalı. Bu dert adeta gazetecinin içini yakmalı.
Yerine göre fahri trafik polisi, yerine göre arama ve kurtarma ekibinin bir parçası, yerine göre sigaraya ve her türlü bağımlılığa karşı mücadelenin bir unsuru olmalı gazeteci.
Son 5-6 yıldır iş dünyasından kamu kurumlarına, özel şirketlerden vakıflara hemen her yerde öne çıkan bir kavram var: Sosyal sorumluluk.
Sosyal sorumluluk kavramının alanı da oldukça geniş.
Van’daki depremzedelere yardım göndermek de sosyal sorumluluk kapsamında, yanıbaşınızdaki okula birkaç kitap bağışlamak da. Bir fidanı toprakla buluşturmak da sosyal sorumluluk olarak nitelenebilir, kedilere ve köpeklere barınacak bir mekan sağlamak da.
Sosyal sorumluluğu sadece maddi imkanlarla kısıtlamak da doğru değil. Sosyal sorumluluk bağlamında afetlere karşı temel bilinç geliştirilmesi, ihtiyaç sahibi bir grup üyelerinin meslek edineceği şekilde eğitilmesi, öğrencilerin verimli bir zaman geçirmesinin sağlanması da sosyal sorumluluk çerçevesinde değerlendirilebilir.
Bilmem haberiniz oldu mu? İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, üniversite öğrencileri, ilköğretim öğrencileri, kamu kurumlarının personellerinin yanı sıra Afyonkarahisar’daki basın mensuplarını da eğitimden geçiriyor. 10 Ocak 2012’de kutlanan Gazeteciler Günü’yle başlayan eğitimler Şubat ve Mart aylarında da devam etti. Nisan’da yapılacak eğitimin de sanırım eli kulağında. İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün bu iyi niyetli çabasına rağmen, Afyonkarahisar’daki basın kuruluşlarının afet eğitimine alakası çok düşük düzeydeydi.
Yine Dünya Sağlık Örgütü’nün Afyonkarahisar’da Güvenli Trafik Projesi kapsamında düzenlediği Medya Çalıştayı’na ben diyeyim 5, siz deyin 10 kişi katıldı.
9 Mart 2011 ve 10 Ocak 2012’de Kızılay Kan Bağış Merkezi’nde kan bağışladık. 2012’deki katılım, 2011’den düşüktü.
250-300 basın mensubunun hepsi tabii ki bu tür toplantılara iştirak edemez, ama en azından bu kadar basın mensubunun bulunduğu toplantıda katılımcı sayısının 50’yi bulması gerekmez mi?
Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği’nin önümüzdeki süreçte, umutla beklenen TOKİ konutlarının inşasından başka, sosyal sorumluluk projelerini de geliştirmelerini, geliştirilen sosyal sorumluluk projelerinde de azami katılımı sağlamasını talep ediyorum.
Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği, Olağanüstü Kongresi’nde yeni yönetim seçildi. Yeni yönetimi tebrik ediyorum. Tabii bu arada, eleştirmeden olmaz: Dernek’in ismi “Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği” mi, “Afyonkarahisar Gazeteciler Dayanışma Derneği” mi? Pankartta ayrı, logoda ayrı yazıyor da, hatırlatayım dedim.
Kongre sürecinde “Gazeteci kimdir, nasıl olmalıdır” diye düşündüm.
Vardığım sonuç şudur: Gazeteci, şahit olduğunu, araştırdığını en doğru biçimde aktaran kişidir. Ama bunun yanında vicdani bir takım sorumlulukları olan, bu sorumlulukların da gereğini yerine getiren kişi olmalıdır.
Haber yazmak ve onu aktarmak, işin kolay kısmı.
Bazen bir haber yazarsınız, biri çıkar “Bu haber yalan” der.
Halbuki haberin içeriği genelde “yalan”la değil, başka bir kesimin iddiasından ibarettir. “Yanlı” diye eleştirilir haberciler.
Oysa bu da görecelidir. “Hangi yanlı” sorusu gündeme geleceği gibi “Yansız bir şey var mı” sorusu da sorulabilir.
Afyonkarahisar’daki basın geleneğinin habercilikle ilgili öyle çok büyük bir sıkıntısı olduğunu zannetmiyorum. Eksik-gedik bıraktığımız yönlerimiz vardır elbette, o yönlerimiz de zamanla ve çalışmayla aşılır.
Asıl vurgulanması gereken, gazetecinin görevi gereği toplumun her kesimiyle birebir görüşebilmesi dolayısıyla yüklendiği sorumluluktur.
Gazetecilik, vicdani yükümlülüklerin de yerine getirildiği bir mesleğe dönüşmeli. Zaten mesleğin genel içeriği buna uygun, biraz da bizim gayretimiz gerekli.
Gazetecilerin mesleğiyle, memleketiyle, ülkesiyle, çevresindeki insanların ferahlığıyla, nihayetinde dünya ile ilgili bir “dert”i olmalı. Bu dert adeta gazetecinin içini yakmalı.
Yerine göre fahri trafik polisi, yerine göre arama ve kurtarma ekibinin bir parçası, yerine göre sigaraya ve her türlü bağımlılığa karşı mücadelenin bir unsuru olmalı gazeteci.
Son 5-6 yıldır iş dünyasından kamu kurumlarına, özel şirketlerden vakıflara hemen her yerde öne çıkan bir kavram var: Sosyal sorumluluk.
Sosyal sorumluluk kavramının alanı da oldukça geniş.
Van’daki depremzedelere yardım göndermek de sosyal sorumluluk kapsamında, yanıbaşınızdaki okula birkaç kitap bağışlamak da. Bir fidanı toprakla buluşturmak da sosyal sorumluluk olarak nitelenebilir, kedilere ve köpeklere barınacak bir mekan sağlamak da.
Sosyal sorumluluğu sadece maddi imkanlarla kısıtlamak da doğru değil. Sosyal sorumluluk bağlamında afetlere karşı temel bilinç geliştirilmesi, ihtiyaç sahibi bir grup üyelerinin meslek edineceği şekilde eğitilmesi, öğrencilerin verimli bir zaman geçirmesinin sağlanması da sosyal sorumluluk çerçevesinde değerlendirilebilir.
Bilmem haberiniz oldu mu? İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, üniversite öğrencileri, ilköğretim öğrencileri, kamu kurumlarının personellerinin yanı sıra Afyonkarahisar’daki basın mensuplarını da eğitimden geçiriyor. 10 Ocak 2012’de kutlanan Gazeteciler Günü’yle başlayan eğitimler Şubat ve Mart aylarında da devam etti. Nisan’da yapılacak eğitimin de sanırım eli kulağında. İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün bu iyi niyetli çabasına rağmen, Afyonkarahisar’daki basın kuruluşlarının afet eğitimine alakası çok düşük düzeydeydi.
Yine Dünya Sağlık Örgütü’nün Afyonkarahisar’da Güvenli Trafik Projesi kapsamında düzenlediği Medya Çalıştayı’na ben diyeyim 5, siz deyin 10 kişi katıldı.
9 Mart 2011 ve 10 Ocak 2012’de Kızılay Kan Bağış Merkezi’nde kan bağışladık. 2012’deki katılım, 2011’den düşüktü.
250-300 basın mensubunun hepsi tabii ki bu tür toplantılara iştirak edemez, ama en azından bu kadar basın mensubunun bulunduğu toplantıda katılımcı sayısının 50’yi bulması gerekmez mi?
Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği’nin önümüzdeki süreçte, umutla beklenen TOKİ konutlarının inşasından başka, sosyal sorumluluk projelerini de geliştirmelerini, geliştirilen sosyal sorumluluk projelerinde de azami katılımı sağlamasını talep ediyorum.